Güzel bir yüz, çirkin bir ruh
Puan vermedi·258 syf.··
2026 9. kitabı
Son zamanlarda okuduğum en güzel ve en farklı kitaptan bahsetmeye geldim. Beni şaşırtan kitapları sevmişimdir hep ama bu gerçekten başkaydı... Oscar Wilde, bu kitabı yazdığı dönemde, kitapta "Eşcinsellik" işlendiği için o dönemin insanları tarafından büyük tepki almış. Ve iki sene hapse mahkûm edilmiş. Kitabı birkaç kere değiştirilmiş bu nedenle. Ama günümüzde en çok okunan klasikler arasında yer alıyor. Yani o zamanlar hak ettiği değeri görememiş olsa da şu an en değerli yapıtlar arasında. "Benim az çok sahip olduğum zekam ve artık ne kadar değeri varsa, sanatım; Dorian Gray'in ise güzelliği; Tanrı'nın bize lütfettiği bu şeyler yüzünden acı çekeceğiz, hem de büyük acılar."(6.syf). Bu cümle koskoca kitabın özeti gibi diyebiliriz. Masum bir gencin güzelliğe olan tutkusu yüzünden, adım adım çirkinleşen ruhuna ulaşmasını okuyoruz. Her şey bir dilekle başlıyor, Dorian Gray kendi tablosunu görünce, portresinin yaşlanmasını, ama kendisinin hep genç kalmasını istiyor. Bunda Lord Henry'nin sözlerinin de etkisi var tabi ki. "Ah, şimdi gülüyorsunuz ya, güzelliğinizi kaybettiğinizde gülemeyeceksiniz ... Bazıları güzelliğin yüzeysel olduğunu söyler. Belki öyledir ama yine de düşünce kadar yüzeysel olamaz. Benim için güzellik mucizelerin en büyüğüdür. İnsanları dış görünüşlerine göre değerlendirmeyenler sığdır. Bu dünyanın asıl gizemi görünmeyende değil görünendedir .."(26.syf) İşte bu sözlerin etkisinde kalıp, güzelliğinin sonsuz olmasını diliyor. Tabi ki güzellik, iyiliği temsil eder insanların inanışlarına göre. Çirkin bir yüz olsaydı eminim bu kadar sevilmezdi Dorian. Güzel bir yüzün, kötülük yapabileceğine inanmaz insanlar, oysa ki hiçbir şey göründüğü gibi değildir. "Ne hazin! Ben yaşlanıp çirkin ve iğrenç bir şey olacağım. Oysa bu portre hep genç kalacak. Yaşı şu
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,4bin okunma
6/10
·175 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 16:58
#kitapyorumum Kitabın Adı: Karanlık Atölye Yazarın Adı: Annie Ernaux Yayınevi: Can Yayınları Sayfa Sayısı: 175 Yazarın son çıkan kitabını da okudum. Bu kitabı günlük şeklindedir. 1982 ile 2015 yılları arasında yazdığı günlüklerdir. Bu günlüklerde yazdığı kitaplar ile ilgili özel notlar da bulunmaktadır. Günlük okumayı seven okurlara tavsiye ederim.. Kitapla kalın...
Edebiyat
Karanlık AtölyeAnnie Ernaux · Can Yayınları · 202585 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İlk Baba, Olmayan Kadın ve Bastırılanın Geri Dönüşü
7/10
·248 syf.··
2026 1. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 21:04
İlk kez Freud’u, Freud’dan okumanın ardından ,yani Totem ve Tabu’dan sonra, Musa ve Tektanrıcılık’ı okumaya başladım. Nihayet biten kitap hakkında şunu söyleyebilirim: Alan dışından bir psikanaliz okuyucusu olarak, Freud’u bizzat kendisinden okumanın iyi hissettirdiğini ve hem Totem ve Tabu’nun hem de Musa ve Tektanrıcılık’ın içerik olarak ilkel insanlardan itibaren dinin kökenlerini anlatmasının, bunu da nevrozla kurduğu yakın bağ üzerinden yapmasının ilgimi çektiğini belirtmeliyim. Aynı şekilde “bastırılanın geri dönüşü” fikri en çok ilgimi çeken konu ve bölümlerden biriydi. Freud, bilinçdışına (es/id) itilmiş ve orada adeta “yalıtılmış” bir hâlde tazeliğini koruyan anıların, uygun koşullar oluştuğunda bilince sızarak yeniden güç kazanmasını anlatıyor. Bastırılan şey, bir travmanın (örneğin Musa’nın katli, İlk Baba'nın katli) güncel bir olayla (örneğin İsa’nın çarmıha gerilmesi) tekrarlanması yoluyla yeniden aktif hâle gelir ve bu tekrar sayesinde bilince geri döner. Bu düşünce, birey psikolojisi ile kitle psikolojisi arasında bağ kurması açısından ilginçti. Ayrıca 'bastırılanın geri dönüşü' bölümünde (sf.175) kız ve erkek çocuklarının benzemeyi reddettikleri ve buna göre yaşadıkları bir zamandan sonra anne ve babalarına sonradan nasıl da kaçınılmaz bir şekilde benzediklerinden de bahsetmesi açısından tetikleyiciydi benim için. Kitabın sonlarına doğru gelirken, Freud’un bütün anlatımını erkeklik üzerine kurduğunu görüyoruz. İlk Baba’dan, erkek kardeşlerin babayı öldürmesinden ve arzu ettikleri anne ve kız kardeşlerden ,yani ensestten vazgeçip birlik olmalarından bahsediyor. Anaerkillikten ataerkilliğe geçişi ya da baba figürünün yüceltilmesini bir ilerleme olarak görüyor; çünkü bu sürecin duyusallıktan (görünen/anne) düşünsel dünyaya (görünmeyen/baba) geçişi temsil
Musa ve TektanrıcılıkSigmund Freud · Say Yayınları · 2019821 okunma
Dünyanın tuzu nasıl geri gelecekti?
