SÖYLEME BİLMESİNLER…
Sermin Yaşar’ın Söyleme Bilmesinler kitabı, adeta bir gündüz kuşağı programı samimiyetinde, hayatın tam kalbinden gelen bir sarsıntı gibiydi. Kitabı okurken kendimi, üç kardeş olan Emin, Ethem ve Ekrem’in etrafında örülü o karmaşık ağın içinde buldum. Yazarın her bir karaktere ayrı ayrı söz hakkı tanıması, hikayeyi tek taraflı bir anlatı olmaktan çıkarıp devasa bir insanlık tablosuna dönüştürmüş. Her bir karakterin, her bir eşin kendi ağzından dökülen cümleleri okudukça; ister istemez hepsine hak veriyor, o görünmez yaralarına dokunuyor ve dertlerini kendi derdiniz gibi benimsiyorsunuz. Dışarıdan bakıldığında son derece 'normal' ve sıradan görünen o aile tablosu, kapılar kapandığında bambaşka yaraların, bastırılmış gerçeklerin ve söylenmemiş sözlerin sahnesi haline geliyor.
Okurken en çok zorlandığım ve en çok keyif aldığım kısım ise şu oldu: Kimin haklı, kimin haksız, kimin suçlu, kimin masum olduğunu asla çözemiyorsunuz. Masum sandığınızın karanlığını, suçlu gözüktüğünün ise vicdan azabını görüyorsunuz. Sermin Yaşar öyle bir denge kurmuş ki; herkesin kendi gerçeğiyle haklı olduğu, herkesin kendine göre kırıldığı bir dünya bu.
Okuyup bitirdiğimde damağımda kalan o buruk ama gerçekçi tadı uzun süre unutamayacağım. Eğer 'hayatın içinden', insanı bir ayna karşısına geçiren ve bittiğinde 'gerçekten aile olmak nedir?' diye düşündüren bir eser arıyorsanız, bu kitabı mutlaka listenize alın. Tavsiyemdir."