Hiçbir yazı gerçekliği olduğu gibi anlatamaz. Gerçekçi olduğu söylenen her şey aslında gerçekliğin açı verilmiş ve üzerinde oynanmış bir versiyonudur. Bırakın bir insanın hayatını, tırnağındaki minik bir lekenin bile "eksiksiz" bir aktarımı mümkün değil. Gerçekçi romandan varoluşu olduğu gibi, en zaptedilemez ayrıntılarıyla yansıtması, aynı zamanda bu şekilsiz malzemeyi bir anlatı şekline sokması beklenir. Ama bu iki amaç birbiriyle bağdaşamaz. Her hikâye malzemelerini seçmeye, değiştirmeye, çıkarmaya mahkûmdur ve bu yüzden bize yalın hakikati veremez. Vermeye çalışırsa sonsuza kadar uzar çünkü. Bir şey başka bir şeyin, o da başka bir şeyin konusunu açar; parantezler kapanmaz.