Puan vermedi·496 syf.··
2026 30. kitabı
08 Haziran’da İnadına Edebiyat Klübü ile birlikte yazarını ağırladığımız Bir Kıbrıs Romanı Belki hakkında biraz konuşmak istiyorum. Öncelikle epigraflardan bahsetmek istiyorum. Yazar öyle titizlikle seçmiş ki bölümde ne olacak merakından önce alıntılar üzerine düşündürüyor. Misal 13. Bölüm epigrafı: “Dostunu, düşmanını bilemez bazen insan. Belki de tuttuğu eldir onu sırtından vurmaya hazırlanan.” Hem okunacak bölüm hakkında bilgi veriyor hem de insanı yaşantısı üzerine düşündürüyor. “Belki” anavatanın yavrusu Kıbrıs’ın romanlaştırılmış hali. Yiğit ve Sevgi ile temellenen roman Türkiye ve Kıbrıs’ı bu bağlamda ele almış. Rumlar ve Türklerin oluşturduğu Kıbrıs’ın tarihçesi derin bir araştırma sonucu okuyucuya aktarılmış. Tabii bu iki milletin nasıl birbirlerine kışkırtıldığı da anlatılmış. Fakat aynı zamanda kardeşlik bağlarını bozmadan devam edenler de unutulmamış. Sanmayın ki sadece Kıbrıs anlatılmış. Hayır! İngiltere Osmanlı Yunanistan Kudüs gibi bağlantılı birçok ülke yarar ve zararlarıyla aktarılmış. Bununla birlikte EOKA- Enosis- Kumsal Katliamı- 2. Abdulhamit yönetimi- İngiliz Yönetimi ve dahası kitap bitimi araştırılacaklar arasında yerini alıyor. Tarihe olan merakıma bilgi tohumlarını atan Sema Soykan, söyleşide de bir o kadar kıymetli fotoğraf ve videoları bizlerle paylaştı. 3 saatlik sohbet esnasında her bir okuyucusunun sorularını sıkılmadan büyük bir nezaketle cevapladı. Ve anavatanı anlattığı “Keşke” 497 sayfa iken, Kıbrıs Romanı 496 sayfa. Bunun bilinçli yapıldığını da söyle
İnadınaEdebiyat
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025593 okunma
Makyevelizm 2.0 - Bir CV
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 87. kitabı
01- Machiavelli için güç, yarım bırakılacak bir iş değildir. Eğer bir güç mücadelesine giriyorsan, hamleni rakibini tamamen saf dışı bırakacak şekilde yapmalısın. 02- İnsanları ya tamamen kazanacaksın ya da tamamen yok edeceksin. Ortada bırakılan, sadece yaralanan düşman intikam ateşiyle geri döner. 03- Birine zarar vereceksen, bu öyle bir darbe olmalı ki karşı tarafın geri dönüp intikam alacak ne gücü ne de mecali kalmalı. Küçük zararlar kin doğurur, büyük zararlar ise felç eder. 04- Güçlü lider, insanlara yardım ederken aslında onları kendine bağlar. İyilikle borçlandırarak, insanların sana muhtaç kalmasını sağlarsın. Bu, sadakati garantilemenin pragmatik bir yoludur. 05- Başkasının gölgesinde büyüyen lider, o gölgenin sahibine gebe kalır. Minnet altına girmek, egemenliği devretmektir. Galibiyet sadece ve sadece kendi gücünle kazanıldığında gerçektir. 06- Sorunları henüz ortaya çıkmadan, emareleri belirdiği an öngörmelisin. 07- Özgürlüğüne düşkün, kendi yasalarıyla yaşamaya alışmış bir topluluğu kontrol etmek zordur. Onları yönetmek istiyorsan, aralarındaki eski bağları ve ittifakları çözmeli, parçalayarak yönetmelisin. 08- Çok hızlı ve temelsiz büyüyen yapılar, aynı hızla çöker. Güç, kök salarak ve sindirilerek inşa edilmelidir; aksi takdirde ilk fırtınada yıkılır. 09- Yeni bir sistem inşa etmek istiyorsan, eski dünyanın alışkanlıklarıyla büyümüş yetişkinlerle vakit kaybetmeyeceksin; yönünü değişime açık, şekillendirilebilir gençlere çevireceksin. 10- Bir lider, tarihteki en güçlü figürleri model almalı ve oku atarken menzilinin ötesini, yani en yükseği hedeflemelidir. Hedefi yüksek tutmak, ıskalasan bile seni ileriye taşır. 11- Seni kahraman yapacak şey, yendiğin düşmanın büyüklüğüdür. Eğer ortada bir tehdit yoksa, o tehdidi (düşmanı) kontrollü bir
Siyaset
PrensNiccolo Machiavelli · Can Yayınları · 201820,3bin okunma
Reklam
8/10
·888 syf.··
2026 47. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 22:36
