Onu çılgın gibi sevdiği için, onu küçük görmeye tahammülü yoktu. Onu küçük gördüğü için onu sevmeye tahammülü yoktu. Bu yüzden kendi kendisiyle kavga da etti. Kendi kendisiyle, onunla ve bütün dünya ile.
Eğer beni gerçekten sevseydi, bir şeyler yapardı... İsteseydi eğer... İnsan düşmanına bile böyle davranmaz. Yoksa yanıldım nu? Sevgili bir şey mi saklıyor benden? Sakladıkları yavaş yavaş beni zehirlemeye başlamayacak mı? Sevgilinin benden sakladığını, gizlediğini düşündüğüm şeyleri keşfetmeye, bu nedenle de onu durmadan baskı altına almaya başladıkça sevgili daha da gizemli hale gelecek ve biraz daha çok kapanacaktır içine. Yani benden uzağa. En büyük hayal kırıklığı yaratan keşiflerden biri de, sevgilinin bizi yalnızca kendi tarzında anlayabilecek olması ve bu tarzın da bizimkinden oldukça farklı olduğu gerçeğidir. Yalnız olduğumuz o acılı yıllarda sevgilimize kendimizi açabileceğimiz dü biriktirdiklerimizi sevgilinin tam bizim istediğimiz gibi anlamasırın ve kavramasının mümkün olmadığını görmek, sevgilinin bizi yalnızca kendi sınırları dahilinde kavrayabileceği gerçeğini kabul etmektir en zor olanı. Sevgilinin sınırlılığı, ilişki içinde kendimizi gerçekleştirebilme ve aşabilme olasılığımızı da orta dan kaldırır; sevgiliyi olduğu gibi kabul edebilmenin güçlüğü.