İstikbal Göklerdedir!
9/10
·256 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:28
Sinirlenmeden, hayal kırıklığına uğramadan, üzülmeden okuyamayacağınız bir kitap. Tam da bu yüzden, bugünkü değerlerimize sahip çıkabilmek için herkesin okuması gereken bir kitap. Bugün TUSAŞ, hepimizin gurur duyduğu KAAN savaş uçağını geliştiriyor ancak biz zaten 70 yıl önce tam olarak bu noktadaydık. THK-16 1952 yılında tasarlanmış bir jet eğitim uçağıydı. Ne varki devlet kendi evlatlarının yaptığı uçaklara güvenmeyip siparişleri amerikadan geçti ve fabrikalar iflas ettirildi.
Mustafa Kemal'in Uçaklarıİsmail Yavuz · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2018254 okunma
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:21
Kitap; enerji, frekans, titreşim, çekim yasası, olumlu düşünce, nefes çalışmaları, meditasyon, beslenme ve yaşam alışkanlıklarının insanın ruhsal ve fiziksel hali üzerindeki etkilerini ele alıyor. Yazar, kişinin iç dünyasını dönüştürerek yaşam kalitesini artırabileceğini savunuyor. Güçlü Yönleri * Akıcı ve kolay okunuyor. * Spiritüellik ve kişisel gelişim konularına yeni başlayanlar için anlaşılır bir giriş niteliğinde. * Teorinin yanında günlük hayatta uygulanabilecek öneriler sunuyor. * Motivasyon verici ve pozitif bir dil kullanıyor. Zayıf Yönleri * Kitaptaki bazı iddialar (enerji frekansları, titreşim yükseltme, çekim yasası gibi) bilimsel çevrelerde kesin kabul görmüş bilgiler değildir. * Konuya hâkim okuyucular için içerik yüzeysel kalabilir. * Bilimsel kaynaklarla spiritüel yorumlar zaman zaman iç içe geçtiği için eleştirel okuma yapmak gerekir. Verdiği Ana Mesaj Yazarın temel mesajı şu: Düşüncelerimiz, duygularımız, alışkanlıklarımız ve çevremiz yaşam enerjimizi etkiler. Daha bilinçli seçimler yaparak daha yüksek bir yaşam kalitesine ulaşabiliriz. Ayşe Tolga Titreşimini Yükselt Hayatın Değişsin
Titreşimini Yükselt Hayatın DeğişsinAyşe Tolga · Destek Yayınları · 2019844 okunma
Reklam
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2026 100. kitabı
Kızıltepe Hazal Aba ​Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? ​Bu kez yoruma bir soruyla başlıyorum: Mahalle kurgularını sever misiniz? Uzun süredir bu tarz kurgular okumadığımı fark ettim, o yüzden sizin de durumunuzu merak ettim. Çünkü günümüzde o eski mahalle samimiyetini pek göremiyoruz ve bazen kitaplar sayesinde bu hasreti gideriyoruz. ​İşte Hazal Aba'nın kaleme aldığı 'Kızıltepe 1' bizi o hep özlediğimiz eski mahalle kültürünün, içten komşuluk ilişkilerinin ve sıcacık aile bağlarının tam ortasına götürüyor. Kitabı okurken kendinizi adeta o mahallenin bir sakini gibi hissediyorsunuz. ​Hikayenin odak noktasında; mahallenin içi içine sığmayan, deli dolu kızı Mahira ile abisinin en yakın arkadaşı olan, mahallenin o ağırbaşlı delikanlısı Sancak yer alıyor. Kitap boyunca "abimin arkadaşı" temasının getirdiği o tatlı gerilimi, yakalanma korkuyla yaşanan gizli kaçamakları ve mahalle baskısını okuyoruz. ​Kurguda özellikle karakterler arasındaki yaş farkı ve Sancak’ın o buram buram korumacılık kokan, aşırı kıskanç maço tavırları hikayeye farklı bir dinamik katmış; bu tarz baskın karakter özellikleri ve yaş farkı detayları okurlar arasında farklı yorumlara alan açacaktır diyebilirim. Sancak’ın o dışarıya karşı ördüğü sert duvarların Mahira’ya olan zaafıyla nasıl çatırdadığını izlemek ise kurgunun merak dozunu artırıyor. ​"Abimin en yakın arkadaşı" temasını, mahalle içi didişmeleri, sıcak aile bağlarını ve gizli kapaklı aşkları okumaktan keyif alanlar için oldukça akıcı bir alternatif. Bakalım Mahira ve Sancak, o sert abi barikatını aşıp aşklarını gün yüzüne çıkarabilecekler mi? ​Bu tarz geleneksel mahalle dinamiklerini ve sahiplenici karakterleri sevenlerin şans verebileceği bir roman!
1000Kitap
KızıltepeHazal Aba · Lapis Kitap Yayınları · 2024472 okunma
İlk Stephen King kitabım ve King'in de yazdığı ilk kitap.
