Puan vermedi·80 syf.··
2026 32. kitabı
Kitap, Cemal Süreya tarafından Elif Sorgun’a (Zühal Tekkanat) ithaf edilmiştir. Çoğu şiir daha önce Papirüs dergisinde (Süreya’nın kendi dergisi) ve diğer dergilerde yayımlanmıştı; 1965-1971 arası yazılan şiirleri kapsar. Kitap, İkinci Yeni şiirinin önemli örneklerinden biridir. Aşk, erotizm, anne özlemi, sürgün, kimlik, toplumsal/siyasal eleştiri gibi temaları yoğun imgelerle işler. Süreya’nın sürgün deneyimi (Dersim olayları sonrası ailesinin Bilecik’e sürgün edilmesi), doğduğu coğrafya ve kültürel kökenler şiirlere yansır. Kitaba adını veren ünlü şiirde (“Beni Öp Sonra Doğur Beni”) şair, annesini küçük yaşta kaybetmesinin yarattığı boşluğu sevgiliye yansıtır: “Annem çok küçükken öldü / beni öp, sonra doğur beni.” Bu dize, aşkı hem tutkulu hem de annelik şefkatiyle birleştiren ikonik bir ifadeye dönüşmüştür. Şiir, aynı zamanda toplumsal travmalara (Dersim olayları gibi) dolaylı göndermeler içerir. Süreya, bu kitabı “toplumsal yönü sebebiyle” en sevdiği şiirlerini barındırdığını belirtmiş ve şiirinde tarihsel bir çizgi, Anadolu’yu dolanış, Yunus Emre, Pir Sultan gibi gelenekten besleniş gördüğünü söylemiştir. Eleştirmenler (Enis Batur, Vecihi Timuroğlu, Selim İleri gibi) kitabı övmüş; “dolu dolu”, ustalıklı, cinsellik temasıyla evrenselleşen, imgeleri yoğun ve disiplinli bir eser olarak değerlendirmiştir. Yayın ve Etki İlk baskı: 1973, E Yayınları. Sonraki baskılar: Yapı Kredi, Can Yayınları gibi yayınevlerinden devam etti (günümüzde Can veya YKY baskıları bulunur). Cemal Süreya’nın Üvercinka, Sevda Sözleri gibi diğer eserleriyle birlikte modern Türk şiirinin doruklarından sayılır. Birçok okur ve eleştirmen için “başyapıt”lar arasındadır. Kitap, erotizmle toplumsal acıları, kişisel travmayla kolektif hafızayı ustaca harmanlayan, her okunuşta yeni katmanlar açan
Beni Öp Sonra Doğur BeniCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 20191,975 okunma
Puan vermedi
Bu kitap da İlker Hoca’nın kitap öneri listelerinden görüp aldığım bir kitaptı. Zamanında iki kitap halinde yayınlanmış. İlki 1959, ikincisi 1965. İki cilt tek bir kitap olarak basılmış. Yazar Tayyip Gökbilgin Milli Mücadele’nin aslında canlı bir tanığı. Osmanlı döneminde doğmuş ve Milli Mücadele dönemini yaşamış bir tarihçi. O dönem resmi belgelerin belirli tarihçilere açılması sonrası belgeler üzerinden Milli Mücadele’yi anlatan bu eseri kaleme almış. Kitabın günümüze göre biraz ağır. Doğal olarak eski kelimeler çok fazla ve yazıldığı dönemde kullanılan dil de bunda etkili. Nutuk gibi ama Nutuk’a göre şu an kullanılan Türkçe’ye daha yakın ve anlaşılabilir. Dönemin belge, karar, bildiri ve bazı mektupları orijinal hali ile verilmiş ve tabi dilleri ağır. Kitap tam bir bilimsel tarih kitabı. Mevcut belge ve kanıtlar üzerinden dönemi anlatıyor. Bu açıdan çok değerli bir kitap. Bu konuda çok fazla kitap var. Bir tarihçi tarafından yazılan belgelere dayalı gerçek bir tarih kitabı zannederim fazla yok. Tarih meraklısı olmayan, döneme dair merakı ve ön bilgisi olmayan kişiler için okuması zor bir kitap olabilir. Ama benim gibi tarihe merakı olan, döneme özellikle ilgisi olan ve bu konuda bir çok okuma yapmış olan veya akademik yönü olanlar için eşsiz bir kitap diyebilirim. Bunun yanında okuması ne kadar zor görünse de; eğitim görmüş, okuyan bir Türk vatandaşının Nutuk ve bu kitabı mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum. Yaşanan mezalimler ve uğraşılan hakaretleri insanın havsalası almıyor. Müthiş bir ümitsizlik ve eziklik psikolojisi hakim. Gerçekten şu an ki durumumuza şükretmemiz lazım. Kitap eski baskısı alınarak tıpkısı basılmış. Burda özellikle birinci kitapta fazla olmak üzere çok fazla kelime, harf ve yazım hataları mevcut. Bunlar bir düzenlemeye tabi tutulabilirdi.
