S.Nur

@1cay_sever·
·
sabitlendi
İnsan ancak kalbine Peygamber (ﷺ) solukları ulaşınca rahatlar nefes alır
Din
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Allah Teâlâ, gençliğini Allah'ın tâatinde geçiren genci sever." (Süyûtî, el-Câmiu's-Sağîr, 1, 65)
Râbıta Hakkında
Netice olarak şunu iyi anlamak gerekir ki râbıta, en kısa ve öz bir ifadeyle muhabbeti taze tutma hadisesidir. Daha öteye gitmek ve farklı mülâhazalarla herhangi bir beşere kudsiyet atfetmek, hatâdır, hududu aşmaktır ve -Allah muhafaza buyursun- şirke kapı aralamaktır. Çok kimselerin ayaklarının kaydığı nokta burasıdır. Râbıta edilen şahıs, yani mürşid-i kâmil, Allah ile kul arasında üçüncü bir şahıs değildir. Çünkü İslâm'da ruhbanlık yoktur. Mürşid ancak, mürîdin kendisine örnek alması için ihsân edilmiş numûne-i imtisal bir şahsiyettir. Nasıl ki, seyahat esnasında bindiğimiz bir araç, gâye değil vâsıta ise, bir mürşid-i kâmil de, mürîde kalbî eğitimi tâlîm edip onun iç dünyasını Allah Rasûlü'nün ahlâkı ile tezyîn eden bir Allah dostudur. Kudsiyyet, Allah'a mahsustur. Her türlü güç ve kudret O'na aittir. Kul hangi mertebede olursa olsun, âcizdir ve Hakk'a muhtaçtır.
O'na ﷺ salât-ü selâm'da bulunmak o kadar ehemmiyetli bir ameldir ki, yalnız Allah'a tahsis etmemiz gereken bir ibâdet olan namazlarımızda bile Yüce Rabbimiz, Habîbi'ne selâm vermemize izin vermiş ve hattâ istemiştir. Nitekim namaz içinde tahiyyat esnasında: "es-Selâmü aleyke eyyühe'n-nebiyyü ve rahme-tullâhi ve berakâtüh." diyerek "Ey Nebiyy-i Ekrem! Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi Sen'in ﷺ üzerine olsun." şeklindeki selâm verişimiz, namazımızı bozmamaktadır. Halbuki bir başkasına namazda selâm verecek olsak, namazı iade etmemiz gerekecektir.
Muhakkak ki mü'min, Rasûlullah'ın ﷺ muhabbeti karşısında, ilâhî bir ürperişle, edep duyguları içinde, rûhunu nefsâniyete âit bütün çizgi ve görüntülerden boşalttığı vakit, O'nun ﷺ muhabbet ve örnek şahsiyetinden hisse alma yoluna girmiş olur. Zira O ﷺ, en alt kademeden en üst kademeye kadar, bütün beşeriyetin kendisinden örnekler devşirebileceği yegâne "üsve-i hasene" (en güzel bir örnek)tir. Her mü'min, O'nun ﷺ şahsında problemlerine bir çözüm yolu bulabilir. Yeter ki O'nu ﷺ gereği gibi tanıyabilsin ve O'nun ﷺ gönül dokusundan nasip alabilsin.