Puan vermedi·624 syf.··
2026 80. kitabı
#arkakapak İs Tanyel başarılı bir konservatuvar öğrencisidir. Sahnedeki başarısının devamlılığını sağlayabilmek uğruna adının önüne yerleştirilen birçok kötü sıfatı umursamaz. Henüz daha lise yıllarındayken, adının karıştığı kötü dedikodular geçmişine ait bir canavar gibi onu bugününe kadar takip etse de dimdik durarak, aşk olarak gördüğü tiyatro için her türlü dedikodu ve iftiraya kulak tıkar. İs'i diğerlerinden ayıran yaşadıkları, onun kendini kötü bir insan olarak kabul edip, kötü bir insan olarak yaşadığına ikna ettirir. Aslında İs, annesi tarafından ilgiden yoksun büyümüş, babası tarafından çok küçük yaşlarda bir çocuk parkında terk edilmiş, yine küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmiş ruhu kanayan küçük bir kız çocuğudur. Peki aslında çok küçük yaşlarda erkeklere olan güvenini kaybetmesinin asıl sebebi nedir? Bir gün bir yabancının hayatına yaptığı ani girişle, zaten ağır kan kaybetmiş hayatında hiç beklenmedik değişiklikler oluşmaya başlar. Peki bu yabancı kimdir? Ve her şeyden önemlisi İs neden bu yabancıyı hiç sorgulamadan hayatına kabul etmiştir? Şeytan kanadımın arasındaydı. Şeytan kanadımın altındaydı. Ben ağlıyordum. Şeytan da benimle birlikte ağlıyordu. İçimdeki bu yangına rağmen nasıl oluyordu da kemiklerim hâlâ küle dönmüyordu? Yer yerinden oynuyordu, tüneller dağların kalbine çöküyordu, Otobüsün içinde evlerine gidenler de vardı, bir bilinmezliğe doğru yol alanlar da... Hepsi aynı tünelin içinde ölüyordu. #kitapyorumu Selam arkadaşlar Bugün size çok merak ettiğim bir seri olan is serisinin ilk kitabı tünelden bahsedeceğim. Yazarın kitaplarını çok seviyorum. Betimlemeleri fazla, ve güzel. Bu serinin baskısı o kadar güzel ki Kadın karakterimiz İs geçmişte yaşadığı kötü anılara rağmen ayakta kalmayı başarmış konservatuar okuyan
1000Kitap
TünelBinnur Şafak Nigiz · Dokuz Yayınları · 20181,798 okunma
Puan vermedi·349 syf.··
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 23:32
Değerli Kelam hocam Ahmet Erkol, bu eserinde düşünce dünyasının sadece zihni bir süreç olmadığını, iktidar ve siyasetle nasıl iç içe geçtiğini ortaya koyuyor. Kitap, akıl-nakil tartışmalarının gölgesinde, düşüncenin nasıl devlet eliyle yönlendirildiğini belgeleriyle önümüze seriyor. Müslümanların yaşadıkları bir diğer problem de geçmişe ait düşüncelerin yeteri derecede bilimsel kriter ışığında değerlendirilmemesi ve bunların eleştiren akıl ile incelenmemesidir tezine yer vermiş. Kitabın buradaki ilk okuru olmak ve incelemesini ilk yazan kişi olmakta bir ayrıcalık:) fakat konuların ve içeriğin ağırlığı bakımından bitmeyen bir kitap yazdığını belirtmek isterim.. yazarın kalemine sağlık Ahmet Erkol Nassın Egemenliğinde Aklın Mahkumiyeti: Kelam İlmine Yönelik Eleştiriler
1000Kitap
Reklam
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN BİR ANI-BELGESEL BAŞ YAPIT
10/10
·804 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 00:00