Milli Mücadele BaşlarkenM. Tayyib Gökbilgin · Kronik Kitap · 201866 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sevgili Arsız Ölüm
Puan vermedi·248 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
Bu zamana kadar nasıl listeme almamışım.Kitabı Tilbe Sarandan dinledim.Yüzyıllık yanlızlığı hatırlattı bana .Öyle olunca tarihlerine bakmak istedim.Yüzyıllık yalnızlık 1965-66 arasında yazılmış sevgili arsız ölümse 1983...Yinede bu çağrıştırmalar kitabı beğenmeme engel olmadı.Sadece şöyle bir tereddütüm var; Yüzyıllık yalnızlığı okurken konu örgüsü beni zorlamıştı Sevgili arsız ölümü dinlemeyip okusaydım beni zorlarmıydı?sorusu kafamda hep olacak.
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
ÇÖLÜN ORTASINDA BİR KEHÂNET:DUNE
Puan vermedi·712 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 13:31
Bazı kitaplar sadece uzak dünyaları anlatmaz; bizi kendi dünyamızın, insanlığın binlerce yıllık sessiz kalmış kırılma noktalarıyla yüzleştirir. Frank Herbert’ın 1965 yılında edebiyat dünyasına kazandırdığı Dune, derinlerde tam olarak bu yüzleşmeyi sunar. Dune, yalnızca anlatılan olaylardan ibaret kuru bir metin değil; okurken zihnimize yerleştirdiği sorularla, kurduğu çağrışımlarla ve her okunuşunda yeni anlamlar açığa çıkaran katmanlarıyla yaşayan bir yapıttır. ​İlk bakışta galaktik imparatorlukların, soylu hanedanların ve yıldızlararası yolculukların evreni gibi görünse de sayfalar ilerledikçe karşımıza çıkan şey teknolojik bir şov değildir. Aksine kökleri insanın en kadim hırslarına, korkularına ve arzularına uzanan derin bir iç dünya yolculuğudur. Herbert, uzak geleceğe ait teknolojik bir dekorun arkasına, tarihin tekerrür eden döngülerini ve inanç sistemlerinin kitleleri uysallaştıran ya da vahşileştiren kadim hikâyesini gizler. Romanın merkezinde Arrakis vardır; namıdiğer Dune. Fakat bu çöl gezegeni yalnızca bir arka plan değil, romanın gerçek başkahramanlarından biridir. Herbert çölü durağan bir dekor olarak değil; yaşayan, dönüştüren ve sınayan aktif bir güç olarak kurmuştur. ​Arrakis’e gelen herkes değişmek zorundadır. Bu gezegen insanın sahip olduğu tüm yapay fazlalıkları elinden alıp geriye yalnızca çıplak özü bırakır; gücü, korkuyu, inancı ve karakteri sınar. Bu yönüyle Arrakis, dünya edebiyatında ve kutsal metinlerde sıkça karşımıza çıkan çöl imgesini hatırlatır: ​Çöl, insanın kendi hakikatiyle karşılaştığı yegane yerdir. ​Musa’nın halkıyla birlikte yıllarca dolaştığı, İsa’nın yalnız kaldığı, peygamberlerin vahye hazırlandığı mekândır. ​Medeniyetin gürültüsünden uzaklaştıkça, insanın kendi iç sesiyle baş başa kaldığı o mistik alandır. ​Paul Atreides’in
Kitap Simyacıları
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
Puan vermedi·332 syf.··
2022 71. kitabı
