Bir maç sonunda, "Bir yerde birşeyler yiyip içelim," dedik. Bayağı ka­labalıktık o gün. 10-15 kişi doluştuk arabalara, Salacak'a indik. Biri, deniz üs­tündeki büyük bahçeyi önerdi. Çay-kahve dışında yemek de veriyorlarmış. Bahçeye girdik. Bir de baktım, üç kişi, "Ooo ... Ülkü!" diye üstümü­ze geliyor. Üçü de bıçkın! Yolda görsen kaldınm değiştirirsin. Tanıdım he­men. Elhamra Tiyatrosu'nun büfesini işletirlerdi. Yıllarca ahbaplık etmiş­tik. Şimdi bahçeyi onlar çalıştırıyormuş. Denize bakan en güzel yere oturt­tular bizi. Çevremizde dört dönüyorlar. Masayı donattılar. Dakika başında gelip, "Bir emrin var mı?" diye soruyorlar. Benim de fiyakamdan geçilmiyor tabii. Asıl bomba yemeğin ortalarında patladı. Koca bir sini geldi. "Mües­sesenin ikramı". Kim bilir kaç milyon yumurtayla yapılmış bol malzemeli harika, dev bir menemen! Ama o kadar acıydı ki, kimse yiyemedi. Hayır, menemene acılığı ve­ren içindeki yeşil biberler değildi. Hani doğum günü pastalarının üstüne "Mutlu Yıllar" yazılır ya, bizim büfeciler de, kıyak olsun diye, menemenin üstüne, sininin neredeyse tümünü kaplayan koca koca harflerle ÜLKÜ TA­MER yazmışlardı. Karabiberle.
Sayfa 113·Kitabı okuyor
Anadolu da İlk Kez Türk Devrimi Olmuyor
Yeryüzünün tümünü etkileyen bir devrim oluyor. Anadolu merkezli olması değerini bir kat daha artırıyor. Türk küllerinden yeniden doğuyor. İlk kez olmuyor. Yöntemi farklı oluyor şartları değişken olduğu için. Yeryüzünün karanlık yüzü çaresiz. Anadolu ve Asya'da varlık sürdürme olanağını batı sömürüsü yaptığı büyüklenmeci ve tehditkar tavırları dolayısıyla kaybediyor. Güç hak ve halklar karşısında zor durumda. Kitle imha silahı medya algı oyunları, siyasi işbirlikçilerin halklar karşısında çaresizliği, yerli işbirlikçi sermayenin savunulacak bir tarafının kalmamış olması, mitoloji ve tarih ile ilgili art niyetli çabaya uygun hileli girişimler. Dijital teknolojinin fitne ve bozgunculuk aracı olması bardağı taşıran ayrı ayrı damlalar oldu. Gücünün farkına uyanan her insan devrim fikrine biraz daha fazla sarılıyor.
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mustafa Kemal'in corinne'e on dördüncü mektubu..
17 eylül 1332 (1916) Sizi 40 gün yatakta kalmak zorunda bırakan hastalığı bana haber veren mektubu aldım. Bu havadis beni çok üzdü. Fakat yine de sizin bu mektubunuz beni teselli etti, zira yatakta yazıldığı halde, bu mektubu sıhhatinizin delili diye kabul ettim Karargahıma gideli ve Nuri Bey'i yalnız bırakalı 15 gün var. Son muharebeleri idare ettiğim bir ay zarfında Nuri Bey, Hüseyin Bey, ilh... ilh... ile hemen her gün beraberdik. Kıymet verdiğiniz insanlarla birlikte ateşe ve ölüme göğüs germek ne zevk. Bu umumi savaşlar sırasında zavallı Faik Paşa alnından bir kurşun yiyerek şeref meydanında can verdi. Eski dostumun kahramanlık misalini takip etmek isteyen Nuri Bey'in coşkunluğu görülerek şey! Allah'tan, cennette kendisi için yapılan, fakat henüz inşa halinde bulunan köşk tamamıyla bitinceye kadar sabretmesi için verdiğim nasihatlere kulak astı. Muş dağlarındaki kumandanımızın manasız bir mektubundan bahsediyorsunuz. Müsaade buyurunuz, size haber