Kitap bir akademisyenin cinayetiyle başlayıp ilerleyecek zannederken Nergis’in Kütahya’dan İstanbul’a oradan Fethiye’ye uzanan hikayesiyle devam edip Bakü’de SSCB Stalin dönemi ve Almanlarla olan savaş dönemine bağlanıyor. Olayların büyük bir bölümü Nergis’in Firuz Dede’nin hikayesini dinlediği kısımda gerçekleşiyor. Firuz’un ve en yakın arkadaşı Ayvaz’ın başından geçenler, Maral ile tanışmaları ve arkadaşlıklarının sınanma süreci, Harut ve Marut efsanesinin gerçekleşmesi, Tambuga ve piramit, Cengiz Han, kurt figürü, Türk ve Azerbaycan kardeşliğine vurgular ve kitabın sonuna doğru Maral’a duyulan öfke aynı zamanda da acıma duygusu… Yılların eskitemediği ve unutturamadığı dostluğun yeniden kavuşması ve olayların yeniden Türkiye’ye bağlanması…
Kitabı bu iki ayrı hikayenin nasıl birleşeceğini merak ederek okudum. Kurgusu sağlam ve etkileyiciydi. Betimlemeler yormadan işlenmişti satırlara. Aynı zamanda SSCB ve Almanların bu savaş dönemine bu kadar hakim olunması yazara beni hayran bıraktı. Bakü’de uzun yıllar yaşamış ve İkinci Dünya Savaşı’na şahit olmuş bir asker gibiydi anlatımı. Başarılı ve okuması keyifli bir kitap