Her insan, elbet önemlidir, tek tek alırsak, fakat cehalet bizleri bir birimizden ayırıyor ve ne zaman karlerimize boyun eğsek dağılıyor, birbirimizden uzaklaşıyoruz. Her insan, yüzyılların sindirdiği korkaklığı ve uşaklık ruhunu taşıyor benliğinde. Yüreği hınçla, nefretle ve olağanüstü şeytanlıktarla dolu kimselere yem oluyor.
Ve bazı adamlar, uzakta, çok uzakta onlar, yığınlar adına düşünüyor, yığınlar adına bazı şeyleri istiyorlar. Yığınların ellerini, ayaklarını kurnazlıkianna alet ediyor, kullanıyorlar; bazen ileriye sürüyor, bazen geri çekiyorlar insanları; bütün ipleri ellerinde tutuyor ve başkentlerin saraylarında yaşıyorlar.
Birbirlerinden farklı elbiseler giyiyor, ayrı dilleri konuşuyorlar, fakat hepsinin benliğinde ortaklaşa taşıdıkları ve insanca olan şeyler var. Aynı tasaların ezikliğini yaşıyor, aynı öfkelerle kuduruyor ve aynı nedenler yüzünden çılgına dönüyorlar.
… aslında herkesin mutlu olmaya hakkı var, yavrucuğum. Burda da, her yerdeki gibi iki cins insan yaşıyor: hallerinden hoşnut olmayanlar ve yavrucuğum, bir de rahatı yerinde olanlar, eskiden yaşanmış ne varsa gelecekte hepsini tekrar yaşayacağız çünkü.