Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2021 50. kitabı
"Nesini söyleyeyim, nesini anlatayım, nereden başlayayım, nerede bitireyim bilmem; böyle dile söze gelmez şeyleri insan kulağıyla değil, yüreğiyle duyabilir ancak. Bizim acımızın üstünde acı yoktur, bizim figanımızın üstüne figan yoktur. Şengal Dağı kadar büyüktür derdimiz, göğsümüzün üstüne oturmuştur. Öyle çok kanımız döküldü ki, iki nehrin suyu bu kanı yıkamaya yetmez. Ulu Fırat, ulu Dicle bile temizleyemez bu lekeyi. Ooooy oy, oy. Ocağımız sönmüş bizim, kolumuz kesilmiş bizim, hanemize baykuşlar konmuş bizim, hikâyemiz kıyamete kalmış bizim." Her şey gazeteci olan İbrahim'in, rutin yazıişleri toplantılarındaki bir haberin önlerine gelmesiyle başlar: "ABD'nin Jacksonville şehrinde, abilerine ait pizza lokantasında çalışan Hüseyin Yılmaz adlı bir Türk'ü, Amerikalı İslam düşmanı ırkçılar bıçaklayarak öldürmüştü." Mardin doğumlu genç, İbrahim'in aynı sırayı paylaştığı, misket oynadığı çocukluk arkadaşıdır. Yıllarca görmediği Mardin'e geldiğinde kasvetli bir havayı içine çeker İbrahim. Çocukluğundaki Mardin geride kalmıştır. Süryanisi, Mecusisi, Zerdüştü, birçok kadim halkın ahbaplık ettiği şehrin üstünde karabulutlar esmektedir. Peki neydi Hüseyin'i ölüme sürükleyen koşullar? İz sürmeye başlar İbrahim, bir zamanlar babasının elinden tutup gezdiği Mardin sokaklarında. Öğrenir ki, Hüseyin Sağlık Yüksek Okulu'nu bitirmiş. Suriye'den gelen göçmenlerin kamplarına gelen Sınır Tanımayan Doktorlar grubundaki doktorlarla göçmenlerin dertlerine derman olmaya başlamış. Birçok gerçekle de orada yüzleşmiş. IŞİD zulmünden kaçanları, özellikle Yezidilere yapılanları gördükçe, duydukça kahrolmuş. Saplantıya dönüşmüş Yezidiler Hüseyin'de. Meleknaz adlı, bebekli Yezidi kızı sevmiş. Hem de nişanlıyken. Hem de nişanı atacak kadar. Meleknaz'ı kamptan çıkarıp, ailesinin yanına götürmüş.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·160 syf.··
2021 50. kitabı
Zülfü Livaneli
8.2/10 · 117,6bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2021 49. kitabı
"Güneşten ağır ağır gölgeye geçilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey. Kederli bir mazisi oldu. Burnu havada, başı dikti hep. Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece Haliç'in kirli sularına bakarken anladı ki aslında hep öyle sanmış. Oysa şiddetle yanılmış. Ve yine anladı ki hayatı zaten tümüyle bir yanılgıymış." Aziz Bey, çatık kaşlı, sert mizaçlı, huysuz babanın; babasının elinden oldukça çekmiş çilekeş bir ananın tek evladıdır. Çocukken, dedesinin vakitsiz ölümüyle birlikte, oldukça iyi çaldığı tamburu babasına kalır. Dolabın üstünde unutulmaya yüz tutmuş tambur Aziz'in elinde oyuncakken, zamanla odasının baş köşesinde yerini alır. Aklı bir karış havada, hovarda, oldukça yakışıklı Aziz Bey, sürekli kavga halinde olan babasının tüm çabasına rağmen okumaz. Cankurtaranlık, dolmuş şoförlüğü vs. çeşitli işler yapar, kazandığını da meyhanelerde yer. Güzeller güzeli Maryam'a deli gibi âşık olur. Aklını başından alır Maryam. Gecesine gündüzüne sığdıramadığı Maryam ise aynı duyguları beslemez Aziz Bey'e. Mayram'ın Beyrut'ta kürkçü dükkânı olan hali vakti yerinde amcasının çağırmasıyla ailece Beyrut'a taşınırlar. Bu Aziz Bey için yıkım olur. Çalıştığı işyerlerinde dalgın ve düşünceli hali, son işyerinden de kovulmasına neden olur. Evde kıyamet kopar. Babası binbir hakaretle oğlunu evden kovar. Kapının yüzüne kapanmasıyla geriye dönüşü olmayan hadiseler yaşanır. Maryam'la mektuplaşmaları onu Beyrut'un sıcağına götürür. Umduğunu bulamaz Aziz Bey. Soğuk ve ilgisizdir Maryam. Parası tükenir. Yapayalnız olduğu şehirde aç susuz kalır. Tek yoldaşı tamburudur. Yine hicran ile gün bitti, güneş battı gönül. Yazık, ümit seni bir gün daha aldattı gönül. Bu nağmeler kaldığı otelin duvarlarında çınlarken, dilini anlamadığı
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 48. kitabı
"Alavere de oradaydı, Cüce Çoban da. Altın şirketinin temsilcisini korumaya gelmişler gibi adamın önüne geçip göğüslerini siper etmişlerdi. Ortalık karıştı bir anda, büyükannesinin temsilcinin üstüne yürümesiyle kavga patladı. Sopasını kaldıran Cüce Çoban'ı tuttuğu gibi kahveden dışarı sürükledi Sultanay Dudu, 'Biz keçilerimizi alıyoruz senden, püskül kafa, hadi oradan!' dedi. 'Arı kovanlarını kaldır bizim yamaçtan, Alavere'nin bahçesine götür, madenciler yesin senin balını!'" Altınçayır Vadisi'nin onlarca basamaklı menekşe boyalı evinde annesi, babası, büyükannesiyle yaşar Asinaz. Günleri, biricik dostu Semagül'e özlemle geçmektedir. Semagül ve ailesi, diğer pek çok aile gibi, vadide 15 yıl sonra tekrar açılan altın madeninden dolayı başka diyarlara göçmek zorunda kalmıştır. Asinaz, Semagül'e her gün mektup yazarak dindirir özlemini. Geçmişte vadiyi 4 koldan çevreleyen dağların kayalıklarında her bir keçinin dikildiği, binbir çeşit şifalı otların ve ağaçların çevrelediği, gürül gürül şelalerden akan suların denizle buluştuğu, eski adı Keçiler Boğazı olan Altınçayır'da işler sarpa sarmaktadır. Asinaz hayatta yokken daha, dağlarında bulunan altınlara göz diken tüccarların kurdukları maden işletmesiyle birlikte, bağlarla kaplı dağlarına kara bir sis çökmüş ilkönce, denizlerindeki balıklar karaya vurmuş; yemyeşil ormanları simsiyah hayalet ormana dönerken, toprağa madenden akan zehirler otları kurutmuş, börtü böceğe zarar vermiş. Göller kurumuş, olanların da suyundan zehir saçılmış. Maden sahasını büyütmek için ormanlar yakılmış, ağaçların canı soluğu kesilmiş. Köle gibi çalıştırılan madenlerde insanlar sakat kalmış. Asinaz'ın babasının tekerlekli sandalyeye mahkûm olmasıyla, hayat dolu annesinin günden güne suskunluğunun sorumlusu da altın madenidir işte. Yıllar
Altınçayır Vadisi'nin ÇocuklarıLatife Tekin · Can Çocuk Yayınları · 2020110 okunma