Semra Ok

Semra Ok
@1280_
Ilgaz'ın annesi
Emekli
Lise
Edirne
instagram @karabulut_ok
113 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·192 syf.··
2021 17. kitabı
İtiraflar kitabını bana ortaokuldan beri can dostum olan Şerife'ciğim önerince, "çok etkilendim Semra'cığım, sen de mutlaka oku" diye de telkinde bulununca sipariş listeme hemen ekledim. İyi ki de okumuşum. 8. sınıfta fen ve rehber öğretmeni olan Yuko Moriguçi'nin kızının öldürülmesiyle başlar hikâye. Cinayetin failleri hakkında, öğretmenin şüpheleri vardır. Yaptığı araştırma sonucu 4 yaşındaki kızını sınıfından 2 öğrencisi öldürmüştür. Kanunlara güvenmediği için cezasını kendi vermek ister. Hem öğretmen hem de anne kimliğiyle aslında kızının intikamını alacaktır. Bu süreci nasıl yönetecektiri okurken, satır aralarında öyle detaylarla karşılaşacaksınız ki, sarsılacaksınız. Kitap, her ne kadar polisiye roman diye adlandırılsa da, okuyunca göreceksiniz ki, psikolojik yönü daha ağır basıyor. 6 bölümden oluşan kitabın anlatıcıları, olayların örgüsünü de oluşturan karakterler olunca, verilmek istenen mesajları daha iyi algılamamıza neden oluyor. Eğitim çağındaki çocukların neden bu cinayeti işlediklerini; eksik olan hangi duygularla hareket ettiklerini; şiddet duygusu doğuştan mı, yoksa sonradan mı insanın belleğinde oluşuru; şiddete iten sebeplerin başında sevgisizliğin mi geldiğini; teknolojinin kontrolden çıktığı noktada nasıl felaketlere yol açtığını ve en önemlisi de bireylerin iyi-kötü, suçlu-suçsuz diye ayrımını neye göre yapacağımızı o kadar çarpıcı bir şekilde kurgulamış ki yazar Kanae Minato, ilk defa Japon edebiyatına giriş yapan ben için takdire şayandı. Aynı zamanda çocuk ve ebeveyn ilişkilerini de sorgulayan İtiraflar'dan kendimize mutlaka bir pay çıkaracağımızı düşünüyorum. Arka kapaktan bir alıntıyla ilginizi uyandırarak bitireyim: "Sinema uyarlaması da büyük ilgi gören İtiraflar, gerçek hayatın atari salonlarında oynanan vahşi oyunlardan çok daha
İtiraflarKanae Minato · Doğan Kitap Yayınları · 2016431 okunma
Reklam