8/10
·206 syf.··
2026 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:26
NE OKUDUM BEN? Spoiler!!! Kitabın başlangıç sayfaları özellikle ilk 50 sayfası aşırı sıkıcıydı.Bilirsiniz,Tess Geritsen direkt olayın içine bırakıyor sizi fakat Stephen King öyle yapmıyormuş.Bir korku kitabı değilde polis raporları okuyormuşum gibi hissettim.Polis demişken bu kitaptaki polislerin rolü hikayede sönüktü ve hiçbir olayı da çözemediler.Carrie'nin annesi ve okuldaki herkesin çok yanlış davrandığını düşünüyorum.Çığlığı basacaktım sinirden.Neyse ki Sue akıllı bir kızdı her ne kadar yanlış yapsa da... Neyse Billy ve Chris kadar budala insan görmedim.Bu arkadaşlar sayesinde kitap son 70 saydasında aşırı sardı.Öncelikle Billy tam bir psikopat neler neler dedi okurken "Psikoloğa git.Parası ne kadarsa öderim." dedim.Masumlar hariç herkes bu sonu hak etmişti.Tommy kim vurduya gitti fakat zaten yaşasaydı ya Sue'yi ya da Carrie'yi çok feci üzecekti.Evet Sue yine üzüldü ama ölüm insanı teselli eder.Bir noktada işleri kadere bırakırsın. O kadar insan tanıdım ki isimleri bulan Stephen King'i tebrik ediyorum.Hiçbiri kukla gibi değildi, yaşayan ve kendi kararlarını veren karakterler gibilerdi.Sonuç olarak kitabın ilk başlarındaki aşırı bilgilerden sıkıldığımdan ve korku kitabı yerine polisiye okuyormuşum gibi hissettiğimden 8 puan veriyorum.Yine de elinizde varsa şans vermenizi öneririm uzun süre unutamam. Son sahne yüzünden ikinci Carrie White vakası geliyormuş gibi hissettim. Göz Stephen King
Paranormal
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2026 104. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 19:32
"Hafıza tiyatrosu (veya theatro della memoria), eski bir hafıza tekniği kavramıdır. Aslen 16. yüzyılda İtalyan hümanist Giulio Camillo tarafından tasarlanan bu kavram, tüm insan bilgisinin toplamını haritalamak ve depolamak amacıyla hayal edilen fiziksel bir yapıydı." Kitabı bitirdikten sonra daha iyi anlayabilmek için yabancı kaynaklara baktım. Birkaç kısa inceleme yazısı buldum. Tuhaf olan şu ki bu incelemelerde de benim hissettiklerim hissetmiş yazarlar. Hayal gücünü tahrik eden masalsı unsurlar kısa kitabı çekici hale getirirken, kitabı tam olarak anlama isteği okurun elimden istemsiz bir şekilde alınmış. Okurun elimden "anlama iradesini" o kadar ustalıkla almış ki yazar...yazdıklarını okumaya o kadar mahkum etmiş ki...satırlar arasında tuhaf bir baş dönmesi ile ilerliyor okuyucu...kronoloji dağılıyor, zaman algısı yitiyor... Okuyucu...bu kitabı olursan sen de bir şey anlamayacaksın. Ama bir süreliğine de olsa Dünya algın değişecek ve sen bundan tuhaf bir haz alacaksın...
Bellek TiyatrosuSimon Critchley · Metis Yayıncılık · 201569 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 18:51
Kitabımız, Osmanlı Devleti’nin 1683 yılında gerçekleştirdiği II.Viyana Kuşatması ile başlıyor. Öncelikle bu kuşatmanın neden başarısız olduğunu, yaşananları ve sonuçlarını okuyoruz. Aslında kazanabileceğimiz bir savaşı içimizdeki hainler yüzünden nasıl kaybettiğimizi ve bir insanın ihanetinin kocaman bir orduyu, hatta bir imparatorluğu nasıl etkilediğine şahit oluyoruz. Ama aslında kitabın asıl konusu bu kuşatma sırasında esir edilen yeniçeriler. Esir edilen yeniçerilerden bazıları yollarda ölürken kalan kısmı ise düşmanın elinden kurtulmayı başarıyor. Ancak bu esirler kendi aralarında da bölünüyor. Çünkü bazıları sipahi bazıları ise yeniçeri. Osmanlı Devleti’nin askeri yapısının en önemli iki grubu olan bu insanlar birbirleriyle hiçbir zaman anlaşamıyorlar. Esaretten kurtulduktan sonra da farklı yollara gitmeyi tercih ediyorlar. Biz Balaban Hasan adındaki yeniçeri ve arkadaşlarının hikayesini okuyoruz. Bunlar düşmandan kurtulduktan sonra Osmanlı İmparatorluğu’na dönemeyeceklerini, eğer dönerlerse savaştan kaçan insanlardan olduklarını düşüneceklerini ve hain ilan edilip öldürüleceklerini biliyorlar. Bu yüzden de farklı bir yere gitmek için ilerliyorlar. Günlerce yürüdükten sonra ki burada sayıları da gerçekten çok azalıyor Moena adındaki İtalyan vadisine sığınıyorlar. Buradaki insanlar ilk başta Türklerden korksa da önlerinde çok daha büyük bir tehdit olan Habsburglar olduğu için türkleri köylerine kabul ediyorlar. Aslında on gün kalıp yollarına devam edecek olan yeniçeriler bambaşka bir hikayenin ortasında buluyorlar kendilerini. Köyü Habsburg’ların elinden kurtarmak için mücadele etmeye başlıyorlar. Bu mücadele içinde bir fikir ortaya atılıyor. Hasan Şah ilan ediliyor ve Moena Türklerin ve Müslümanların idaresine geçmiş oluyor. Bu sayede Osmanlı halifesiden yardım
Şah Balaban DestanıCihan Çetinkaya · Timaş Yayınları · 20265 okunma
Reklam
Reklam