Mehmet

Mehmet
Güneş her gün yanıyordu. Güneş, Zamanı yakıyordu. Gelmiyecek birini beklemek, gelmiyecek birini özlemek işte o tam bir işkence.. Zehir dışarı akmadan yürek yıkanmıyor.
Puan vermedi
Kitap yorumu yaparken ilk baktığım şey genellikle olay örgüsü ve karakterler olur. Gurur ve Önyargı yorumu yaparken de ilk fark ettiğim şey karakterlerin ilginçliği oldu. Ama ilk önce size kitabın isminin arkasında yatan fikirden söz etmek istiyorum ve evliliğe toplumsal açıdan verilen önemden. Gurur yani İngilizce ismiyle Pride Hristiyan inancında 7 büyük günahtan birisidir ve toplumsal bir tabudur. Önyargı ise bir açıdan gurura çok benzer çünkü mantıklı bir açıklama olmadan bir şeye yüklediğin olumsuz anlamdır önyargı, kendini karşındakinden önyargı yüzünden daha üstün bir yere koyarsın. Bu anlamda da gurur ve önyargı benzer bir şekilde toplumsal açıdan kabul edilemez olgulardır. İkisi de toplum içindeki uyuma karşı birer tehdit unsurlarıdır. Kitapta Elizabeth önyargı ile ve Darcy ise gurur ile ilişkilendirilmişler ama ikisi de bakınca hem gururlu hem de yaşadıkları topluma karşı önyargılılar. Elizabeth ve Darcy çevresindekilerin kendilerinden daha aptal, kültürsüz ve sıkıcı olduğuna inanırlar, bu da toplumun uyumunu bozacak türden bir şeydir. Bu kitabı okumuş herkes genellikle Elizabeth ve Darcy' nin aşkını romantik olarak algılarlar fakat ben size farklı bir bakış açısından bahsedeceğim. Eğer kitabı okuduysanız fark etmişsinizdir ki ikisinin aşkı kitabın çok sonlarına doğru, çok kısa bir alanı kapsar. İki gururlu ve topluma uyumsuz bu karakter başta evliliğe karşıdır. Evlilik, toplumun neslinin devamı için gerekli ve topluma faydalı bireyler yetiştirilmesi için oluşturulmuş bir kurumdur. Evliliğe karşıt olan bireyler topluma uyumsuzlardır ve evlilik kurumu bu kişilerin fikirlerini değiştirip onları günahlarından arındırmayı amaçlar. Aslında Elizabeth ve Darcy' nin evliliği de tam olarak bunu anlatıyor. Ekonomik ve kültürel zenginliğin bir araya getirilmesi ve
1000Kitap
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi
Stefan Zweig okumalarına belli bir süre ara vermeme rağmen eser, tıpkı yazarımızın diğer kitaplarında olduğu gibi karakterler ve psikolojik durumların niteliği bakımından benzer ögeler taşımaktaydı. Kitaptaki konu ise tatile çıkan Baron'un bir kaçamak araması sonucu Edgar ve annesiyle karşılaşması. Edgar'ı annesine ulaşmak için çocuğu bir araç olarak kullanması sonucu, bir çocuğun yetişkin dünyasını tanıması ve bu dünyaya adım atmasıdır. Yazarımız yine karakterlerin içinde bulunduğu durumu, bilakis Edgar'ın, çok gerçekçi bir şekilde ele alıyordu. Baron'un avı için her türlü hileye ve baştan çıkarmaya başvurabileceğini, annenin tekrardan heyecan yaşama arzusunu ve Edgar'ın büyük sırrı çözme yolundaki adımlarını... Stefan Zweig, eserde çocuk psikolojisinin ne kadar kırılgan olabileceğini ve bazı durumların çocuklara büyük bir güvensizlik verebileceğini gözler önüne seriyordu. Edgar'ın yaşadıklarının, aslında çocukluktan yetişkinliğe geçme aşamalarını, doğru bir düzlemde yaşamamasının sonuçlarının iyi olamayabileceğini sayfalar ilerledikçe fark ediyoruz. Sevgi ve doğru ilgi vermenin önemi ortaya çıkıyor. Edgar'ın annesinin macera arayışı ve Baron'un narsist davranışları arasında kalan Edgar'ın aslında o gizem perdesinin ardındaki gerçekliği keşfedişine, dünyada ne kadar az çok şey bildiğine ve çok şeyin sırrını çözebileceği bile mutluluğunu görüyoruz. Edgar sonunda düşman gibi görünenlerinin bile birbirine ihtiyacı olabileceğini, ne olursa olsun şükran duymanın ve şefkatin değerini anlamasıyla tekrardan huzura kavuşuyor.
1000Kitap
Yakıcı SırStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202551,3bin okunma

