Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·208 syf.··
2021 20. kitabı
Hitler faşizminin, saf Alman ırkı idealinin dünya tarihinde yaşattıklarıyla ilgili ya bir film izlemiş ya da bir kitap okumuşuzdur. Sonrasında da, iliklerimize kadar nefretimizi kusmuşuzdur. Çizgili Pijamalı Çocuk kitabını bitirir bitirmez, bu ordunun kurmayları nasıl tiplerden oluşuyoru anlamak adına fotoğraflarına bakmak istedim. E neticede Hitler bu katliamları tek başına yapmadı ya. Vardı elbet onun da akıl hocaları. Hiç yanılmamışım. Kalplerindeki bütün kötülük yüzlerine yansımış, insan kimliğine bürünmüş caniler kadrajlardan fırlamışçasına bana bakıyorlardı. Zaten kitabı elime alır almaz, -üzerindeki çizgili desenler de direkt olarak Yahudi soykırımını çok net anlattığından-, Bruno'nun teğmen Kotler'i her gördüğünde hissettiğini hissettim, üşüdüm adeta. Babası, Fury'nin (Hitler) askeri olan Bruno ve Out-With (Auschwitz) kampına, tren vagonlarında istif halinde getirilen Yahudi çocuklarından biri olan Shmuel arasında geçen dram dolu hikâyelerden oluşan kitap Çizgili Pijamalı Çocuk. Berlin'de çok güzel bir hayat sürerken, Fury'nin evlerine yemeğe gelmesiyle her şey değişir. Annesi, kız kardeşi ve babasıyla birlikte, ardında arkadaşlarını, büyükbaba ve büyükannesini bırakarak babasının görevi için Out-With'e (Auschwitz), etrafında hiçbir yaşam alanının olmadığı, tel örgülerle çevrili, tel örgülerin içinde yüzlerce barakanın olduğu bir eve yerleşirler. Çocuk kalbi, böyle bir yere görevlendirildiği için mutlaka babasının bir hata yaptığını, karşılığında da Fury'nin babasını cezalandırdığını söyletir. Tabii ki gerçek bu değildir. Ve bir gün, Bruno, tek manzarası olan tel örgülerin ardını izlerken, "uzakta bir nokta benek oluşur, benek damla, damla şekil, şekil de pijamalı çocuk olur". Çocuk, ileride çok iyi dostu olacağı Shmuel'dir. 15 Nisan 1934 aynı gün doğumlu
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Reklam

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.··
2021 20. kitabı
John Boyne
8.7/10 · 50,6bin okunma
Puan vermedi·172 syf.··
2021 19. kitabı
İki dağın arasına sıkışıp kalmış, dağın eteklerinden sular kıvrıla kıvrıla uçsuz bucaksız denizle buluşup kaynaşmış kasaba"da, A'dan Z'ye öyküler sıralandı peşi sıra haneme. Her öykünün içinde bir ben buldum nedense. Kadınlar, çocuklar vücut buldu sayfaların arasında. Erkekler dışarıda, kahvehanelerde hükmünü sürdüler "sigaradan sararmış bıyıklarının altından çatallanmış sesleriyle". Aşkı, kasabalarına yeni gelmiş, taze renklenmiş bir kutunun ardından öğrenen "çocuk annelerle" oturup kalktım 2 gün boyunca. Yanık sevdalarını gizlice yaşamak zorunda kalmış, bir de karnında bir cenin bırakılmış çaresiz gencecik kızların saçlarını okşadım onlarla gözyaşı dökerek. Anarşikin Kızının sevincine, hüznüne, hayal kırıklıklarına tanıklık ettikçe, 80 darbesine nefretimi kustum tekrardan. Gülizar'la yıkılan Berlin duvarını yeniden hatırladım. Kasabaya