Puan vermedi·524 syf.··
2026 80. kitabı
Masumiyet Müzesi, 1975 yılında İstanbul'da başlayan, varlıklı bir ailenin oğlu olan Kemal ile onun uzak akrabası yoksul Füsun arasındaki saplantılı ve ölümsüz aşkı anlatır. Orhan Pamuk, sevgilisinin yokluğunda onun dokunduğu, kullandığı tüm eşyaları toplayarak biriktiren bir adamın tutkusu üzerinden, toplumsal tabuları, sınıfsal farklılıkları, doğu-batı çatışmasını ve eşyaların taşıdığı derin hafızayı büyüleyici bir dille bir müzeye dönüştürür.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
10/10
·283 syf.·
2026 14. kitabı
Oğuz Atay’la tanışmamın tam da onun doğduğu topraklarda, İnebolu sokaklarında olması bu kitabın bendeki yerini hep çok özel kılacak. "Bir Bilim Adamının Romanı", sadece bu ülkenin yetiştirdiği en kıymetli zihinlerden Prof. Dr. Mustafa İnan’ın biyografisi değil; bilimi bir statü ya da unvan aracı değil, bir "ahlak" ve yaşam biçimi olarak gören idealist bir ruhun hikayesi. Adana'nın yoksunluklarından ETH Zürih'e, oradan da parlak ve bol kazançlı bir Avrupa kariyerini elinin tersiyle itip büyük bir vefayla tekrar ülkesinin laboratuvarlarına ve öğrencilerine dönen bir adamın onurlu "inat" öyküsü bu. Her genç mühendisin okuması gereken eşsiz bir vizyon. Mustafa İnan’ın mekaniğe ve matematiğe sadece bir araç olarak değil, "evrenin dilini çözme" sanatı olarak bakması, dil ve edebiyat üzerine derin düşünceleri onu sadece donanımlı bir bilim insanı değil, gerçek bir düşünür (ve bir ekol) yapıyor. Kitabın bir diğer çarpıcı yanı ise şüphesiz Oğuz Atay'ın anlatımı. Bir öğrencinin (İTÜ İnşaat mezunu Oğuz Atay'ın) hocasına duyduğu derin saygıyı her satırda hissederken, Atay'ın dönemin akademi dünyasına, koltuk sevdalısı aydınlarına ve bürokrasisine yönelttiği zekice eleştirileri de okuyorsunuz. İşin en sarsıcı kısmı ise, 1975'te yazılan bu sitemlerin 50 yıl sonra bile hala ne kadar güncel olduğunu fark etmek... Bilime, üretmeye ve kendi değerlerinden ödün vermeden, saf bir merakla "iyi bir insan" kalmaya dair inancınızı tazelemek istiyorsanız, bu başyapıtı kesinlikle okumalısınız. Benim gibi okurken sık sık "Keşke her akademisyenin böyle bir romanı, böyle bir vizyonu olsa" diyeceğinize eminim. "Türk mühendislik âlemi, zaman geçtikçe efsane haline gelecek aziz bir varlığını kaybetti."
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·286 syf.··
2026 64. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 21:49
Retorik edebiyatın en şaşaalı bir yerinde, son bölümlerinde 'Anlatıcının Sonuç Bölümü' diye bir kare var ki, insanı diyalektik açıdan sonsuzluğa mühürlüyor. Sinemaya olan tutkum nedense kitapların yazılarında kendimi buluyorum. Gariptir ki, her defasında peyderpey olarak yekdiğeri lügatın evresinde capcanlı hislerle donatılmış bir yelpazeye andırması kadar her şey olağanüstü! Sözgelimi konuyu saptırmayalım; 1844 yılında yayımlanan ve Viktorya dönemi edebiyatının ilk büyük "anti-kahraman" portrelerinden birini sunan eseri (Barry Lyndon'un Şansı), 18. yüzyıl Avrupa’sının aristokratik çürümüşlüğünü, militarizmini ve sınıf atlama hırsını bir sahtekârın gözünden işleyen devasa bir hiciv abidesidir. Roman, İrlandalı bir taşra soylusunun oğlu olan Redmond Barry’nin, Yedi Yıl Savaşları'nın kanlı meydanlarından Avrupa'nın ışıltılı kumar salonlarına uzanan ve zengin bir dul olan Lyndon Kontesi ile evlenerek zirveye ulaşan yükseliş ve trajik çöküş hikâyesini pikaresk bir anlatı geleneğiyle sunar. Thackeray, anlatıyı Barry'nin kendi ağzından (birinci tekil şahıs) kurgulayarak edebiyat tarihinin en güvenilmez, kibirli ve narsist anlatıcılarından birini yaratır; kahramanın kendi zalimliğini ve ahlaksızlığını birer "kahramanlık" ve "şans" gibi pazarlaması, yazarın dönemin toplumsal riyakârlığına indirdiği en keskin edebi darbedir. Eser, Stanley Kubrick’in 1975 yapımı sinema şaheserine de kaynaklık etmiş olup, romandaki o zehirli ironi ve edebi dinamizm filmde yerini mum ışıklarıyla aydınlatılmış, mühürlenmiş bir zamanın porselen soğukluğuna bırakmıştır. Barry Lyndon Şansı, hırsın insan ruhunu nasıl yavaş yavaş bir çürümeye sürüklediğini ve aristokrasinin o steril yüzeyinin altındaki vahşeti ansiklopedik bir sosyal gözlem ve derin bir poetik sinizmle dimağa kazıyan vakur bir