James Joyce’un Ulysses’i, sıradan bir roman değil; sabır isteyen, okuyucuyu zorlayan ama derinlemesine düşünüldüğünde büyük bir anlam dünyası açan bir eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey yalnızca bir romanı tamamlamak değil, uzun ve yorucu bir yolculuğun sonuna ulaşmak gibiydi. Roman, tek bir gün içinde, Dublin sokaklarında geçiyor. Tek bir gün (16 Haziran 1904) anlatılır ama zihinsel zaman binlerce yıla yayılır.Yüzeyde sıradan görünen bir gün anlatılıyor gibi olsa da, aslında insan zihninin karmaşıklığı, yalnızlığı ve iç dünyası gözler önüne seriliyor. Olaylardan çok düşünceler ön planda olduğu için okurken çoğu zaman zorlandım, hatta bazı bölümlerde ilerlemek kolay olmadı. Ama kitabın gücünün yüzeyde değil, alt metninde saklı olduğunu fark ettikçe metnin değeri daha da belirginleşti. Kitabın merkezinde yer alan üç karakter, aslında insanın farklı yönlerini temsil ediyor. Leopold Bloom, sıradan bir insanın dünyadaki yerini arayışını simgeliyor. Günlük hayatın küçük ayrıntıları içinde dolaşırken, hoşgörüyü, sabrı ve insan olmanın kırılganlığını temsil ediyor. Bloom’un yolculuğu, modern insanın yalnızlığını ama aynı zamanda insan kalabilme çabasını gösteriyor. Stephen Dedalus ise zihinsel arayışı, kimlik sorgulamasını ve bireyin kendini bulma çabasını temsil ediyor. Onun düşünceleri daha karmaşık, daha sorgulayıcı ve zaman zaman kopuk bir yapı gösteriyor. Stephen, dünyayı anlamaya çalışan ama aynı zamanda onun içinde yerini bulmakta zorlanan insanın sembolü gibi duruyor. Romanın sonunda söz alan Molly Bloom, insanın en doğal ve filtresiz iç sesini temsil ediyor. Onun kesintisiz düşünceleri, bastırılmamış duyguların ve arzuların açık bir ifadesi gibi. Molly’nin iç monoloğu, hayatın karmaşıklığına rağmen yaşama bağlılığını ve insanın iç dünyasının ne kadar güçlü
UlyssesJames Joyce · İthaki Yayınları · 20231,464 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2024 79. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Aralık 2024 00:35
kitaphaber.com.tr/sorularin-pesin... Soruların Peşinde Koşan ve İçine Açan İnsan 25.08.2025 09:00 - Şerife Saliha BOZOKLU "Aklun oldur tâ'atı kim fikr ile Dilün oldur tâ'atı kim zikr ile." (Âşık Paşa) Sorunun "evrende sorunlu ve sorumlu tek varlık" (Fazlıoğlu, 2015, s. 15) olan insan için önemine dikkat çekerken şu ifadeleri kullanır İhsan Fazlıoğlu, "Öncelikle, bizatihi soru sormayı insanlığımızın mukavvim unsuru olarak görüyorum. Tanrı'nın 'insanoğlu'nu muhatap alışı da soru iledir: 'Eles-tu bi- Rabbikum?' 'Rabbiniz değil miyim?' Maceramız böyle başlıyor." (Fazlıoğlu, 2015, s. 13) Peki, maceramızın başladığı andan itibaren soru ile karşı karşıya kalan ve yine o andan itibaren de, tabir-i caizse, varlığı ile melekler için dahi bir soruya dönüşen insanoğlu olarak bizler soruların hayatımızdaki yerinin, kıymetinin ne kadar farkındayız? Tefekkür meyvesi olarak vücud bulabilecek soru durup düşünmeyi gerektiriyor; ancak hız çağına ayak uydurmak için koştur koştur yaşadığımız bu çağ pek çok şeyi olduğu gibi hakiki soruları da ıskalamamıza sebep oluyor, o soruların peşine düşmemizi ziyadesi ile zorlaştırıyor. Evet, zorlaştırıyor fakat yine de imkânsız değil neticede. Sadece hatırlamamız gerekiyor belki de. Zeynep Merdan'ın kaleminden çıkan, Muhit Kitap etiketi ile okuyucuyla buluşan İçine Açan İnsan bunu yeniden hatırlamamıza vesile olabilecek eserlerden biri olarak çıkıyor karşımıza. Deneme dalında 2024 Türkiye Yazarlar Birliği ödülüne layık görülen eserde yazar aslolan sorudur dercesine tam bir zihin salınımı hali ile kaleme aldığı denemelerinde soruların peşine düşüyor; okuru da bu yolculuğa davet
İçine Açan İnsanZeynep Merdan · Muhit Kitap · 2024182 okunma
ALANINDAKİ ENDER KİTAPLARDAN. MÜTHİŞ BİR ESER
Puan vermedi·256 syf.··
2025 5. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ağustos 2025 00:00