kurulan panayırı Kabin ve Rayiha'yla gezdim. Saten'in Moher'e ördüğü kazakla ısınıp, Moher'in Saten'e diktiği gecelikle üşüdüm. Bir kadının aşkının meyvesine nasıl kıydığını, çaresizliğine dayanamayıp ah vah ederek dizlerimi dövdüm, ben de onunla birlikte çaresizliğime yandım. Ve daha satırları dolduramayacağım duygular. Nihan Eren'in Hayal Otel'den sonra tekerleme tadında okuduğum ikinci kitabı Yavaş. Hayal Otel'i de aşkla okuduğumu paylaşımımdan biliyorsunuz. Bir kasabada geçen, kısa öykülerden oluşan, her öykünün bir öncekiyle bağı olan, çok bilindik sorunlarımızı masalsı diliyle konuşturan, 70-80'lerin, yani benim kuşağımın izlerini taşıyan şahane bir kitap. Eren, cümleler içinde kelimeleri, kimi zaman lirik, kimi zaman da "orkestra" eşliğinde adeta dans ettiriyor. Güçlü kalemiyle, doğadaki tüm varlıklara can verirken, gözlem yeteneğini de coşkun sular gibi akıtıyor. "İki parçalı dünyanın bir bütün edemediğini" görmek, eski Türk
YavaşB. Nihan Eren · Yapı Kredi Yayınları · 201646 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2021 18. kitabı
Nihan Eren, edebiyat dünyası için o kadar büyük kazanım ki... Zekice betimlemeleri, şiirsel dili, masalsı anlatımıyla her kitabını bence ölümsüz kılıyor. Satırları o kadar güzel kelimelerle beziyor ki, tadını çıkara çıkara okuyorsunuz. Kitabı elinizden bırakamamak, bir türlü noktayı koyamamak, konunun nereye varacağından çok, o dilin kullanış şekline hayran olmak az şey mi? Tekrar gibi olacak, ama mutlaka tanışın Nihan Eren'le. Kör Pencerede Uyuyan, 2 bölümden oluşuyor. Çoğunlukla, üzüleceğiniz, öfkeleneceğiniz 11 öyküden oluşan bölüme Gece adını vermiş yazar: yanı başımızda, televizyonlarda, radyolarda çokça duyup gördüğümüz, tanıklık ettiğimiz sorunların, yaraların irinleşmiş haliyle yüzleşiyoruz: Sokak ortasında vurulmuş bir gencin geride bıraktığı acılı anne babasının; ataması yapılmamış Melike'nin ve Melike'yi annesiz büyütmüş Tahir'in; mühendis adayı Ilgaz'ın hayallerinin; onlarca kadın gibi koca şiddetinden mustarip gün görmemiş Seher'in; kocası tarafından karnında bebeğiyle terk edilen Meryemana'nın hikâyesi. Senin benim hikâyem. Kayıtsız kalıp, görmezden geldiğimiz, yani Gece'nin zifiri, karanlık, ürkütücü, izbe tarafları... Gün bölümündeki 9 öyküyle de kıyı kasabasında, bir önceki bölümle iç içe geçmiş hayatlara dokunuyor yazar. Hengâmelerin içinde, ellerimizden su gibi kayıp giden ömür denilen yolda, "an"ın ne kadar kıymetli olduğunu, kızgın güneşin altına kurmaya çabaladığımız şemsiyenin altındaki sandalyeye oturarak, gözümüze taktığımız gözlükle anlamaya çalışıyoruz. Peki anlayabiliyor muyuz? Okuyarak cevap bulacağız bu soruya Biz okuyaduralım, Ferid Edgü ve Nursel Duruel'in de içinde olduğu ciddi bir seçici kurul, daha çok okuyucuya ulaşması gereken kitabı, "öyküyü oluşturan konuyu çok değişik açılardan geliştirmiş olduğu ve işlenmiş bir dille öykü
Kör Pencerede UyuyanB. Nihan Eren · Yapı Kredi Yayınları · 202086 okunma