The Luck of Barry LyndonWilliam Makepeace Thackeray · East India Publishing Company · 20231 okunma
8/10
·528 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:00
Kitap 1975 yazında Adirondack Dağları'nın derinliklerinde yer alan ve son derece varlıklı Van Laar ailesine ait olan seçkin bir yaz kampında, kamp sahibinin 13 yaşındaki kızı Barbara Van Laar'ın bir sabah yatağında bulunamamasıyla başlar. Barbara iz bırakmadan ormanın içinde sırra kadem basmıştır. İşin asıl ürpertici ve gizemi derinleştiren tarafı ise Barbara’nın ağabeyi Bear da 14 yıl önce tam olarak aynı ormanda kaybolmuş ve ondan bir daha asla haber alınamamıştır. Ailenin iki çocuğunun da kaybolmasını merkeze alan kitap; karakterlerin geçmişini ve psikolojisini derinlemesine incelerken, gizem ve gerilimin her sayfada daha da artıp sizi ele geçirmesini sağlıyor. Temposu yüksek polisiye gerilim romanlarından farklı olarak aşırı slow akan bir kitap. Buna rağmen hikayenin farklı kişi ve zaman akışında ilerlemesi sizi kitaba bağlıyor ve o yavaşlıkta sıkılmadan sayfaları çeviriyorsunuz. Ormanın tekinsizliği, dağ ortamının yarattığı klostrofobi hissi, karakterlerin birbirine yalan söylemesi okurken sizde de psikolojik bir baskı ve gerilim yaratıyor. Özellikle tüm kadın karakterlerin farklı tarzlarda olması, sınıf ve cinsiyet farklılıkları çok güzel bir şekilde işlenmiş. Herkese keyifli okumalar
Ormanın TanrısıLiz Moore · Kairos Kitap · 2025100 okunma
Ormanın Tanrısı -Liz Moore
10/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 15:40
Mayıs ayının okuduğum son kitabı Ormanın Tanrısı kitabında,1975 Ağustos ayının bir sabahı Emerson Kampı'nda bir çocuk ansızın ortalıktan kayboluyor. Kaybolan kişi ise Barbara Van Laar'idi. Barbara'nin ailesi yaz kampının bulunduğu arazinin ve bölgedeki halkın büyük kısmını istihdam eden işletmenin sahibi olan ailenin kızıydı. Ailesi maddi anlamda da çok güçlü bir aile. Fakat daha farklı olan olay on dört yıl önce aynı ormanda Barbara'nin abisi Bear'ın ortadan kaybolmasiydı. Bir yandan Barbara'nin bulunmaya çalışılması,ailelerin davranışları ve Bear'ın olayını okuyoruz. Hikayemiz 1950-1975 tarihleri arasında geçiyor. Olayları daha iyi anlamamız için geçmişe gittiğimiz zamanlar oluyor. Ben çok keyif alarak ve severek okudum hikayeyi. Kitap bana uzun gelmedi o kadar güzel aktarmış ki yazar,kitapta geçen her karakterin olaylar ile alakasını görüyoruz. Barbara'nin annesi Alice ve babası Peter Van Laar'ı okurken çok sinir olduğum yerler oldu. Hatta kitapta erkeklerin çoğunun davranışları, kadınlara karşı tutumları çok sinir bozucuydu. Ama en sinir olduğum erkek karakterlerden biri Peter Van Laar'di. Uzun bir süre unutamayacagim bir karakter olacak. Bunun gibi insanların evlenmemesi ve çocuk yapmamasi gerekiyor. Hikayeyi okurken adaletin yine yanlış işlediğini, geçmişte Bear'ın davasında suçsuz yere bir adamın itibarının yok edilmesini okuyoruz. Barbara'nin sırf ailesi gibi olmadığı için onun kötü görülmesi,çocukken yatılı okula gönderilmesi kısımlarını okurken bu nasıl bir aile dedim. Tek bir solukta okunacak bir kitap değil bence. Bölerek yavaş yavaş okuyup ve not alarak okunması kitabı anlamak açısından daha iyi olur bence. Çünkü içerisinde çok fazla karakter var ama okurken kafa karistirmak yerine hepsi öyle güzel harmanlamis ki yazar beni okurken hiç yormadı. Zengin
Ormanın TanrısıLiz Moore · Kairos Kitap · 2025100 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 03:02
Sokak çocukları yanı başımızda ama biz ne biliyoruz onlara dair? Yaşar Kemal'in yıllar önce, 1975'te, sokak çocuklarıyla yaptığı röportajları gazetedeki sunumuyla bir araya getiren Çocuklar insandır kitabı, kendi gölgesinden bile korkanların ve gözüpeklerin, müthiş bir yoksulluğun, itilmişliğin, ötelenmişliğin ayna gibi parladığı, unutulmamaya mühürlenen hayatları bir araya getiriyordu... Düşlerine sunarak hayata tutunmaya çalışan sokak çocuklarının sorunları bugün de güncelliğini koruyor. Yaşar Kemal'e "Çok iyi bir roman yazsaydım bu kadar sevmezdim" dedirten hazin ve çarpıcı bu kitaptan yapılan bir seçme Neredesin Arkadaşım...
Neredesin ArkadaşımYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20141,052 okunma
Reklam
Reklam