René Guénon'un hayattayken yayımladığı son yazıları, belki de 1950 Eylül'ünde, "La cité divine" (İlâhî Site) başlığıyla bir makalede yayımlanacaktı. Bu site, Saint Augustine'le ilgili değil, fakat Hint geleneğiyle ilgilidir. O yazılardan hatırımda kalan sonuç kısmıdır. Orada Guénon, bize o manevi sitenin ne olduğunu söylüyor: "Bu manevi site gerçekleştiği ölçüde ancak "medeniyet"ten söz etme hakkını bulacağız." Buna şunları ekliyordu. Bunlar son satırlardı: İşte modern dünya, bu adla adlandırılan her şey ve en üst düzeyde "medeniyet" denilen şey, sadece bir karikatür olabilir ve hatta birçok açılardan medeniyetin tam karşıtı olur. Geleneğe karşı bir uygarlığın böyle bir ada layık olması şöyle dursun, aslında gerçek medeniyetin kesinlikle karşı tezi durumuna düşer.
Sayfa 21
Almanya'da Hitler Faşizmi ile Soykırıma Uğrayanlar Nasıl ve Neden Soykırımcı Oldular? Mobbing Bank Türk Fırtınası kitabı 14 Mayıs 1950 - 12 Eylül 2012 tarihleri arasında yaşanan kanlı soygunun karanlık sicilini tuttu kitapla sermaye ve siyaset ortaklığı soyguna muhtıra vererek dünyada bir ilki gerçekleştirdi. Küresel kuklacı çete yüz yıl önce nasıl Mustafa Kemal engeline takıldı isr bu çağda da Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmay yurttaş askeri engeline takıldılar. 21 Aralık 2015 tarihinde Anadolu'da Türk sevgi ahlakı gücü ile kozmik devrim süreci başladı. Ülkemizi temsil edenler ters yönde bir tuzağa 15 Temmuz asker görünümlü sivil darbe ile düştüler. O gün bugündür kendi sonlarını engellemek için bizim gücümüzü bize karşı kullanmaya devam ediyorlar. Nereye kadar sorusunun yanıtını belli ki iyi hesap etmemiş kuklacı tuzağına esir düştüler. Oysa 21 Aralık 2015 tarihinde özelleştirme talanına son vererek kamulaştırma devrimi ekonomisi kararları almış olsalardı soygun bu derece büyümezdi. Türk ulusunun soyulmasına ekonomi diyorlardı. Buna itiraz ayakları en sağlam yere basan yurttaş ahlakından gelince ne yapacaklarını şaşırdılar. Yaşam boyu büyük bir hazırlık ile gelmişti devrim ahlakı. Hitler ırkçı nazi faşizmi ile ilgisini de yazmak gerekir. 12 Eylül askeri darbesi bu faşizm sonrası bir plandı. Askeri ve sivil aşamaları peş peşe uygulandı. Einstein seviyesinden epstein seviyesine kadar neden düştüler? Irkçı ve dinci Hitler faşizmi ve soykırımının sebebi soykırıma uğrayanlardı. Numaralı dünya savaşı tetikçileri sırayla tuzağa düşüyordu. Alman ekonomisi, medyası, bankacılık sektörü ve büyük sektörler soygun ile birinci dünya savaşı söz sahibi olan soyguncuların eline geçmişti. Ekonomide ve ahlakta çöküş Hitler ırkçı nazi faşizmini üretti. Bilim ve teknolojiyi
Hayata Dair
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Said Nursî'ye atfedilen "şeytandan ve siyasetten Allah'a sığınırım" sözü, onun "Eski Said'in yaptığı gibi" siyaseti vasıta edinen bir ıslahat hareketini değil de halk tabanını ilim, ahlak ve maneviyat üzerinden dönüştürecek uzun soluklu bir terbiye sürecini öngören kültürel bir ıslahatçılığı benimsediğini göstermektedir. Nursî'nin 1950'li yıllarda Demokrat Parti'ye ve Türkiye'de yeni yeşeren çok partili demokrasiye vermiş olduğu destek cemaatin siyasallaşması olarak anlaşılmamalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)'nin baskıcı laiklik politikalarına karşı liberal bir anlayışla dinî hürriyetlere imkân tanıyan Demokrat Parti politikaları, Nursî ve talebeleri tarafından ehven-i şer olarak değerlendirilerek Nur hareketinin ve dindar kitlelerin menfaati adına desteklenmiştir.
Şecere Yayınları
Din
1950'lerde radyoda "Ordu Saati" vardı. Bu programda konuşanlardan biri de o tarihte (1955) Kıdemli Yüzbaşı olan Alparslan Türkeş'tir: "Evet, hâlâ hak kuvvetindir. Dövüşmeyi, kan dökmeyi göze alamayan milletler, hiçbir zaman, hiçbir devirde insanca yaşamağa lâyık görülmemişlerdir," diyor.
Alıntı
George Sarton'un 1950'de "Ortadoğu'da Batı Kültürünün Kuluçkalanması" başlıklı bir konferansta söyledikleriyle hemfikir olmak durumundayız: "Arapça konuşan alimlerin dokuz ile on ikinci yüzyıllar arasındaki başarıları, aklımızı şaşkına uğratacak büyüklüktedir. Arapçanın gerileyişi, hızı ve bütünlüğü açısından, olağanüstü yükselişi kadar kafa karıştırıcıdır. Bilim insanları, Romanın gerileme ve çöküşünü açıklamaya çalıştıkları gibi sonsuza dek bu durumu da açıklamaya çalışacaklar. Bu tür sorular son derece karmaşıktır ve basit bir şekilde cevaplanması imkansızdır"
Sayfa 101 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
Öleceğini hissetmek...
Z. Osman, isteği dışında Ankara'ya atanır, 1945 yılında memurluk hayatından ayrılır. 1945-1950 yılları arasında, İstanbul'da Milli Eğitim Basımevi Tashih Bürosu şefi olarak çalışır. Kalp krizi geçirir, bu yüzden işini bırakmak zorunda kalır (1950). Evinde, Varlık Yayınevi'nin işleriyle uğraşmaya devam eder. Ziya Osman, son şiirlerini (1947-1957) "Nefes Almak" adı altında toplar, ölümünden sonra yayınlanmak üzere bir zarfa koyar. Ölüm yılı için "195.." yazar, elliden sonra gelecek rakamı açık bırakır. "Hangi yılsa o, hangi ayın hangi günü, Saati çalınca, gelince sıran." ("Ölmek Konusunda", Nefes Almak, s. 43) diyen şair, "Başkaları var başka bir yerde Bırakıp gideceğim hepinizi" ("Başka", Nefes Almak, s. 36). diyerek aramızdan ayrılır. 29 Ocak 1957'de Kadıköy'de ölür, Eyüp Sultan Aile Mezarlığı'na gömülür.
Sayfa 172·Kitabı okudu