"Dünya hali böyledir, insan koyun koyuna yattığıyla bile aynı rüyayı görmez. Herkes kendi hesabına uyanır, herkes kendi kâbusuna uyur."
"Herkesin derdi başka başkaydı..."
Mahir Ünsal Eriş kaleminden doğan kitaptan 128 sayfalık çok severek okuduğum bir öykü kitabı.
İlk başlarda birbirinden bağımsız gibi düşünülse de öyküler aslında bir şekilde birbirine bağlı hayatları okuyoruz. Kitap küçük sahil kasabasında meydana gelen aynı doğa olayının (deprem/sarsıntı ve sarıyaz ) etrafında karakterlerin kalp kırıklıkları ve yalnızlık temaları gibi bir şekilde doğa olayları ile tepetaklak olan kişilerin hayatlarını okuduğumuz 8 öyküden oluşur.
“Sarı yaz dedi bu hadiseye. Aslında sarıyaz buna denmez. O, sonbaharın başında olur. Gölgeler uzar, ışık kırılıp yerlere saçılır, yapraklar döküleceklerini haber verirler salınışlarıyla. Bu sarı yaz değil, resmen ahir zaman felaketi.”
Kitaba adını veren "Sarıyaz" özellikle Güney Ege ve Akdeniz kıyılarında, Eylül ayı ortasından Ekim ayı sonuna kadar (yaklaşık 15 Eylül - 15 Ekim) yaşanan, yazdan kalma sıcak ve güneşli günleri ifade eden bir terimdir. Kalabalıkların çekildiği, denizin hala sıcak, havanın ise daha sakin ve huzurlu olduğu sonbahar dönemidir. Eriş’in kendine has kalemi samimi,içten, yerel detaylarla bezeli ve bir o kadar da melankolik anlatımıyla sarıyaz farklı bir şekilde öne çıkar.
"İnsan yalnızdı, çaresizdi. Bitkiler gibi kök verip yüzyıllarca dünyaya tutunamıyor ya da hayvanlar kadar mükemmel koku alamıyor, hızlı koşamıyor, uzakları göremiyor, kanatlanıp uçamıyordu. O yüzden insan insana mecburdu, muhtaçtı işte. Bunu bilmeli, dünya ve insana bunu bilerek bağlanmalıydık..."
‘’Hakiki kitap satılmaz; satıldığıyla değil sayıldığıyla övünür. Kitap dediğin elden ele geçer. Çok satan şeyden hayır gelse dünyayı fırıncılar