1book1wave

1book1wave
@1book1wave
“Okumadığın gün karanlıktasın!” #NuriPAKDİL
Puan vermedi
Kütüphanem de ilk baskısı halen var. O kadar çok alıp hediye ettim ki sayısını bilmiyorum.. Lise de okuduğum ilk tarihi romandı ve tarihe olan ilgimin temellerini atan eser buydu dersek yanılmamış oluruz. Zaman zaman alıp tekrar bi göz gezdiririm. Bu kitaptan sonra yazarın diğer kitaplarını da takip edip çıktıkça almıştım. Tüm eserlerini severek okumakla kalmayıp incelemelere, arşivlere daldığımdan lise hayatım boyunca Tarih sınavlarına çalışmama gerek kalmamıştı. Üniversite hazırlık sınavında da tarihe çalışmamıştım. Ömer Fahrettin TÜRKKAN'a 'Çöl Kaplanı' lakabını ingiliz casusu lawrence takmıştı. Çünkü ingiliz mandası Hicaz'da ki mevcut Osmanlı gücüne Hicaz' ı terketmesi için bir hayli baskı yapıyordu o ise her zaman; 'Kanımızın son damlası ve son erimize kadar asla Peygamberimizi terketmeyeceğiz.” motivasyonuna sahipti. “Bu gördüğünüz bayrak sıradan bir bayrak değil evlatlarım! Dünya’nın en şerefli bayrağına, İslam’a hizmet ediyorsunuz.” diyen bi komutandan bahsediyoruz. Hikayenin sonu öfke uyandıran bir hayal kırıklığı barındırıyor. Beylik laflar etmeye hiç gerek yok. Hain her yer de haindir ve böyleleri ne yazık ki her zaman da var olacaklar. Medine Müdaafası’nı başından sonuna kadar inceleyip araştırdıktan sonra; “Gerçek anlamda oldukça kuvvetli bi iman ve görev bilincine sahip olmak her halde böyle bir olgu.” dersiniz ve eser her ne kadar roman bile olsa özenli kronolojiye sahip tarihi bir anlatım içeriyor. Titizlikle incelenmiş ve roman biçiminde işlenmiş güzel bir eser kendisi. İlk okuyup bitirdikten sonra da kabrini bulup ailece ziyaret etmiştik. Allah rahmet eylesin! Ruhun şad olsun güzel insan, Medine’de ki izlerin hala canlı bir şekilde devam ediyor.
Mehmetçik
Medine Müdafaasıİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 20092,374 okunma
Reklam
Dalgalı ruh iklimlerinden
7/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2023 12:04
Okuma alışkanlığı olmayan birisinin eseri alıp şöyle bi göz atması bile bu alışkanlığı edineceğine yetecektir diye düşünüyorum. Sonra ki ilk süreçte okunan diğer kitaplara yabancı kalma riski de var elbet. her sene birer kez daha okurum diye karar alıp daha fazla karalama yapmama konusunda merhamet etmişliğim var. Bu sefer diğer kitaplarıma ayıp oluyordu çünkü. Eser, yazarın vefatı sonrası kendisine ait bi sandıkta ara sıra yazıp yazıp içine attığı kağıtların derlenerek bi araya getirilmesiyle günümüze ulaşmıştır.. Bir nevi günlük aslında. Her şeyi fazlasıyla anlamak hastalıktır diyen Dostoyevski'yi saygıyla anmamak mümkün mü mesela.. Çünkü Pessoa'nın derin bi analiz kabiliyeti var. Bu bi insan için ödül olabiliyor iken Pessoa'yı sağlam ruhsal çalkantılara sürüklediğine tanıklık ediyorsunuz. Haliyle de yer yer varoluşsal sanrılara dönüşmüş. Bi dönem pür neşe olan Pessoa 100-150 sayfa sonra diplere vurması, nihilist bi eda da takılması ilginçtir ve bunu okuma süreciniz de dönüşümlü olarak deneyimliyorsunuz. Fena dalgalanmış mübarek. Kafa karıştıran şey; Klasik İslam Felsefesi düzlemin de hayatla bağ kuruyormuş gibi hissediyorken yazar bi bakıyorsunuz pozitivizm de git gel yaşamış. Çok kaygan bi zemin de ve zıt uçlar da gidip gelmiş. Bu da okuyucu da, inancın da gerçekten nasip kısmet olduğuna ikna ediyor. 'Huzursuzluğun Kitabı'nı okurken huzurumuz kaçmadı ama huzuru yakaladığımız da söylenemez. Kafamız da karıştı, aydınlandıkta.. gülümsedik ve hüzünlendik derken; bi bakmışız ki ruh dünyasıyla tamamen tanışıklık edinmişiz. 'Hayat' mı dediniz! Ona da güzelmiş evet.. Lakin şu vesveseleri olmasa..
Okyanus ve dalgalar
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
Diğer eserlerinde görüşmek üzere hoşçakal Fatma Aliye Hanım!
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2023 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 18:09
Tanzimat Dönemi’ne ait okuduğum en tatlı ve buruk eserlerden biriydi ve eserin kadın bir yazara ait olmasının bıraktığı o derince hissiyatı anlatabilir miyim bilmiyorum.. Eserin; cevaplanması gereken sorulara ilişkin mantık düzleminde okuyucuya alan tanıyan bir nitelikte olduğunu düşünüyorum.. zihinde mükemmel sorular bıraktığı kesin bir kanı.. Tüm bunların yanı sıra Fatma Aliye Hanım’ın 1893’te Chicago Kitap Fuarı için hazırlanan The Woman’s Library of The World’s Fair kataloğunda biyografi ve eserlerinin yer alması günümüze neler anlatmaktadır mesela, öyle değil mi? Osmanlı Dönemi’nde kadının toplumsal konumu ve kültürel kapasitesine böyle bir eserin varlığı ile nasıl bir tanımlama getirebiliriz? Tüm bayat söylemleri yıkıp-indirip-tozu dumana kattıktan sonra yeniden inşaa etmek vicdani bir sorumluluk olarak gözüküyor.. Kaldı ki bir hayli marifetli olan bir yazarımızın neden bize derslerde anlatılmadığının tuhaflığı anlatmakla biter mi? 1889’da George Ohnet’in, “Meram” romanına çeviri yapması olsun, Ahmet Mithat Efendi —’yi döne döne okuduğumuz o lise yıllarımızda — ile beraber yazdıkları “Hayal ve Hakikat” eserinden derslerde hiç bahsedilmeyişi “self-şarkiyatçılık” değilse nedir? Ayrıca 1900’de yazılan eserde dönemin meseleleri günümüzü ne kadar aşabilmiştir, nerelere varabilmiştir veya varamamıştır gibi sorular kolektif hafızayı diri tutacak türdeydi.. Bir de, “Udi” romanı Fransızca’ya çevrilir, Nisvan-ı İslam adında ki yapıtı Fransızca ve Arapçaya çevirilir.. Ancak bu eseri 2003’te yeni yeni sadeleştirilmesine adım atılması bile popüler kültür disiplinine tez örneği olarak yeterlidir desek akademik anlamda saçmalamamış olacağız.. Şahsen, Fatma Aliye Hanım’ın soyadı kanunundan sonra “Topuz” soyadını almasını nükteli ve gerçekçi buldum.. Bunun yanı sıra
Hayat ve İnsan
Levâyih-i Hayat (Hayattan Sahneler)Fatma Aliye Hanım · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,2bin okunma