Gazâli (v. 505/1111), Râzî (v. 606/1210) ve Âmidi (v. 631/1233) gibi kelâmcılar ise keşf ve ilhamla kesin bilgilerin elde edilebileceğini kabul ederler.Ancak keşf ve ilhamın kesin bilgiler verebilmesi ve vehimden arınabilmesi için nasla desteklenmesi zorunludur. Keşf ve ilham bir bakıma icti-hada benzer. Nasıl ki ictihad sadece sahibini bağlarsa keşf ve ilham da genel geçer bir hüküm ifade etmeyip sahibini bağlar ve zan ifade eder.
Selçuk hükümdarı zamanında Konya'da Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki ilişkiler son derece dostaneydi. Mevlevilik dahi I.Alaeddin döneminde kurulmuştur. İktidarı zamanında Konya'ya 1233 yılında Buhâra'dan Celâleddin ve 1246 yılında Tebrizli Şemseddin gelmiş, Mevlevi tarikatını kurmuşlardır. Mevlevilik, sadece Hıristiyanlığa karşı hoşgörüye sahip olmakla kalmamış, aynı zamanda tüm dinleri aynı felsefi temelde birleşir kabul etmiştir.
Erbil atabeyi Muzaffereddin Gök-börü (1190-1233) ise kör ve sakatlar için dört hânekâh, dul ve yaşlılar, yetim ve kimsesiz çocuklar için yurtlar kurmuş, sütanneler tahsis etmiş, vakıflar kurmuştur.
İslâm dünyası; 13. yüzyılda ardı ardına gerçekleşen haçlı saldırılarıyla boğuşurken, birdenbire doğudan batıya doğru hızla yayılan Moğol istîlâlarıyla da karşı karşıya kaldı. Göçebe Moğol ve Tatar boyları, 1206/603 yıllarından itibaren Cengiz Han (1227/624) idaresinde güçlü ve acımasız bir birlik kurdular. Müslümanların hâkimiyeti altındaki Horasan ve Ortadoğu bölgelerine girdiler. Bu bölgelerde 1221-1222/618-619 yıllarında Cengiz’in seçme komutanları Cebe (1225/622) ve Subutay(1248/646) komutasında şehirleri yerle bir eden amansız saldırılar başlattılar.
İbnü’l Esîr (1233/630), Moğol vahşetini kitabına şu cümlelerle kaydetmiştir: “Cenâb-ı Allah’tan temennimiz, bu dünya ayakta durduğu müddetçe, kıyâmet kopuncaya kadar, belki Ye’cüc ve Me’cüc olayı hariç, inşallah bir daha böyle büyük bir musibet ve dehşet verici bir felâketin insanların başına gelmemesidir.”
Hem aklî zevk hem de manevi arınma olarak tanımlanan mutluluk, bir varlık aksiyolojisine dayanır. Fârâbi Kitabü'l-Millede mutluluğu akledilirler âlemine yakınlık olarak açıklar. İbn Sina da aynı görüştedir. "Mutluluk, bilgide mükemmelliğe ulaşmanın dışında elde edilemez." Gazali mutluluğu "aklın yüksek tabiatı"na dayandırarak, soyutlanma olarak akledilirlik ve manevi soyutlanma olarak mutluluk arasındaki bağlantıyı ifade eder." Kelamcı Seyfeddin Amidî (ö. 631/1233) Ebkârü'l-efkar adlı eserinde beşerî hayatın sonunu manevi kemal olarak tanımlar ve manevi kemalin anlamının akledilirlerin kapsamlı bilgisi olduğunu ifade eder. Benzer bir biçimde Endülüslü mutasavvıf ve filozof Ibn Seb'in (ö. 669/1270) mutluluğun safhalarını, başlangıcı "eşyanın hakikatini idrak edecek hikmet zevki" sonu ise "marifetullah" ve ilk "hakikate yakınlık" olarak tanımlar. Bu yaklaşımın belki de en iyi örneği, Ebû Bekir Razî'nin (ö. 313/925) meşhur es-Siretü'l-felsefiyye risalesinde yer alır. Bu eserde Râzî "kendisi için yaratıldığımız ve kendisine doğru hareket ettirildiğimiz en faziletli şey, bedenî zevkleri elde etmek değil bilginin elde edilmesi ve adaletin tatbik edilmesidir; bu ikisi yoluyla bu âlemden kurtulup içinde ne ölüm ne de acının olduğu âleme geçiş söz konusu olur" der.
İsmini Eyyübiler dönemi emirlerinden Rukneddin Menkurstan (v., 1233) alan Rukneddin, Şam'ın en eski ve en büyük Kürt mahallesi. Mahallenin temellerini aslında Salahaddin Eyyûbinin babası Necmuddin Eyyub (v. 1173) ve amcası Şirkuh'un (v. 1169 attığı düşünülüyor. Ancak Rukneddin'in asıl bânisi, buraya yaptırdığı medrese ve diğer eserlerle, Menkurs kabul ediliyor. Emir Menkurs, semtin doğu sınırında yer alan ve şu anda cami olarak hizmet veren Rukniyye Medresesi'nde medfun. Medresenin tesis edildiği meydan, günümüzde Osmanlı dönemi Şam eşrafından Şemdin Ağa'nın (v. 1860) adını taşıyor. Sultan Abdülmecid'in ilgisine mazhar olan Şemdin Ağa'nın en büyük oğlu Muhammed Said Paşa (y, 1900), Osmanlı hükümeti tarafından "hac emiri" olarak görevlendirilmiş. Meydanın güneybatısında "Eyyûbi Kürtlerinin Makamı" şeklinde ilginç bir kabristan var. Burada kimlerin yattığı sabit olmasa da, ırkları belirtilmiş.