(E) ALBAY CUMHUR UTKU’NUN “EYLÜL YALANLARI” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ 12 Eylül askeri müdahalesi ve müdahalenin lideri Kenan EVREN ile ilgili ezber bozan daha doğrusu ezberleri sorgulayan 2 kitap yazmıştım o günleri yaşamamış bir sivil olarak. 40 yıldır aleyhinde onlarca kitap yazılan, belgeseller çekilen, oyunlar sahnelenen, eleştirel olmaktan da öte kin, nefret, hakaret dolu ifadeler ile anılan 12 Eylül müdahalesi ve müdahalenin lideri Kenan EVREN ile ilgili olarak yazdığım bu “aykırı” kitapların alanında ilk ve tek olduğunu düşünüyordum. Aleyhte bu kadar kara propaganda yürütülüp, iftira, çarpıtma, yalan dolu söylemler böylesi gelişirken ve onlarca kitap yazılırken, en azından o dönemi yaşamış emekli askerlerin kaleminden hiçbir kitap çıkmamış olmasını hayret ve şaşkınlık içinde karşılıyordum. Çünkü iftiralar, üniformasını giydikleri şanlı orduya ve kendilerine atılıyordu. (Anarşiye bilerek engel olmadılar, anarşiyi körüklediler, göz yumdular, şartların olgunlaşmasını beklediler vb…) Sözde yakın siyasi tarihe ve darbeler tarihine çok meraklı halkımız tarafından böylesi sıradışı kitaplarıma neredeyse sıfır ilgi gösterildi. Kitaplarımı hedef kitlelere ve de ilgilerini çok çekeceğini/sahipleneceklerini düşündüğüm o dönemi yaşamış/yaşamamış emekli subaylara ulaştıramadım. Haberdar edemedim. Etkili tanıtımını yapamadım. Kısacası derin bir hayal kırıklığı yaşadım. 1. Kitabı Eylül 2023’te sadece 1.000 (bin), 2. Kitabı ise Mayıs 2025’te sadece 500 (beş yüz) adet basmama rağmen her ikisi de elimde kaldı diyebilirim. Sosyal medyadan takip ettiğim emekli Tümgeneral Rafet KILIÇ paşa, geçenlerde emekli sosyolog albay Alican TÜRK’ün “Bitmeyen Sömürü 28 Şubat” isimli bir kitabını paylaştı ve takipçilerine tavsiye etti. İlk defa rastlamıştım ve çok ilgimi çekmişti
1000Kitap
Eylül YalanlarıCumhur Utku · Halk Kitabevi Yayınları · 202021 okunma
Sonunu bildiğim halde güzel biter diye beklemenin hüznü var
Puan vermedi·480 syf.··
2025 6. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 03:01
Bu kitap bir aşk hikâyesinden çok daha fazlası. Hayatla bağını koparmış Will ile kendi potansiyelini fark edememiş Lou’nun yolları kesiştiğinde, ikisinin de hayatı geri dönülmez şekilde değişiyor. Sevmenin bazen tutmak değil, özgür bırakmak olduğunu öyle sade ve içten anlatıyor ki... Her sayfası bir ders gibi. Bittiğinde boğazında bir düğüm, içinde derin bir boşluk ama aynı zamanda yaşama dair yeni bir bakış açısı bırakıyor. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. "Cesur ol, daha fazla yaşa" cümlesi zihnime kazındı. Tavsiyem: Okurken kalbinizi açık bırakın. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda gözleriniz nemli ama kalbiniz doludur. Senden Önce Ben tam da öyle bir hikâye… İlk başta sıradan gibi görünen bir romantik kurgu, sonlara yaklaştıkça derinleşiyor, insanın yüreğine ince ince dokunuyor. Louisa Clark, hayattan fazla bir beklentisi olmayan, küçük dünyasında mutlu olmaya çalışan bir kadın. Will Traynor ise başarılı, güçlü bir geçmişe sahipken geçirdiği kaza sonrası yaşamdan tamamen vazgeçmiş bir adam. Onları bir araya getiren şey, aslında sadece bir iş değil; kaderin iki zıt ruhu birleştirme çabası gibi. Bu hikâye bana sadece aşkı değil, insan iradesinin gücünü, yaşamanın ne kadar büyük bir cesaret gerektirdiğini, ama aynı zamanda birinin kararına saygı duymanın ne kadar zor olduğunu da hatırlattı. Kitabın en etkileyici yanı, duyguları dramatize etmeden, hayatın tam içinden anlatması. Jojo Moyes , karakterlerine adeta nefes veriyor. Will’in zekâsı, esprili ama kırılgan hali, Lou’nun neşesinin altında yatan özgüvensizliği öyle gerçekçi ki, okurken onların yaşadığını hissediyorsunuz. Son bölümlerde kalbim sıkışarak okudum. . Sonunda ise sadece üzülmedim; düşündüm, sorguladım ve bir parça değiştim. “Sevgi, bazen tutmak değil, bırakmak demektir.”
Senden Önce BenJojo Moyes · Pegasus Yayınları · 201633,1bin okunma
Reklam
Reklam