Semra Ok

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.··
2021 17. kitabı
Kanae Minato
8.5/10 · 431 okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2021 16. kitabı
Şebnem İşigüzel'in, gene büyük bir keyifle bitirdiğim kitabı Gözyaşı Konağı. 1876 yılında, Büyükada'da geçer dram yüklü hikâye. Romanın kahramanı Emine gayrimeşru bebeğe hamiledir. İstanbul'dan Ada'daki köşke gönderirler kalfaları Bedriye'yle. Baba ve ağabeyi durumdan bihaberdir. Sadece annesi, 2 kız kardeşi ve halası bilir durumu. Hamileliği kapalı kapılar ardında geçer Emine'nin. Etraftaki komşuların duymaması gerekir, ancak yerin kulağı var derler ya, duyulur gayrimeşru çocuk dünyaya getireceği. Horlanır, dışlanır, taşa tutulur. Diğer kardeşlerinin aksine, "asi ve hür mizaçlı" kızdır Emine: "Erkeklerin en büyük kötülüğü kadınları kendilerine benzetmeleridir. Oysa kadın kendi cinsi içinde, kadın gibi kadın olarak hür ve serbest olmalı" diye haykıracak kadar. Ve çok sevdiği adanın yamaçlarında gezinirken kalfasıyla, henüz bebeği ana rahmindeyken Mehmet'le karşılaşır. Mehmet, Avrupa'da hukuk eğitimi görmüş; özgürlüğe, eşitliğe, kardeşliğe inanmış; hukuksuzluk ve adaletsizliğin bütün toplumları batağa sürükleyeceğini düşünen, bu yüzden de istibdat rejimi tarafından vatan haini ilan edilmiş bir aydındır. Denizin ortasında, dalyan kulübesinde kurduğu gizli saklı hayatta, kaçak olarak yaşamaya mahkûm edilmiştir. İlk bakışta aşk denilen duyguya kapılırlar Emine'yle. Aşk öylesine yakınlaştırır ki, öylesine yakar kavurur ki bu iki genci, yaralarına merhem olabilecekler mi, birlikte tanıklık edeceğiz elbette. Sadece iki âşık gence mi? 5 yaşında köle pazarına satılan, haremde geçen zamanı unutmak için Avrupalı kadınların yaşamına öykünen annesinin; kız kardeşleri Hicran ve Fatma'nın düşlerinin; saraya borç veren babasının ev halkı üzerindeki baskısının; her daim yanlarında olan Bedriye kalfanın yaşadıklarının hiç mi hükmü yok? Hele ki bir karış bebenin, 40 günlük
Gözyaşı KonağıŞebnem İşigüzel · İletişim Yayıncılık · 2016561 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 15. kitabı
Olga Tokarczuk'un kaleme aldığı, Nobel ödüllü Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde, son zamanlarda okuduğum en etkileyici kitap oldu. Bunda elbette ki, kurgusu etkendi, ancak kurguyu iliklerimize kadar hissettiren betimlemeler, şiirsel ve masalımsı dildi. Asıl mesleği psikolog ve köprü mühendisliği olan Janina, Polonya'nın uzak bir köyünde, Çekya yakınlarında tek başına yaşayan; astrolojiyle uğraşan; kışın bulunduğu yaylaya gelemeyen varlıklı insanların mülklerini koruyan; hayvanlarla vakit geçirmeyi yaşamının adeta parçası haline getirmiş, hatta büyük bir kısmını onlarla geçiren; yıldız haritaları çıkaran; davranışlarından dolayı kaçık olarak nitelendirilen; bitkiye, hayvana son derece saygı duyan; yaşayan her şeyin kutsal olduğuna inanan; William Blake'in şiirlerini çeviren olağanüstü güçlü bir kadındır. Komşusu Kocaayak'ın ölümü ve peşi sıra gelen "sır" ölümler kafaları karıştırır. Ve hikâye başlar. Biz sayfalar arasında katil ya da katillerin izini sürerken birçok detayla da yüzleşiyoruz. Kitap boyunca yazarımızın Blake hayranlığını çok net görebiliyoruz. Blake, romantik dönem şairi: insan, doğa, hayaller âlemi, yaratıcı düş gücü gibi konulara değinmiş. Sanrılar gören, gördüğü sanrıları resmeden; çağdaşları tarafından görüşleri nedeniyle "deli" olarak bile ifade edilmiş. Bu çerçeveden bakarsak, karakterimiz Janina'yla çok örtüşüyor. Olga Tokarczuk, psikoloji eğitimi almış, hayvanları insan gibi düşündüğünü varsayan, doğa tutkunu, yeryüzündeki tüm canlıların yaşam hakkını savunan, yaşayan her şeyi kutsal gören bir aktivist olmasının yanı sıra; 21. yüzyıl konuları ağırlıklı yazılarından dolayı Yeni Polonyalı yazar olarak da adlandırılıyor. Zaten kitabında da, bütün bu saydığım öğeleri can alıcı şekilde vurgulamış bütün ustalığıyla. Sadece polisiye, gerilim
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,059 okunma