(E) SOSYOLOG ALBAY ALİCAN TÜRK’ÜN; “28 ŞUBAT – SİNCAN’DAN TARİHE NOTLAR” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ (E) Sosyolog Albay Alican TÜRK’ü ilk defa 2025 yılı Ağustos ayı başında tanımış ve tanışmıştım. Üç kitabı vardı hepsi de ilgi alanımda olan. Bundan önce iki kitabını okumuş ve geniş birer değerlendirme ve tanıtım yazısı yazmıştım. Tanışmamızın hemen arkasından, kısa süre içinde gelmişti bu okuma ve değerlendirme faaliyetlerim. Sayın yazarın bir kitabını okumamış olmayı ise büyük bir eksiklik olarak görüyordum kendi adıma. Tam 800 sayfa ve büyük boy (sayfa ölçüleri büyük) olan kitabını sona saklamıştım. Ve bugün (09.01.2026), sayın yazarı tanımamın ve kitapları ile tanışmamın üzerinden henüz beş ay geçmiş iken, son kitabını da okuyup bitirmenin ve bu tanıtım ve değerlendirme yazısını yazmanın mutluluğunu yaşıyorum. Bakınca insanın gözünü korkutan bu çok kalın kitabı okumaya 25.12.2025 günü başladım ve sistematik/düzenli bir okuma ile 09.01.2026 günü bitirdim. Yani günde ortalama 50 sayfa okuyarak 16 günde bitirmiş oldum. Okumamın bu kadar uzun zaman almasının sebebi –yukarıda da bahsettiğim üzere- 800 sayfa ve sayfa boyutlarının büyük olmasının yanında, notlar alarak analitik bir okuma tarzını tercih etmem idi. Önceden iki cilt olarak basılmış, daha sonra ise iki cilt birleştirilerek tek kitap olarak piyasaya çıkmış. Kitap, 1. cilt ve 2. cilt olarak bölümlendirilmiş. Sayın yazarın kim olduğu ve onu nasıl tanıdığım ve tanıştığım konularına önceki iki kitabının değerlendirmesinde genişçe yer verdiğim için burada tekrar etmeye gerek görmüyorum. **** Siyasal İslamın bitmek tükenmek bilmeyen asker alerjisi ve rövanş alma manevraları… Taa 1950’lerde başlıyor aslında bu furya. Yine çok güçlü bir sağ iktidar ve yine askeri pasifize etme, kodları, genleri ve teamülleri ile
28 Şubat: Sincan'dan Tarihe Notlar (Cilt 1-2)Alican Türk · Galeati Yayıncılık · 202310 okunma
Taşları yiyor muyuz?
9/10
·315 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 09 Ekim 2025 00:00
İsmet Özel 'in deneme ve düşünce yazılarını büyük hayretle okuyorum. Diğer kitapları da okuyacağım inşallah. Bölümleri 2 sayfa kadar olan ve o 2 sayfada o kadar fazla şey anlatan kitaplarından sadece birisi bu. Kendisinin kağıda döktüğü her bir cümle bence çok kıymetli. Şimdiki kitapta bunlardan birisidir. "Batı'nın getirdiği problemlere İslâm'ın çözüm bulması düşünülemez" bu cümle tam da Taşları Yemek Yasak kitabına uygundur. Biz önce Batı'yı reddedip (her anlamda) daha sonra İslâm ile beraber yaşayacağız. İsmet Özel'in cümleleri şöyle " Bütün zorluklara rağmen sizinle yeni bir düşünme yolu olarak İslâm çerçevesinde konuşacağım. Ben sizin içinizdeki güç kaynağına güveniyorum. Bana hayatiyet veren gücün güvenilmeye değer olduğuna da inanıyorum. Ben sizin müslümanlığınıza iltica etmek istiyorum, siz de benim müslümanlığıma iltica etmeye hazırlanın.". Kitabıma da not düştüğüm gibi böylesine güven veren cümleleri İsmet Özel'den duymak çok iyi hissettirdi. "İnsanın taş yemeye ihtiyacı yok diyorsun. Öyleyse şunu düşün: İnsanın ihtiyacı olandan fazlasını elinde tutması kendisi için taş gibidir...Eğer herhangi bir şey insanların istifadesine açıksa ancak istifade edildiği kadar o "şey" olur, o şeyden istifade edilmezse artık o taştır ve gerçekten onu istifadeye konu etmeksizin kullananlar taş yemiş olurlar. Sana yaramıyorsa bırak başkasına yarasın. Sana yaramadığı halde sende olan hem senin hem başkasının aleyhinedir. Taşları yeme, taşları yemek yasak." İşte böyle sayın okurlar taşları yemek yasak derken bu cümlelerden bahsediyorduk. Biz taşlarımızı bırakıyor muyuz yoksa taş mı yiyoruz? Unutmayalımki TAŞLARI YEMEK YASAK...