Mehmet

, bir kitap okudu
Puan vermedi·318 syf.··
2022 4. kitabı
Ceyda Kılınç
7.7/10 · 1.376 okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2022 4. kitabı
Film Çekimi esnasında sette meydana gelen bir kaza sonucu gözlerini hastanede açan Cansın’ın kırk gün boyunca her gün kendisini ziyarete gelen Müge hemşireye hayatını anlatması ile kitap başlar. Bu kırk gün aslında kırk psikolojik seans olarak nitelendirilebilir. Cansın’ın, Müge hemşireye geçmişini anlatması ile birlikte şimdiki zaman içinde, kahramanın önceki yaşantılarına, çocukluk anılarına tanıklık edebiliyoruz. Oldukça varlıklı olan bir ailenin, küçük kızı olan Cansın’a kardeşlik etmesi için teyzesinin kızı Nazmiye’yi köyden getirip ve evlat edinmesi ile olaylar başlar. Nazmiye(lise yıllarında, erkek arkadaşı istediği için, adını değiştirip Naz olarak değiştirecektir) ile Cansın’ın birlikte yaşamaya başlaması ile başlayan olaylar, Naz’ın kıskançlık, öfke ve kini ile birlikte daha da büyüyerek Cansın için çekilmez hale gelmektedir. Kavgalar, iftiralar eşliğinde birbirinin kuyusunu kazmaya çalışan iki kızın büyümesine tanıklık ediyoruz romanda. Köyden gelen ve yeni yaşama ayak uyduramayan, ayrıca eski ve yeni ailesine oldukça öfkeli olan Naz, tüm bu öfkesini Cansın’dan çıkarmaya başlar. Cansın’ın istediği her şeye sahip olmaya çalışan Naz’ın, bunu alışkanlık haline getirmesi aynı zamanda Naz’ın karakterini de belirleyecektir. Cansın’ı taklit etmek ve ona hayatı dar etmek için uğraşan Naz, bir kimlik oluşturamayacak ve ömür boyu Cansın’ın gölgesinde kalmaya mahkum olacaktır. Ne kadar nefret etse de her zor durumda kaldığında gene kardeşinin kapısında bulacaktır kendini. Çocukken kardeşinin oyuncaklarını elinden alan Naz, büyüdükçe kardeşinden daha fazlasını almaya başlar. Kardeşinin ailesine, kocasına göz diker. Adeta tüm enerjisini buna harcar. İlgi odağı haline gelmek, ait olmak ve yalnızlıktan kurtulmak için çabaladıkça aslında daha da dibe batmaya başlar. İki
1000Kitap
Çilekteki NefretCeyda Kılınç · İlya Yayınevi · 20071,376 okunma
Puan vermedi
Mükemmel bir detay var kitapta; “Madende kanarya olarak seni Kullanmış dostların, unutma sakın.” İlk okuyuşumda anlamlandıramamıştım ama öğrenince hayran kaldım Kömür madenindeki kanaryayı bilir misiniz? Maden ocaklarında karbon monoksit ve diğer zehirli gazları tespit etmek için kanarya kullanılırdı çünkü kanaryanın burnu çok hassastı. Madenciler, kanaryanın ötüşü yavaşladığında ya da öldüğünde hemen maden ocağını terk ediyorlardı. Madenci yeryüzünün damarlarına güçlü kazma vuruşları yaparken bir kulağı da kanaryanın ötüşünde olurdu. Ses hayat, sessizlik ölümdü. Bu iki ötüş arasındaki an ise ölüm ve yaşam arasındaki ince çizgiydi. Yıllar yılı bu iki ötüş arasındaki sessizlik arttı. Nice maden işçisi bu sessizliğin içinde yaşamını yitirdi. Nice kanaryanın kanat çırpışları bu sessizliğin içinde yok oldu. Hayırlı geceler, Geceye yakışan en güzel tür şiirdir diyebilirim kendi açımdan. Sessizlik ve şiir okuyarak her yerden sıyrılmak. Güzel bir his. Aranan bir his aslında. Her şeyden sıyrılıp şiirin içine dalmak. Dünyadan sıyrılmak. Bunları yapabilmeli bir insan. Tam da bunları yapmak istediğim bir zamanda şiirle taçlandırdım bu geceyi. Canım ta derinden şiir çekmişti. Ve İbrahim Tenekeci hiç okumamıştım şu ana kadar. Ama ne kadar da güzel bir kaleme sahip sevgili şair. Canınızın şiir çektiği bir zamanda okuyup içinde kaybolacağınız bir kitap diyebilirim. Başlangıç niteliğinde güzel bir şiir kitabı. Allah şiirin güzelliğini hayatımızda uygulayanlardan eylesin inşâAllah.
1000Kitap
Belki Başka Zamanİbrahim Tenekeci · Muhit Kitap · 2020660 okunma