Kasvetli bir İstanbul sabahına, kitap buluşması heyecanıyla uyandık. Anayurt Otel ‘inin karanlık atmosferi; hava durumuna, zihinlerimize ve yüreğimize de sirayet etmiş gibiydi. Kimilerimiz toplantı için, bu karanlık kitabı konuşabilmek adına kıta bile değiştirip geleceklerdi. Her birimizin zihinlerinde farklı bir Zebercet hüviyetiyle toplanacaktık. Kim ne yorum yapacak, kim hangi detayları gün yüzüne çıkarak gibi sorularla toplantı yerimize vardık.
Sohbet havasında başlayan toplantımız ilerledikçe Yusuf Atılgan’a, Anayurt Otel ‘ine, Aylak Adam ‘a ve Canistan ‘a dair daha derinlemesine bilgiler ediniyor ve düşünüyorduk, her birimizin ortak detayları yakaladığı açıktı fakat aynı noktalar özelinde farklı anlamlar çıkardığımız da bir gerçekti. Farklı deliller sunduk, birbirimize hak verdik veya hak vermediğimiz hususların nedenlerini sunduk.
Ayşe Hanım ‘ın o güzel sunumuyla, Zebercet ‘in gömülü anlamlarına doğru yolculuk ettik. Bunu da mı düşünmüş Atılgan, bunu da mı planlamış diyerek hayretler içerisinde sohbetimiz devam etti. Hakkını sonuna kadar vererek toplantımızı sonlandırıp, o karanlık atmosferden aydınlık bir zihinle aydınlık yarınlara doğru ayrıldık. Katılım sağlayan katılımcılarımızın ayaklarına, ağızlarına, zihinlere sağlık diyor, bir sonraki toplantı da görüşmek üzere veda ediyoruz.
Toplantı fotoğraflarımız;
resmim.net/f/qKJZfi.jfifresmim.net/f/ersAHX.jfif