"Qərib cinlər diyarında" (film, 1977)
Mən indi yəqin bilirəm ki, insan ancaq öz vətənində xoşbəxt ola bilər.
18.06.1977
"Sizi Rahatsız Etmeye Geldim." dediği gibi, rahatları rahatsız edip uyuyanları uyandırdı. bu dünyaya zihinleri rahatsız edip şuurlandıran bir Ali Şeriati geldi ve Şehid olup gitti. elbette ki Şehid Öğretmeninde hataları, yanlışları, hatta kabul edilemeyecek bazı fikirleri de vardı; fakat kişinin yanlış bir düşüncesi varsa diğer doğru olan beş düşüncesi de yanlış olmaz, doğrusu kabul edilir, yanlışı ise reddedilir. Şehid Öğretmen Dr. Ali Şeriati'nin Şehadetinin sene-i devriyesinde, Allah rızası için ruhuna el-Fatiha
İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Küresel Hegemonya Mühendisliği, Sermaye Transferleri
Türkiye’deki dönüşüm sadece dışarıdan üflenen bir rüzgarla olmadı; içerideki devasa fay hatlarının, sermaye el değiştirmelerinin, darbelerin ve sosyolojik hanedan savaşlarının bir sonucuydu. Özellikle İttihat ve Terakki’den bu yana ülkenin bürokratik, askeri ve ekonomik omurgasını oluşturan Rumeli/Yunanistan muhaciri seküler elit yapının, gücü ve sermayeyi Karadeniz ve Kafkas kökenli yeni muhafazakar/milliyetçi ağlara devretmesi, Türkiye'nin son 30 yılının en büyük dip akıntısıdır. Küresel Hegemonya Mühendisliği, Sermaye Transferleri ve Yüksek Entropili Türkiye Matrisi (1945 - 2026) I. Yapısal Hazırlık, Darbeler ve Parametrelerin Belirlenmesi (1945 - 1989) 1945 - 1952 (Çevreleme Stratejisi): İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD, SSCB’yi güneyden kuşatmak adına Müslüman coğrafyayı bir "jeopolitik baraj" olarak konumlandırdı. Türkiye, 1952’de NATO’ya alınarak bu barajın ileri karakolu yapıldı. 1960 ve 1971 Müdahaleleri (Sistemik Reset): İç dinamiklerin küresel takvimin dışına çıkma eğilimleri (Menderes'in son döneminde SSCB ile yakınlaşma arayışı ve 60'ların sonundaki sol toplumsal dalga), askeri müdahalelerle bastırıldı. Ordu, NATO eksenli statükonun koruyucusu olarak sistemi her defasında yeniden formatladı. 1977 - 1980 (Yeşil Kuşak ve Finansal Entegrasyon): Brzezinski’nin "Yeşil Kuşak" projesiyle, sol dalgayı bastıracak dini-muhafazakar bir bariyer inşa edilmeye başlandı. Bu sosyolojik dönüşüm, 24 Ocak 1980 Kararları ile ülkenin küresel finans kapitalizmine eklemlenmesiyle ekonomik tabana oturtuldu. 12 Eylül 1980 (Askeri Format): 24 Ocak kararlarının yaratacağı toplumsal ve sendikal direnç askeri cunta eliyle acımasızca bastırıldı. Paul Henze’nin Washington’a bildirdiği "Bizim çocuklar başardı" teyidi, yerel cuntanın küresel takvimle olan uyumunu belgeler niteliktedir.
Tarih
“Şimdi burada bir parantez açalım ve yanlış bilinen bir gerçeğin altını - tekrar - çizelim: Pek çok kişi PKK'nın 12 Eylül döneminde Diyarbakır Cezaevi'nde yaşanan ağır baskı ve işkenceler sonucu ortaya çıktığını, cezaevinde insanlık dışı muamelelere uğrayanların çıkışta PKK'yı kurduğunu sanıyor, (Medyada bu yönde fikir beyan eden çok sayıda konuşmacıya rastladım.) Yani PKK'yı 12 Eylüľe bağlıyorlar. Oysa bu doğru değil; bunlar ya PKK'nın geçmişini bilmiyorlar ya da PKK'yı masum göstermek adına olayı saptırıyorlar. Gerçek şu ki, PKK 12 Eylül 1980 darbesinden 5-6 yıl önce kurulmuş bir örgüttür. Önceleri kendilerine "Apocular" adını veren bu örgüt, 27-28 Kasım 1978'de Diyarbakır / Lice / Fis (Ziyaret) Köyündeki toplantıda PKK adının kullanılmasına karar verir. Ancak adını resmen duyurması 8 ay sonra - 29 Temmuz 1979'da Bucak Așireti lideri ve Adalet Partisi Urfa (o dönemde adı henüz Şanlıurfa değil) Milletvekili Mehmet Celal BUCAK'a suikast girişimiyle olur; bu suikast ile olay yerinde PKK imzalı bir "bildiri" bırakarak ilk defa adını resmen duyurur. İşte böyle… Ve yukarıda ifade ettiğimiz gibi, 12 Eylüle kadar 1977'lerde "Apocular", 29.07.1979'dan itibaren de "PKK" adıyla pek çok acımasız cinayete imza atmışlardır.” (Alican TÜRK, Güneydoğu’da PKK Entrikaları ve Faili Meçhuller, S:86)
Üçleme - Arturo Ripstein
* Kutsal Ofis (1974) * Kara Dul (1977) * Şans İmparatorluğu (1986)
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair