Her medeniyetin, kendisini temin eden değerler sisteminin biçimlendirdiği bir iktisadî yapısı vardır; yani, değerler sistemidir iktisadî yapıyı biçimlendiren.
Hazret-i Ömer bir gün, bir camiye girdi, içeride birkaç kişi başbaşa vermiş pineklemekte.. Müminlerin emîri sordu:
— “Siz kimsiniz?”
Cevap verdiler:
— “Biz, mütevekkilleriz, tevekkül sahipleriyiz!”
Karşılığını aldılar:
— “Hayır, siz müteekkillersiniz - hazır yiyicilersiniz! Buyrun cemiyete!”
Yeryüzünde bundan daha güzel ifade edilmiş hangi levha var ki, bütün hakikatiyle "cemiyet mesuliyeti" ve "iş şuuru"nu billurlaştırmış olsun?
Böyleyken, nasıl oldu da asırlar boyunca müslümanlık, dünya vazife ve borçlarını en titiz ve keskin emirlerle kadrolaştırdığı hâlde, ona lâyık olmayanların elinde miskinlik yatağı gibi gösterildi? Ve.. Müslümanların altınla kapladığı Doğu, Batı'ya bir baştan öbür başa tembellik ve işsizlik balçığıyla dolu göründü?
Sovyetler Birliği'nin en acımasız diktatörü Joseph Stalin şöyle demiştir:
“Eğer Amerikan sinema dünyasını kontrol edebilseydim, bütün dünyaya komünizmi yaymak için başkaca bir şeye ihtiyacım olmazdı.”
Zira gençlik istikbal demektir. Bu yüzden gençliğe mâl olmayan veya gençliği teşekkül ettirilemeyen dâvâlar, yakın bir gelecekte ortadan kalkmaya mahkûmdurlar.