Hayat veren de öldüren de Allah’tır.(3/156)
Yani yeryüzünde sefere çıkanları da, gazâya gidenleri de öldüren Allah’tır, O, gazâya gitmeyip evinde kalanları da öldürecektir. Yani savaşa gitmekle veya gitmeyip evinde kalmakla ölüm ilerigeri gitmez. Allah onları teslimiyet göstermeye çağırmaktadır. Zira hayat sayılı nefesler, taksim edilmiş rızıklar ve belirlenmiş ecellerle sınırlıdır; nefeslerin sayısı bitmemişse, rızkını tam olarak almamışsa ve eceli sona ermemişse insana ölüm gelmez.
Din
Bölüm: Peygamberler Göndermek Akıl herhangi bir işi kendi başına biliyor, başka bir işi ise tek başına bilmiyorsa o zaman bağımsız bir şeyin aklı bilmediğine ulaştırması gerekir. Dolayısıyla peygamberlerin gönderilmesi imkânsız değildir ve onlar yaratılmışlar içinde gaye ve yolları en iyi bilen kimselerdir. Bölüm: Bizzat Bir Peygamberin Peygamberliğini İspat Bir yalancının dürüstün getirdiği şeyi getirmesi mümkün olsaydı, hiç kuşkusuz hakikatler değişirdi ve kudret acizliğe dönüşürdü. Ayrıca böyle bir durumda yalan, izzet mertebesine dayanmış olurdu. Bunlar Bir ve İlk'in bütün yön ve anlamlarda ikinciyi ispat etmesi itibarıyla imkânsız, son derece anlamsız şeylerdir.
Sayfa 102
Din-Felsefe
Reklam
Bölüm: İyiyi Hasta Etmek Ona Zulüm Değildir Hiçbir şeyin gerçekte hükmünün dışına çıkmadığı kimse mülkünde icra ettiği şey nedeniyle haksızlık ve zulüm yapmakla nitelenemez. Bölüm: İyilik ve Kötülük Muhtar (seçen), en uygunu gözetmek zorunda değildir. Kuşkusuz bu durum sabit ve geçerlidir. Çirkin ve kötü, sadece şeriata ve gayeye göre sabittir. Bir insan 'iyilik ve kötülük, iyi ve kötünün zatından kaynaklanır diye iddia ederse o bilgisizin tekidir.
Sayfa 102
Din-Felsefe
Bölüm: Kesp Allah'ın İrade Ettiği Şeydir Kudretin şartı, bilgi ve irade imkân verdiğinde, var etmedir. Adet fikrini benimsemekten sakın! Ulûhiyetin eksikliğine sebep olan her şey, reddedilmiştir. Sonradan meydana gelmiş varlıkta Allah'ın irade etmediği bir şeyin olduğunu kabul eden herkes, bilgiden kovulmuş ve tevhit kapısı yüzüne kapatılmıştır. Bazen emir kast edilir ve emredilen şey amaçlanmaz. Bu doğrudur ve son derece açıktır.
Sayfa 101
Din-Felsefe
Yahudiler Rus medyası ve film endüstrisi üzerinde de tam bir egemenlik kurmuşlardı. Lenin, 1917 Aralığında “cinsel özgürlükler” açık­lamasını yaptı. (1791’de Fransa’daki Jakobenler de böyle yapmışlardı.) Lenin, “ 18 yaşındaki her genç kadın dev­letin mülkiyetindedir,” diyordu. Evlenmemiş her kadın “Serbest Aşk Bürosuna kaydolmak mecburiyetinde idi. Büroya kayıtlı bir kadın, yaşları 19 ile 50 arasında değişen bir erkek seçmek mecburiyetinde idi. Erkeklerin kadın seçme özgürlüğü vardı, fakat kadının “proleter” olduğu­nu belgelerle kanıtlama zorunluluğu vardı. Diğerlerine cinsel hayat sınıf düşmanları (yani Yahudi-düşmanları) oldukları gerekçesiyle yasaklanmıştı. Devletin yüksek menfaatleri adına erkekler, “Serbest Aşk Bürosundan kadın seçebiliyorlardı ama bunun ter­si olmuyordu. Bu evliliklerden doğan çocuklar kesinlikle devlete aitti.
Sayfa 280·Kitabı okuyor
Alıntı
Hucurat suresi
Medine'de nâzil olmuştur. 18 âyettir. Yüce Allah bu surede Peygamber (s.a.)in evlerinin; yani müminlerin tertemiz annelerinin oturmuş olduğu odaların mahremiyetini anlattığı için, buna "Hucurat süresi" adı verilmiştir. Bazı müfessirlerin "Ahlâk suresi" dediği bu sure ebedî terbiye hakikatlannı ve üstün medenî esasları kapsar. Allah'ın şeriatı ve peygamberin emri karşısında Allah'ın, müminlere takınacakları yüce ahlâk düsturunu öğretmesiyle başlar. Bu düstur müminlerin, Peygamber (s.a.)le istişâre etmeden onun huzurunda herhangi bir görüş bildirmemek veya hüküm vermemek, ya da bir karar vermemektir. Diğer bir düstur da sahabenin Peygamber (sa.) ile konuştuklarında seslerini alçaltmalarıdır. Çünkü O, sıradan insanlar gibi değildir. Aksine o, Allah’ın Rasülüdür. İçtimaî (sosyal) bir terbiye olarak da müminlere, şayiâlara kulak vermemelerini ve gelen haberleri tam olarak araştırmalarını emreder. Özellikle bu haber, güvenilir olmayan, ehliyetsiz veya yalancılıkla itham edilmiş bir şahsın verdiği bir haberse, onun araştırılmasını emreder. Diğer bir düstur olarak da; kaş göz hareketleriyle insanları maskaraya almak ve ayıplamaktan sakındırır. Gıybet, kusur araştırmak ve müminler hakkında sui zanda bulunmaktan meneder. Güzel ahlâka ve sosyal faziletlere dâvet eder. Gıybetten sakındırırken, onu hayret verici, eşsiz ve parlak bir ifadeyle yasaklar. Bu mübarek süre imanı, sadece dille söylenen bir sözden ibaret zanneden ve gelip imanlarını Peygamber (s.a.)in başına kakan bedevîleri anlatarak sona erer.
Sayfa 351·Kitabı okuyor
Din
Reklam
Reklam