Kur'ân-ı Kerîmin tefsir ve tercümesinin câiz olması, onun namazda okunmasının cevâzını ifade etmez. Hiçbir dile Kur'ân-ı Kerim, hakkıyla tercüme edilemez. Ve hiçbir tercüme de Kur'ânın yerini tutamaz.
Kur'ân-ı Kerîmin nelerden bahsettiğini anlamak başka, O'nu namazda ibâdet niyetiyle okumak yine başkadır. Namaz, kulun Allah'a kalben huzur ve huşû içinde yönelmesi demektir. Namazda Kur'ân-ı Kerîm kirâatinin hikmeti ise, dili Kelâmullâh ile meşgul etmektir.
Namazda fikir değil, kalp yolu açık tutulur. Kur'ân-ı Kerîmin neler buyurduğunu öğrenmek isteyenlerin, onu namazın içinde değil, namazın dışında öğrenmeleri icap eder. Müslümanlıkta ibâdet dili Kur'ân dilidir. Ve bütün Müslümanlar arasında müşterek bir dildir. İbâdet Kur'an diliyle yapılır. Buna muhâlefet, Resûl-i Ekrem'e, ashâbına ve milyarların akışına, âhengine karşı gelmek demektir ki, hiçbir müslümanın bu cesareti kendisinde bulabileceğine ihtimâl vermiyorum.
Eyüp Sabri Hayırlıoğlu
Eski diyanet işleri başkanı
Sayfa 135 - Nur yayınları Özden matbaa 1975 Baskı (Kitaptır; PDF değil.)·Kitabı okuyor