Ali Fuat Paşa (Ali Fuat Cebesoy) (1882-1968). Mustafa Kemal’in Harp Akademisindeki sınıf ve yakın arkadaşı. İttihat ve Terakki mensubu ama salt askeri kariyere yöneldi. 1918’de mirliva (ve boylere paşa) oldu. 1919 başında Anadolu’ya gönderildi ve burada direniş liderlerinden biri olarak Meclis’e katıldı. 1919-1920 arasında Batı Cephesi Kumandanlığı yaptı. 1920-1921’de diplomatik görevle Moskova’da kaldı. 1924’de kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın kurucularından. 1926’da İzmir Suikasti’nden dolayı tutuklandıysa da serbest bırakıldı. Atatürk’ün ölümünden önce kendisiyle yeniden yakınlaşarak yeniden TBMM’ye girdi. 1933-1934 ve 1939-43 arasında iki kez nafıa vekilliği, 1943-1946 arasında münakalât vekilliği yaptı. 1947-1950 arasında TBMM Başkanlığı görevinde bulundu.
1933'te Mussolini'nin çıkardığı yeni "biyolojik" yasalara kadar, Eritre veya Somali'de doğmuş zenci-beyaz melez çocuklar İtalyan yurttaşı olabiliyordu. Bu durduruldu.
Alıntı
Reklam
aklıma 15 Temmuz geldi..
İç politika açısından da sahte bayrak operasyonlarının etkisi dikkat çekicidir. 27 Şubat 1933 gecesi meydana gelen Reichstag Yangını, iyi bilinen bir örnektir. Berlindeki Reichstag adlı bir binanın yakılması, Nazilerce komünistlere mal edilmiştir. Nitekim bu yangın, Adolf Hitler’in Almanyada olağanüstü yetkiler kazanmasını sağlamıştı. Olayın içyüzü hâlâ tartışılsa da Reichstag Yangını sahte bayrak operasyonlarının iç politikadaki manipülasyon boyutunu ortaya koymaktadır.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
At the same time a movement called the German Christians arose among Protestants aimed at closer ties with the Nazis. The German Christians wanted to unite the twenty-eight regional Protestant bodies under a single bishop. They elected to this post Ludwig Müller, a fervent Nazi. They also introduced the Führer principle into church government and adopted the Aryan paragraph, which called for the dismissal of all people of Jewish origin from church positions. In 1933 the German Christians claimed three thousand out of a total of seventeen thousand Protestant pastors.
Catholics, who had been strong in the German republic during the 1920s, endorsed the new Nazi government and supported the agreement ( concordat ) the Führer signed with the pope in 1933 guaranteeing the freedom to practice the Catholic religion. The concordat was an important milestone for Hitler. It greatly increased his prestige, and it successfully excluded Catholics from German politics. Hitler, however, had no intention of keeping his part of the bargain.
Nasyonel Sosyalist Almanya (1933-1945)
“Nasyonal sosyalist Almanya da çok kısa yaşadı. Sistemin 1933'te kurulduğunu veya kurulma yoluna girdiğini kabul edersek, tüm ömrünün yalnızca 12 yıla sığdığını görürüz. Nazi Almanyası yıllarını hep ya savaş ya da savaş hazırlığı içinde geçirdi. Uzun barış dönemleri yaşamadı. Alman olmayan herkese fakat özellikle Yahudilere karşı ırkçıydı. Temerküz ve imha kamplarıyla insanlık tarihinin en utanç verici felaketlerinden birine, Yahudi soykırımına (holokost) imza attı. İç dinamikleriyle değil dışarıdan müdahaleyle, yani savaşla yıkıldı. Lider değişikliği gerçekleştirerek istikrara kavuşma şansı bulamadı.”
Sayfa 35 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam