6/10
·504 syf.··
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 18:42
Kendi edebi çalışmalarım için bir hakikat ve bilgi arayışına çıkarak, bu eseri beş gün gibi kısa bir sürede büyük bir titizlikle tamamladım. Agnostik bir seyyid olarak, köklerimin dayandığı bu büyük mirası ve Peygamber Efendimiz’in (sav) hayatını objektif bir merakla inceledim. İnanç tercihimden bağımsız olarak, bu biyografinin sunduğu yüksek ahlak ve tarihsel tecrübe, kendi kitabımı kurgularken bana eşsiz bir perspektif sundu. Kabul etmeliyim ki; bu sayfalarda, dünya görüşü ne olursa olsun her insanın zihnine ve ruhuna katabileceği çok derin dersler barınmaktadır. Martin Lings Hz. Muhammed'in Hayatı
İslâm Dini
Hz. Muhammed'in HayatıMartin Lings · İnsan Yayınları · 20233,620 okunma
Bu kitabı baya sevdim, darkroom seviyorsanız okuyabilirsiniz
8/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Madeline Sheehan Katlanılmaz Darkromance Yetişkin Kurgu Çift Taraflı Bakış Açısı Toksik aşk Yaş farkı (15) 280 Sayfa Puanım 8 Mutlu S. Bağımsız seri: ✓Dayanılmaz ✓Katlanılmaz ✓Ulaşılmaz Danny & Ripper Danny babası ve toksik ailesi içinde b*k gibi bir hayat geçirirken, babasının çetesinde olan Ripper ile yakınlaşırlar. Fakat Ripper korkağın tekidir ve bu birlikteliği gizli tutmak ister. *Ripper'in Danny'i bırakıp gitme sebebi yazarın ayrılık olsun diye zorlamasıymış gibiydi. Kitabım sonu da biraz aceleye gelmiş gibi hissettirdi. Danny her türlü zorluğu tek başına yaşarken Ripper'in sanki haklıymış gibi(194 sayfa) triplere girmesi acayip sinir bozucuydu. Ben kitabın mükemmel olduğunu düşünmüyorum ama bazı kısımlar hoşuma gitti. Mesela genelde kitaplarda erkek ayrılık sonrası hayatına başka kadınlarla devam ederken, kadınların yalnız olması bana saçma geliyor fakat yazar bu konuda iki tarafında hayatına devam edebileceğini vurguluyor. Bazı tabuları yıkmak gerektiğini düşünüyorum ve kitabı bu yönden beğendim. Dayanılmaz Katlanılmaz Madeline Sheehan
1000Kitap
KatlanılmazMadeline Sheehan · Lapis Yayıncılık · 202452 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·69 syf.·
2026 19. kitabı
Nisan ayı sayısını okuduğumda genel olarak bana hitap eden, düşündüren ve yer yer kendimi sorgulamama vesile olan bir içerikle karşılaştım. Her zamanki gibi dergi farklı alanlara temas ediyordu ama bu sayıda özellikle bilinçli tüketim ve içsel farkındalık konuları bende daha fazla iz bıraktı. Sağlıkla ilgili bölümlerde zerdeçalın faydalarından bahsedilmesi dikkatimi çekti. Bunun yanında dondurulmuş gıdalarla ilgili yapılan uyarılar, aslında günlük hayatta ne kadar farkında olmadan tüketim yaptığımı düşündürdü. Emülgatörlerle ilgili yazıyı okurken de gıdanın ne kadar endüstriyelleştiğini bir kez daha fark ettim. “Ben yemek seçmem, içindeki malzemeyi seçerim” yaklaşımı bana çok anlamlı geldi. Kendi adıma etiket okuma konusunda daha dikkatli olmam gerektiğini hissettim. Dergide kumaş ve tekstil üzerine yapılan röportaj da ilgimi çeken bölümlerden biri oldu. Yıllardır bu sektörün içinde olan birinin anlattıkları sayesinde kumaşın arka planında ne kadar bilinmeyen detay olduğunu gördüm. Özellikle pahalı olanın her zaman kaliteli ya da sağlıklı olmadığı vurgusu beni düşündürdü. Demek ki sadece markaya değil, içeriğe ve üretim sürecine de dikkat etmek gerekiyor. “Okumayan Adamın Günlükleri” bölümünde geçen o cümle beni gerçekten