Bir keresinde, ağlamak üzere olduğunu söylemek isteyen bir çocuğun, bir yetişkinin daha doğrusu bir aptalın söyleyeceği gibi "Ağlayacak gibi hissediyorum" demek yerine "Gözyaşlarımı hissediyorum" dediğini duymuştum. Ve bu tabir o kadar edebi ki, eğer aklına gelebilseydi ünlü bir şairi etkilerdi göz kapaklarından fışkırmak üzere olan sıcak yaşların varlığını kesin olarak ifade eder.
Kitap Tezer Özlü( Türk Edebiyatının nostaljik prensesi)ile tanışma kitabım oldu, keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap oldu. Bu arada Tezer Özlü’nün de ilk romanıymış.Gerek konusu gerek anlatma tarzıyla insanı içine çekiyor. Hastane ve hasta psikolojisini güzel yansıtmış. Kısa ama etkileyici de bir yanı var kitabın. Hayata ve insana dair olduğu için kendimizden parçalar buluyoruz. Adını koyamadığımız duygular bu kitapla anlam kazanıyor. Çocukluk,yaşam,ölüm,ikili ilişkiler gibi konuları kendi yorumu ve kelimeleriyle çok güzel yansıtmış. Bazı cümleleri insanı param parça etse de okunmaya değer.Okunmalı.
Ah, hiçbir hüzün, hiç var olmamış şeylerin hüznü kadar acıtmaz insanın canını! Gerçek zamanda yaşanmış geçmişimi düşünürken, çocukluğumun cesedine ağladığımda hissettiğim özlem...