#𝙎𝘼𝙁𝙁𝘼𝙏_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙄̇_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙄̇𝙍☝️ 💢 Rasûlüm! Bir süre için sen onları kendi hâline bırak. 174 Onların başına gelecekleri gözetle! Zâten kendileri de başlarına gelecekleri yakında görecekler. 175 Yoksa onlar, azabımızın bir an önce tepelerine inmesini mi bekliyorlar? 176 Fakat bir an önce gelmesini bekledikleri o azap onların yurtlarına indiğinde, önceden uyarılıp da uyarıya kulak asmayanlar pek kötü bir sabaha uyanırlar! 177 Yine bir süre için sen onları kendi hâline bırak! 178 Onların başına gelecekleri gözetle! Zâten kendileri de başlarına gelecekleri yakında görecekler. 179 #Tefsir: 📖 📖 Hakla bâtıl arasındaki amansız mücâdele ilk insan ve ilk peygamberden beri devam edegelmiştir. Bu mücâdele, Allah Resûlü (s.a.s.)’in gelmesiyle daha da şiddetlenmiştir. Mekke döneminin sonu itibariyle hâdiseler hem hicreti hem de bilfiil savaşı gerektirecek istikâmette akmaya başladı. Artık mutlaka sıcak çatışmalar olacak, fikrî mücâdeleden sonra şartların oluşmasıyla silahlar konuşacaktı. Cenâb-ı Hak Peygamberini ve mü’minleri bu konuda hazırlamakta, onları cihada teşvik etmektedir. Gelecekte vuku bulacak ve lehlerine sonuçlanacak büyük hâdiselere dikkatlerini çekmektedir: Birincisi; gerek fikrî gerek fiilî mücâdelede mü’minler gâlip gelecek, kâfirler mağlup olacaklardır. Nitekim Medine dönemi itibariyle Bedir’de, Hendek’te, Hayber’de, Mekke’nin fethinde bu müjdeler aynıyla tahakkuk etmiştir. Taarruzlar daha çok sabah erken saatlerinde yapıldığı ve düşman o vakitte dağıtılıp perişan edildiği için veya bu vakitte yapılacak taarruzların daha başarılı olacağına işaret için “Önceden uyarılıp da uyarıya kulak asmayanlar pek kötü bir sabaha uyanırlar!” (Saffât 37/177) buyrulur. Âdiyât sûresinde “O hızla sabah erkenden düşmana baskın yapanlara” (Âdiyât 100/3) âyeti de yine aynı hakikati
Teşrik tekbirleri, arefe günü sabah namazıyla başlar; Kurban Bayramı'nın dördüncü günü ikindi namazına kadar devam eder Bu süre içerisinde toplam 23 vakit farz namazının ardından bir defa teşrik tekbiri getirmek vaciptir. Teşrik tekbiri şöyledir: اللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ وَاللَّهُ أَكْبَرُ اللَّهُ أَكْبَرُ وَلِلَّهِ الْحَمْدُ "Allahü ekber, Allahü ekber. Lâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber. Allahü ekber ve lillâhil hamd." Kaynak: İbni Abidin, 2/178
Din
Reklam
teze betik-6/XII/١٤٤٧
🗂️""DİNSİZ BİR MİLLET YAŞAYAMAZ!_Post-Modern Dünyada Hayatın Manası Üzerine""📂📌 🧷🖍️🖊️🖋️✒️✏️📝🗒️📒📓📘🗃️📚📖Prof. Dr. Ahmed Akgündüz |||| HOLLANDA'DA ÇOK SAYIDA HRİSTİYAN, ATEİST VE HUMANİSTLERİN SORDUKLARI ALLAH'A İMAN, HAŞİR, KADER, HZ. İSA'NIN AHİRZAMANDA NÜZULÜ VE BENZERİ ÖNEMLİ SORULARA CEVAP OLARAK HAZIRLANAN VE ÇOK SAYIDA İNSANIN OKUYARAK MÜSLÜMAN OLDUĞU BU KİTABI, BÜTÜN GENÇLERE VE ÖZELLİKLE DEİZM VE ATEİZM KUYUSUNA YUVARLANMAK ÜZERE OLAN BİÇARE GENÇLİĞE ALIP OKUTUNUZ. ANNELER VE BABALAR, SİZİN CEVAP VERMEKTE ACİZ KALDIĞINIZ SORULARA BU KİTABI OKUTARAK GENÇLERİ GİRDAPLARDAN KURTARINIZ! 📏📏Allah’a İman, bilim, teknoloji ve hayatın anlamı üzerine tartışmaların giderek daha fazla arttığı bu çağda, elinizdeki bu çalışma, her insanın sorduğu hayatın manası ile alakalı sorduğu sorularını bütünlüklü ve derinlikli bir şekilde ele almaktadır. Nereden geliyoruz? Neden varız? Acılarımızın, özgürlüğün ve kaderin manası nedir? Din ile bilim gerçekte birbirleriyle nasıl bir ilişki içindedir? Bu eser, söz konusu soruları İslâm akaidinin temelleri çerçevesinde ele almakta ve özellikle Kur’ân-ı Kerîm’i bir idrak, tefekkür ve rehberlik kaynağı olarak merkeze koymaktadır. Okuyucu; Hâlık’ın birliği, nübüvvet, âhiret, İlâhî kader, insan ruhu, imanın inkişafı ve din ile bilim arasındaki ilişki gibi temel konuların işlendiği bir yolculuğa çıkarılmaktadır. Bununla birlikte evrim teorisi, acıların ve kötülüğün yaratılması meselesi, insan psikolojisi, şuur ve modern hayatın güncel soruları gibi karmaşık ve çağdaş meseleleri de dikkatli, dengeli ve anlaşılır bir üslupla ele almaktadır. Yine bu eser, imanın iç boyutuna da odaklanmaktadır. İnsanın neden inandığını anlamasına yardımcı olmaktadır. Aklî delilleri manevî içgörüler ve hayatın içinden misallerle birleştirerek, kalp ile akıl,
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?.. Grigory Petrov
bir kalp ki, senin için gözettim letâifü'l işarat 1/178
imam Mâlik رحمه اللّٰه soyle dedi: eğer sana heva ehli olan kimselerden biri gelip islâm/din hakkında seninle tartışmak isterse, ona şöyle de: 'Bana gelince, ben Rabbimden gelen apaçık bir delil üzereyim. Sana gelince, sen şüphe içindesin. Oyleyse git, kendin gibi şüphe içinde olan biriyle tartış. Kaynak: el-Câmi', Âdil ÂI Hamdân, s. 178, madde 21
1000Kitap
Reklam
Reklam