Nihan Eren, edebiyat dünyası için o kadar büyük kazanım ki... Zekice betimlemeleri, şiirsel dili, masalsı anlatımıyla her kitabını bence ölümsüz kılıyor. Satırları o kadar güzel kelimelerle beziyor ki, tadını çıkara çıkara okuyorsunuz. Kitabı elinizden bırakamamak, bir türlü noktayı koyamamak, konunun nereye varacağından çok, o dilin kullanış şekline hayran olmak az şey mi?
Tekrar gibi olacak, ama mutlaka tanışın Nihan Eren'le.
Kör Pencerede Uyuyan, 2 bölümden oluşuyor. Çoğunlukla, üzüleceğiniz, öfkeleneceğiniz 11 öyküden oluşan bölüme Gece adını vermiş yazar: yanı başımızda, televizyonlarda, radyolarda çokça duyup gördüğümüz, tanıklık ettiğimiz sorunların, yaraların irinleşmiş haliyle yüzleşiyoruz: Sokak ortasında vurulmuş bir gencin geride bıraktığı acılı anne babasının; ataması yapılmamış Melike'nin ve Melike'yi annesiz büyütmüş Tahir'in; mühendis adayı Ilgaz'ın hayallerinin; onlarca kadın gibi koca şiddetinden mustarip gün görmemiş Seher'in; kocası tarafından karnında bebeğiyle terk edilen Meryemana'nın hikâyesi. Senin benim hikâyem. Kayıtsız kalıp, görmezden geldiğimiz, yani Gece'nin zifiri, karanlık, ürkütücü, izbe tarafları...
Gün bölümündeki 9 öyküyle de kıyı kasabasında, bir önceki bölümle iç içe geçmiş hayatlara dokunuyor yazar. Hengâmelerin içinde, ellerimizden su gibi kayıp giden ömür denilen yolda, "an"ın ne kadar kıymetli olduğunu, kızgın güneşin altına kurmaya çabaladığımız şemsiyenin altındaki sandalyeye oturarak, gözümüze taktığımız gözlükle anlamaya çalışıyoruz. Peki anlayabiliyor muyuz? Okuyarak cevap bulacağız bu soruya
Biz okuyaduralım, Ferid Edgü ve Nursel Duruel'in de içinde olduğu ciddi bir seçici kurul, daha çok okuyucuya ulaşması gereken kitabı, "öyküyü oluşturan konuyu çok değişik açılardan geliştirmiş olduğu ve işlenmiş bir dille öykü