S.Nur

Araf suresinde Cenabı Hak haddi aşanları sevmez buyruluyor. Kainattaki hiçbir varlık bu kanuna karşı koyamaz, ona uyar .Galaksiler ,yıldızlar ,gezegenler, güneş, dünya ve dünya hayatın oluşu bu kanuna bağlıdır. Bilim buna tabiat kanunu diyor ,her varlık buna kayıtsız şartsız uyar. Tek istisna insandır. İnsan kul da olabilir, asi de . İmtihana tabi olan odur.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayata atılırken bütün bir ömrü azami randımanlı kılmak ve onu doğru bir hedefe yöneltmek için ilk lâzıme, üç tanıma keyfiyetidir. Bunlar: a-Kendini tanıma, b-İçinde yaşanılan zaman ve zeminin şartlarını tanıma, c-Umûmi mânâsıyla kaderi ve onun bir parçası olan şahsi kaderimizi kavrama ve tanımadır.
Gençler!... Unutmayınız ki insan, hayatta en büyük bedeli muhabbet sebebiyle öder. İmkânlarınızı heder etmek istemiyorsanız iradenizi yönlendiren, muhabbet ve husumetinizi doğru bir hedefe tevcih sûreti ile güzel kullanmaya bakın! İlâhî ölçüleri lâyıkıyla öğrenin ve hem aklınızı ve hem de irâdenizi onun haddesinden geçirin!.. Sonra akıl ve irâdeyi Ο ölçüler dahilinde kullanmayı öğrenin!...
Ameli Tavsiye: Dînî meseleleri, inandığı ve bunun neticesi olarak icra ettiği fiillerin doğruluğunu tayin edecek derecede, yani muhtasar bir sûrette elde etmeyi Allah bütün kullarına farz-ı ayn kılmıştır. Bundan dolayı evveliyetle sağlam bir "akaid" ve "ilmihal bilgisi"ne sahip olunmalıdır. Buna ilâveten lisan ve yazı itibariyle "Osmanlıca" öğrenmek de hayati bir zarûrettir. Bozuk Türkçeyle yazılmış kitapları boykot edip, asâletsiz, yabancı moda kelimeleri kullanmamak husûsunda bir hassasiyet ve dirâyet göstermek ise şahsiyetli olmanın belli başlı lâzımelerindendir. Böyle yapılmadığı takdirde fikri muhteva üzerine ârız olan zaaflardan kurtulmak imkânı yoktur.
Şu üç ilim dalında (Din, Tarih ve Edebiyat) imparatorluk seviyesinde elde edilmedikçe gençlerimize tarihin yüklediği büyük vazîfenin lâyıkıyla îfâsı -âdeta- imkânsızdır. "Din", neyin dâvâ edileceğini doğru bir şekilde tâyin edebilmek; "Tarih" dâvâ edilenin haklı ve mukni esbâb-ı mûcibelerle te'yidi ve îzâhını sağlayabilmek, "Edebiyat" ise bunları güzel ve müessir bir şekilde ortaya koyabilmek şansını verdiğinden bu ilimler vasıflı bir hayat geçirmek isteyen gençlere damarlarındaki kan derecesinde elzemdir.