10/10
·352 syf.··
2026 14. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 02:26
Yılın ilk incelemesinin Carol olmasını istedim çünkü bu yılın, gelecek yılın ve daha pek çok yılın favorisi olacağına eminim. Carol aslında aynı isimli bir film uyarlamasına sahip. Uzun zamandır izlemeyi düşündüğüm bir filmdi ve geçen gün öylesine dolaşırken bu film birden beni kendine çekti. İzlerken kendimden geçtim ve bittiğinde ben de bitmiştim. O kadar estetik o kadar edebi bir filmdi ki beni uzun süre başka bir evrene ışınladı. Tam kendime gelmişken birkaç araştırma yapmaya başladım ve o an kitap uyarlaması olduğunu öğrendim. Elimde birkaç kitap vardı ve onları bitirmem lazımdı. Birkaç gün diğer kitaplarda sürüklendikten sonra onları bitirdim ve sıra Carol'a geldi. Heyecandan yerimde duramıyordum. Başına oturdum ve kafamı kaldırdığımda 175 sayfa geçmişti. Saatlerce kitapla beraber sürüklendim ve son sayfada onunla kıyıya vurdum. Şimdiyse hâlâ o kıyıda uzanmış Carol'ı düşünmekteyim. Peki kimdir bu Carol? Carol, ana karakterimiz olan Therese'in para kazanmak amacıyla geçici olarak çalıştığı "Bonmarşe"de karşılaştığı bir müşteridir. Carol sarı saçları ve pahalı kürküyle Noel alışverişi telaşındadır. Ama o kalabalıkta yine de Therese'in gözünden kaçmamıştır. Kısa süre içerisinde yine alışveriş sebebiyle Therese'le muhabbete başlayan Carol fark etmeden Therese'in kalbini kazanır ve tüm hikaye burada başlar. Therese çok gençtir. Duygularını anlayamayacak kadar genç. Carol'sa boşanma aşamasında olan bir annedir. Buna rağmen bu ikili birden kendini büyük bir iletişim içerisinde bulur. Carol duygularından emindir ama Therese'in ne olduğunu anlaması biraz sürer. Anladığındaysa aslında her şey sona yaklaşmıştır. Devamından bahsetmek istemiyorum çünkü hikaye sıradan bir aşk hikayesinden daha fazlası. Bu nedenle en ufak detayın bütün heyecanı kaçıracağını eminim. Patricia
CarolPatricia Highsmith · Can Yayınları · 2018181 okunma
Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2026 13:55
Bu kitabı okurken ilk hissettiğim şey, konunun insanın kalbine dokunacak kadar güçlü olduğuydu. Mercan’ın, kardeşi Ela’yı parkta sallanırken kaybetmesiyle başlayan hikâye, yalnızca bir kayboluşu değil; suçluluk duygusunu, yalnızlığı ve hayata tutunma çabasını da anlatıyor. Ailesinin, yaşananlardan Mercan’ı sorumlu tutmasıyla onun iç dünyasında açılan boşluk, kitabın en sarsıcı taraflarından biri bence. Zamanla bu kayboluşun bir tesadüf olmadığı, Ela’nın bir çete tarafından kaçırıldığı gerçeği ortaya çıkıyor. Bu bilgi, hikâyeyi yalnızca duygusal bir dram olmaktan çıkarıp karanlık bir arayışa dönüştürüyor. Mercan, hem kardeşini bulma umuduyla hem de içindeki suçlulukla yaşamaya çalışırken, hayatında oluşan boşluğu iş yeri müdürü Barış ve hem ev arkadaşı hem de iş arkadaşı olan Elya ile doldurmaya çalışıyor. Güvendiği insanların varlığı, ona bir süreliğine de olsa tutunacak bir dal sunuyor. Ancak hikâye ilerledikçe bu güvenin ne kadar kırılgan olduğu ortaya çıkıyor. Barış ve Elya’nın da çetenin bir parçası olduğunun anlaşılması, Mercan’ı yalnızca hayal kırıklığına uğratmıyor; onu tamamen yalnızlaştırıyor. Bu noktada kitap, insanın en çok güvendiği yerden yara alabileceğini ve yalnızlığın bazen kalabalıklar içinde bile büyüyebildiğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Buna rağmen, olay örgüsü benim için yer yer kopuk ilerledi. Mercan’ın gördüğü rüyalar üzerinden polise ipuçları vermesi ve polislerin bu rüyalara dayanarak çeteyi ortaya çıkarması, ardından 16 yıl sonra kardeşine ulaşılması, okur olarak beni hikâyeden uzaklaştıran kısımlar oldu. Olaylar sanki birbirine yeterince bağlanamamış gibiydi. Belki de çok fazla dedektif ve polisiye roman okumamdan dolayı, bu çözülme bana biraz basit gelmiş olabilir. Yine de kitabın hakkını teslim etmeden geçmek istemem. Kahraman
1000Kitap
Seviyorum Deme İnanırımKahraman Tazeoğlu · Yediveren Yayınları · 202447 okunma