Korkunu asla gösterme! Öfkeni asla belli etme!
Böyle bir Türkiye'de genç bir Türk kadın yazarın (artık "kadın yazar" sözcüğünü kullanmam gerekiyor, çünkü erkek yazar olsaydı doksanında bile olsa on yaşındaki bir kız çocuğuyla evlenmesine ses edilmezdi?) kendinden yaşça ufak bir yabancı erkekle evlenmesine yetkililer bir türlü izin vermiyor! Engeller çıkarılıyor; sorgular sualler, nedenler, nasıllar, ertelemeler... Tam iki yıl! İki yıl sonra pes ediyor Tezer, Zürih'e yerleşiyor. 2 Nisan 1984'te birkaç yılcık bile olsa,
Hayata Dair
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Tek gereken, kendi belleğinize karşı sonu gelmeyen zaferler kazanmanızdı
Geçmişi denetim altında tutan, geleceği de denetim altında tutar; şimdiyi denetim altında tutan, geçmişi de denetim altında tutar.
1.Kısım, 4.Bölüm
Winston, günlük işleri başladığında telekranın yakınlığının bile ağzından çıkmasını önleyemediği derin, bilinçsiz iç geçirmeyle konuşyazı kendine doğru çekti, ağızlığın üzerindeki tozu üfledi ve gözlüğünü taktı. Sonra da masasının sağ tarafındaki basınçlı borudan düşmüş olan dört minik kâğıt rulosunu çözüp ataşla birbirine tutturdu. Bölmesinin duvarlarında üç delik vardı. Konuşyazın sağ tarafındaki minik bir basınçlı borudan yazılı mesajlar geliyordu, soldaki daha büyük delik gazeteler içindi ve yan duvarda, Winston'ın kolayca uzanabileceği mesafede tel kafes içinde büyük bir dikdörtgen yarık bulunuyordu. Bu sonuncusu atık kâğıt içindi. Binada benzer yarıklardan binlerce, hatta on binlerce bulunuyordu, sadece her odada değil, her koridorda kısa aralıklarla vardı. Nedense bunlara bellek delikleri adı takılmıştı. İnsan bir belgenin imhasının gerektiğini düşünürse, hatta etrafta işe yaramaz bir kâğıt parçası görürse otomatik bir hareketle en yakın bellek deliğinin kapağını kaldırıp içine atıyordu. Buradan kâğıtlar bir sıcak hava akımıyla binanın derinliklerinde bir yerlerde saklı olan devasa fırınlara gidiyordu...
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 11.Basım, Eylül 2025·Kitabı okuyor
Beni seni sevmekten caydırırlarsa, işte o zaman gerçekten ihanet etmiş olurum.“