PİYANGO
1-Şimşek gibi keskin ve hızlı çizgilerle belirteceğimiz bu dâvanın ilk hükmü şudur: “Bir memlekette sefalet ne kadar artarsa, piyango ve kumar gibi anormal kâr yollarına düşkünlük de o nispette artar.” Kat’î ve riyazî kaide…
2- Ancak bütün ümitlerin, yarına ait ihtiyat hesaplarının, emeğe bağlı ve belirli gelir imkânlarının kaybolduğu noktadadır ki insanoğlu, kıyamet günü ve umumî tasfiye saati gelmişçesine, elindekini, avucundakini, sırtındakini, çekmecesindekini, ileriye doğru tek saatlik bir yedek payı düşünmeden feda etmekte tereddüt etmez.
3- Gerçekten, iktisadî hayatımızı saran korkunç şartlar, birçok kimseye, böyle, şahsî ve ferdî birer kıyamet saati yaşatmakta; ve “Ne olacaksa olsun; ya büsbütün batayım, yahut birden çıkayım!” gibi çılgınca bir muhakemeyle son tutamaklarını da kaybettirmektedir.
4-Ruhumuzu ve millî bünyemizi kemiren bu menfi körükleyişin başında, bir zamanlar Tayyare Piyangosu, şimdi de “Millî Piyango” vardır. Üstelik, bugün resmen Devlet Maliye cihazı içinde yer almış olan bu teşkilât, tedavisine milyarlar yetişmeyecek ve hiçbir şeyle kıyas kabul etmeyecek olan ruhî sarsıntıyı devam ettirmekle kalmamakta; kullandığı sistem bakımından, Türk milletini, dünyada bir misline tesadüf edilmez tarzda, hesap ve kumar mantığiyle de haksız olarak harap etmektedir. Yani Türk milletine bu yolla gadretmek iki türlü oluyor: Biri, ana ve esasi prensip bakımından piyangonun menfi tesiri yoluyla… Öbürü de, haksızlık içinde ayrıca haksız olarak hesaben adaletsizlik etmek suretiyle…
5- “Tayyare Piyangosu”ndan başlayarak bugüne kadar “Millî Piyango”nun hesaplarını tetkik edecek olursak, Piyango İdaresinin kâr üstüne kâr ve bu kârı böbürlene böbürlene ilân etmekte olduğunu görürüz. 1949 başlarında çıkarılan küçük bir reklâm broşürü, gittikçe artan bu