Cemal Süreya (1931-1990), İkinci Yeni şiirinin öncü isimlerinden biri olarak Türk edebiyatında modernist, lirik ve yenilikçi bir ses getirmiştir. Kitap, şairin öğrencilik yıllarından ölümüne kadar yazdığı şiirlerin büyük bölümünü kapsar. Sevda Sözleri, Süreya’nın ayrı kitaplarını içerir: Üvercinka (1958) Göçebe (1965) Beni Öp Sonra Doğur Beni (1973) Uçurumda Açan (1984) Sıcak Nal (1988) Güz Bitigi (1988) ve Kalanlar (dergi/mektup şiirleri) gibi bölümler. Toplamda yüzlerce şiir barındırır ve şairin evrimini kronolojik olarak izlemeyi mümkün kılar. Erken dönemdeki daha imgeci, yenilikçi denemelerden olgunluk dönemindeki derin lirizme geçişi görülür. Ana Temalar Süreya’nın şiirlerinde en baskın tema aşk (sevda)tır. Erotik, tutkulu, acı dolu, bazen umutsuz bir aşktır bu. Kadın bedeni, duygu ve cinsellik sıkça işlenir; ancak bunlar basit romantizmden öte, varoluşsal bir derinlik taşır. Diğer önemli temalar: Yalnızlık ve ayrılık: “Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. / Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar...” gibi dizelerde belirginleşir. Toplumsal ve siyasal eleştiri: Kısa Türkiye Tarihi gibi şiirlerde ironik, keskin bir dille toplumsal eleştiri yapar. Ölüm, hayatın kısalığı, göç ve kimlik: Alevi-Kürt kökenli geçmişinin izleri (sürgün, yoksulluk) şiirlerine yansır. Dil ve imge: Günlük dili şiirsel bir ritme sokar, beklenmedik imgeler ve erotik göndermelerle dolu. İroni ve mizah da sık kullanılır. Şiirleri hem çok kişisel hem evrenseldir; okuru doğrudan kalbe hitap eder. Edebi Önemi ve Üslubu Süreya, İkinci Yeni ile gelen imge ağırlıklı, anlamı çoğaltan şiir anlayışını ustalıkla kullanır. Dil sade ama katmanlıdır. Sigara, rakı, şehir hayatı, oteller gibi unsurlar şiirsel imgelere dönüşür. Eleştirmenler onu “lirik, erotik, politik gür bir ırmak” olarak
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma
10/10
·247 syf.··
2026 29. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 14:53
Niyazi Berkes'in "İslâmlık, Ulusçuluk, Sosyalizm" adlı eseri, yazarın 1965 yılında Suriye, Mısır, Tunus ve Cezayir gibi ülkelere yaptığı gezi gözlemlerinden hareketle "Arap Sosyalizmi" pratiğini ve Orta Doğu'nun azgelişmişlik dinamiklerini tahlil eden kıymetli bir sosyolojik incelemedir. Kitap, emperyalizmden yeni kurtulmuş Arap coğrafyasındaki ulusal kurtuluş hareketlerinin, kendi bağımsızlık ve kalkınma süreçlerinde din, milliyetçilik ve sosyalizm gibi birbiriyle gerilimli üç ideolojik hattı nasıl sentezlemeye çalıştığını yapısal bir eleştiriyle ele alır. Cemal Abdülnasır'ın Mısır'ı veya Cezayir'in bağımsızlık dönemi deneyimleri üzerinden, sermaye birikimi krizlerini salt "İslami" veya "Arap" karakterli, sınıflar üstü bir sosyalizm arayışıyla aşmanın kuramsal sınırlarını ve çelişkilerini net bir biçimde teşhir eder. Berkes, bölge ülkelerinin kendi tarihsel ve sınıfsal gerçekliklerini Türkiye'nin çağdaşlaşma serüveni ile karşılaştırmalı olarak okuyarak, din ile devlet ilişkilerinin azgelişmiş toplumlardaki ekonomi-politik yansımalarına dair derinlikli gözlemler sunar. Orta Doğu'nun politik tarihini, post-kolonyal ulus-devlet inşalarını ve dönemin popülist anti-emperyalist hareketlerini sınıfsal bir perspektifle inceleyenler için bu eser, 1960'ların siyasal denklemini deşifre eden eşsiz bir tanıklık ve referans metnidir.
1000Kitap
İslamlık, Ulusçuluk, SosyalizmNiyazi Berkes · Bilgi Yayınevi · 197517 okunma