Duygu ve Düşünce
Taşları Yemek Yasakİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 20244,085 okunma
“Tarafsız olmak, mevcut düzene razı olmaktır.”
Puan vermedi·315 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
Bu kitap bir şiir kitabı değil, bir itiraz manifestosu gibidir. İsmet Özel burada okuruna hikâye anlatmaz; onu yerinden eder, sarsar, huzursuz eder. Eğer “beni rahatlatan kitaplar” arıyorsan bu kitap sana göre değil. Ama “beni uyandıran, aynaya baktıran, rahatsız eden kitap” diyorsan tam isabet. İsmet Özel bu kitapta şunu sorar: “Bu düzen içinde insan kalmak mümkün mü?” Cevabı nettir: Hayır, eğer direnmezsen mümkün değil. “Taşları yemek yasak” sözü başlı başına bir metafordur: Taş = cansız, ruhsuz, sisteme dönüşmüş insan Yemek = hakikat, anlam, emek, ahlak Yani:Ruhu taşlaşmış olanlar hakikati tüketemez. Bir insanın en büyük yoksulluğu, neye karşı olduğunu bilmemesidir.” Taşları Yemek Yasak İsmet Özel
Duygu ve Düşünce
Taşları Yemek Yasakİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 20244,085 okunma
8/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2025 53. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2025 13:09
Ben beğendim ama herkesin seveceği bir kitap değil. Deneme okumayı sevmeniz gerekir öncelikle. Benim kitapta en çok ilgimi çeken hayatın olağan akışındaki en basit enstantenelerin, eşyaların veya olguların yazıyla edebi ve felsefi bir derinliğe kavuşturulması oldu. Yazar, bir sürü şeye dair kalem oynatmış: paradan, yazmaktan, zamandan, fakirlikten, katedral ve kiliselerde, yelkenliden, pullardan... bahsetmiş. Ve ben okurken, 'daha önce hiç böyle düşünmemiştim, hiç böyle bakmamıştım' dedim pek çok yerde. İnsan olarak hayatın içinde nesnelerle ve/ya nesnelerle ilişkimizde ne kadar çok öznellik olduğunu gösterdi bana. Ve benimkinde ne var diye sordurttu. Sanırım daha çok yazmaya dair kaygısı olanların ilgisini çekecektir Tek Yön. Elbette ilginizi çekmeyen, çeviriden dolayı da cümlelerin size çok dolambaçlı geldiği yerlerde sıkılabilirsiniz. Ama zaten çok kısa bir metin. Bazen uzun, bazen çok kısa pasajlar halinde yazılmış. Bazen vagonlar gibi arka arkaya birbirine bağlı ve aynı yönde anlatımlar; bazen de yıldız kayması gibi anlık parlayıp kaybolan pırıltılı bir cümle şeklinde. Okumaya karar vermekte tereddüt edenlere kitaptan alıntılara göz gezdirmelerini tavsiye ederim. Walter Benjamin Tek Yön
Tek YönWalter Benjamin · Yapı Kredi Yayınları · 2022262 okunma
Reklam
Reklam