vereyim ki hanımefendi, ben de bu zattan her gün hiçbir mana ifade etmeyen mektuplar alıyorum. Anlaşılıyor ki bu zat, son zamanlarda Türkçe şiirleri Fransızcaya tercüme etmekle meşgul olmaya başlamış. Alayın bir kumandanı ve Nuri Bey'in başarılarının bir afişçisi Fuat Bey (Salih Efendi size bu konuda eğlenceli izahat verebilir) bana bir mektup göndermiş, edebiyatımızdan şu güzel tercümeyi yapmış: "Lair de l'amour souffle dans la tète-Monsieur où, moi où. Bu, şu beytin tercümesi Imiş: Havayi aşk eser serde Efendim nerde, ben nerde. Bu tercüme bana Harbiye Mektebi'ndeki arkadaşlarımdan biriyle bir Fransız kızı arasındaki konuşmayı hatırlat: -Matmazel bana bir şeftali verir misiniz? -Şeftali yok bende Mösyö. Zavallı Mösyö, ne manaya geldiğini yalnız kendisinin bildiği Türkçe bir deyimi Fransızcaya tercüme etmişti. Ali Şevket
Sayfa 60·Kitabı okudu
Mustafa Kemal'in corinne'e gönderdiği kart..
Mustafa Kemal bir fotoğrafın altına adres ve yazı yazarak bu fotoğrafı kart olarak kullanıyor. Bitlis'ten yolladığı 15 mayıs tarihli kartta yıl yazılmamış, ama doğuda bulunduğu 1916 yılı olduğunu tahmin ediyorum. Aziz Madam, Sevimli kartınızı aklım. Nezaketiniz için teşekkür ederim. Hepinize samimi selamlarımı sunarım.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Mustafa Kemal'den corinne'e ilk mektup..
21 kasım 1913, Sofya Sevgili Corinne, Çarşamba akşamı İstanbul'dan, kollarında geçirdiğim günün tatlı anısıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni senden uzaklaştıran tren zannettiğim gibi 16.30'da değil, 15.20'de hareket etti. Trenin kalkış saatini soran bütün arkadaşlarım da benim gibi yanıldılar. Hareket saatinde yanımda kimse yoktu, kimseyi göremeden ve hiçbir arkadaşıma veda edemeden ayrıldım. Yol arkadaşım, Almancadan başka bir dil bilmeyen bir Alman'dı. Sizinle yaptığımız çalışmalara güvenerek bu beyle bir diyaloğa girme cesaretini gösterdim. Bir taraftan lisanımın zayıflığı, diğer taraftan senden ayrılmakla duyduğum hüzün, konuşmayı devam ettirmeme mâni oldu. İstasyondan aldığım gazeteleri okur gibi yaparak birlikte geçirdiğimiz güzel anları rüya gibi yaşadım; parkta yaptığımız gezintiyi, Sceting Palace'taki buluşmalarımıza, Edith'in korkularını, kısaca yalnız sizi düşünđüm. Ruhumda sırf size ait güzel hatıralar var. Akşamın yedisi olmuş, restoranın garsonu beni yemeğe çağırdı. Saat 10'da yatağıma yatmıştım bile. Uyumak için değil, Alman yol arkadaşımdan kurtulmak ve rahat rahat seni düşünmek için. Sınırı ne zaman geçtiğimizi bilmiyorum, çünkü ortalık henüz zifiri karanlıktı. Tren öğleden sonra saat 2'de Sofya'ya vardı, bir araba tutarak elçiliğe gittim. Şu anda Hotel Bulgarie'deyim, fakat bu otelden memnun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum. Bana göre mobilyalı bir ev bulmak çok zor, bulana kadar otelde kalmaya mecburum. Elçilikte bir büro düzenledim. Orada misafir kabul edebileceğim. Nazik mektubunuzu, yazdığım bu satırların sonuna gelirken aldım. Cevdet Bey
Sayfa 36·Kitabı okudu
15. Kolordu Kumandanı 'Karabekir' Kazım Paşa:
"... emrinizdeyim, Paşam! Ben, zâbitan ve efradıyla bütün kolordum, emrinizdeyiz!.. "
Sayfa 172