etkiledi: “okuma geçmişim bir okyanus kadar gizemli ve oldukça temizdir…” Bu ifade bana okumanın ne kadar kişisel ve derin bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Aynı şekilde “Sokaktaki Adamın Düşünürüm” yazısı da toplumdaki bazı yapaylıkları sorgulamama neden oldu. En çok etkilendiğim yazılardan biri ise mükemmeliyetçilik üzerine olandı. Okurken ister istemez kendimi düşündüm. Bazen ben de farkında olmadan her şeyin en iyisini yapmaya çalışırken yoruluyorum. Bu yazı bana aşırılığın her zaman iyi olmadığını, dengede kalmanın daha kıymetli olduğunu bir
İnsan ve Hayat - Sayı 194 (Nisan 2026)İnsan ve Hayat Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 202617 okunma
Başı rahmet
Puan vermedi·95 syf.··
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2026 08:55
"Nimetin devamı, nimetin zâtından daha kıymetlidir. Lezzetin bekası, lezzetten daha lezizdir. Cennet'te devam, Cennet'in fevkindedir ve hâkeza..." Ve hâkeza... Yemenin sonu yok, o yüzden atalar insanın gözü tok olacak demişler. Daha iyisi nimetin devamına gözünü dikmek, orada gözün tok kalıyor işte. Bu var, Allah'ın rahmet hazinesindendir, elimi uzatsam, talep etsem bana veriliyor dediğin an doyuyorsun. onun dışında da işte buraya yazıyorum, dünyayı yesen bin kilo alsan doymazsın. Çünkü sonu yok, vucut fabrika gibi geleni öğütüyor atıyor bir daha for döngüsünde mubarek. Yemeyince bu döngü olmaz mı? Olur daha stabil şartlarda, kontrollü olur. Misal iki anne düşünelim, bir tanesi dünyanın en iyi besinleri ile beslensin üreteceği sütün, Afrikada sadece su ile ot ile beslenen bir anneden farkı olmayacak. Yok olur mu öyle şey? Oluyor. Çünkü vücut fabrikası muhteşem. Bebek ve anne sütü, teslimiyetin teknik bir açıklaması gibi, sistem zaten muazzam işliyor, biz sadece "ben yaptım" diyerek o akışı bulandırıyoruz. Bu örnek, rızkına eli yetişemeyen bir bebeğin örneği. Yetişkin olunca da bir şey değişmiyor. Sadece teslimiyet değişiyor. Sen hep ben ben ben dersen al sana sen hallet o zaman deniliyor. Halbuki biraz acizliğini bilsen o bebek gibi süt çeşmesi en iyi kaynaklarla aynı akacak sana da. Sana bana. Hepimize. Rızıklandırılmak diye bir şey var. EVET çalışmak var. Ama rızıklandırılmak da var. İnsana سعي var. Bunun içinde teslim olmak da girmez mi? Bence girer. Çalış ama ben çalıştım şimdi rızıklandım deme. Bu çok büyük bir tehlike. Milyonlarca insan böyle yaşıyoruz. Ama doğru değil. Hem başında da yazdığım gibi, biz anca nimeti buluruz o an, devamını garanti etmiyor hiçbir servet. Bin tane örnek verilebilir ama deprem günü kiracı da apartman sahipleri de aynı ateşin
❁Ramazan-ı Şerif ❁
Ramazan İktisad - Şükür RisaleleriBediüzzaman Said Nursî · Sözler Yayınevi · 19901,323 okunma
Çok zor bir kitaptı :/
Puan vermedi·368 syf.··
2026 4. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 23:58
Az önce bitirdim. Kitap iki kısımdan oluşuyor ilk 172 sayfasında tanımlamalar var. Kavramsal bir çerçeveyi ince ince, ısrarla ve çok açık bir şekilde anlatıyor. İkinci yarıda bu kavramları örneklerle çeşitlendiriyor. Uyanık bir Mısır tarihçisinin tarihsel şahitliğini kültür teorisine dönüştürme kitabı bu. Kitap, kültürün oluşumudan ziyade çağdaş kültürel çeşitliğin kökeklerine ışık tutuyor. Yani mevcut kültür günümüze kadar nasıl ulaştıyı inceliyor. 