Aslında her fikir yansızdır, ya da öyle olmalıdır; ama insan onu canlandırır, alevlerini ve cinnetlerini yansıtır ona; saflığını yitirmiş, inanca dönüştürülmüş fikir, zaman içindeki yerini alır, bir olay çehresine bürünür; Mantıktan sara hastalığına geçiş tamamlanmış olur... İdeolojiler, doktrinler ve kanlı şakalar böyle doğar.
İnsanların yaşamında attığı bir yanlış adımla ölene dek ezikliğinden kurtulamayacağı, kendisini öyle saptayacağı, kendi varlığı yerine kendisine yabancı o varlığı kabul ettiği (ettirildiği), o varlık yüzünden artık hep yenilmişliğin izlerini taşıyarak yaşamanın zorunluluk olduğunu sandığı zamanlar vardır. Bir çeşit insansal buyurganlığın kurbanı mıydım ben şimdi?