3 büyük medeniyeti konu alıyor, bu kapsamda. Mısır, İsrail ve Yunan uygarlıkları. Mısırda metinsel bir aktarım vardı diyor. Burada metin tam metin olarak değerlendirilemez, ikonlar şeklindeydi diyor. Bu ikonik metinlerde dini bir anlam ve mevcut kuralların korunması (kültürü dondurma-kanonlaşma) geleneği vardı. Metinler ilahi olduğu için bunlara ekleme ya da çıkartma yapılmama kanonu vardı. İsrail metinlerinde de aynı amaç vardı. Yazı vardı (ikonik değil) olanı değiştirmeme kanonu mevcuttu. Ancak buna ek olarak kanonu yorumlama amacı vardı. Yani metne bağlı kalarak yaşananları günümüze uyarlama. Bu da demekti ki yeni bir uzman grubunun oluşması. Unutmayı engelleme kurumu yaratıldı. Buradan milliyetçilik doğdu. -Biz çok çektik, herkesten farklı bir milletiz mesajı aktarılıyor kendi soydaşlarına. Yunan kültüründe de metin var - hatta daha zengin ancak burada dini bir kanondan bahsedilemez. Burada özgürlük var. Dini bir anlam yok. (Ama Homeros’un İlyada’sı Yunan milletini milliyetçi yapan kaynaktı diyor. )Kanon ve klasik ayrımı işte bu açılardan kaynaklanıyor. İnsanlar Mısır’dan devleti, İsrail’den Milleti, Yunandan da özgür düşünceyi öğrendi diyor kısaca. Peki bu üç kültürdeki üç farklı tepki neden doğdu diyor? Başka devletlerin veya olayların baskın çıkmasıyla eski kültürün unutulmamasına yönelik kaygı bu aktarım tarzını
Kültürel BellekJan Assmann · Ayrıntı yayınları · 200163 okunma
Balinanın Ölümünün derin anlamı kıyıya vuruyor
6/10
·240 syf.·
2026 3. kitabı
Elizabeth O'Connor (d. 1991, Birmingham), çağdaş İngiliz edebiyatının genç yazarlarından biridir. Durham Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı eğitimi almış ve King’s College London’da Shakespeare üzerine yüksek lisans yapmış. Sonrasında Birmingham Üniversitesi’nde Amerikalı modernist romancı/şair Hilda Doolittle ve onun kıyı manzaraları yazıları üzerine yoğunlaştığı doktorasını tamamlamış. Edebi kariyerine kısa öykülerle başlayan O'Connor, 2020'de "Woman with a White Pekingese (2019)" (Beyaz Pekinezli Kadın) adlı öyküsüyle White Review Kısa Öykü Ödülü’nü kazanarak geniş bir çevrede tanınmış. Bir de "Sınır Bölgeleri" anlamına gelen "Gororau (Borderlands) (2021)" adlı Granta edebiyat dergisinde yayımlanan, peyzaj ve sınır temalı bir öyküsü bulunuyor. Uluslararası edebiyat sahnesine hızlı bir giriş yapmasına vesile olan yazarın ilk romanı olan "Whale Fall / Balinanın Ölümü (2024)", 1930’lar Britanya’sında izole bir ada topluluğunda yaşayan genç bir kızın iç dünyasını merkeze alıyor. Roman, yalnızlık, aidiyet, doğa karşısında insanın kırılganlığı ve içe kapanan topluluk konularını şiirsel ve derin bir dille ele alıyor. 1938 yılında Galler'in ücra bir adasına vuran bir balinanın, ada halkı ve genç Manod üzerindeki etkilerini okuyoruz. Yazarın akademik arka planını, metnin yapısal titizliğinde ve sembolik derinliğinde belirgin biçimde hissettim. Balinanın Ölümü, eleştirmenlerce güçlü bir ilk roman olarak değerlendirilip ve çağdaş İngiliz edebiyatında doğa ve birey ilişkisini yeniden düşünmeye davet eden önemli eserler arasında gösterilmiş. Bu sebeple The Observer tarafından "Yılın En İyi 10 Çıkış Romanı"ndan biri olmuş ve Betty Traskve Chautauqua gibi önemli edebiyat ödüllerini de kazanmış. "Manod Llan", (d. 20 Ocak 1920) 18 yaşında, adada babası ve küçük kız kardeşiyle "Gül Kulübesi"nde
Edebiyat
Balinanın ÖlümüElizabeth O'Connor · Timaş Yayınları · 2024221 okunma