"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri, tepeleri seyret. Daha hayattayken bir taşı taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam dünyanın kendisini hiç görebilir mi?"
Ey üzgün yalnızlığım, sineme bir baksana
Ne münzevi bir kaygı, ne de mahrem bir resim
Kaç zavallı dilenci elini açmış sana
Omuzlarımda mağrur bir devin ağırlığı
Aynaları arıyor yokluğunda adresim
Kim duyar bir fanusun içindeki çığlığı...
"Gelişmiş ülkelerde insanlar işlerini çok ciddiye alırlar, kendilerini hiç ciddiye almazlar.
Geri kalmış ülkelerde insanlar kendilerini çok ciddiye alırlar, işlerini hiç ciddiye almazlar."
"Burası var ya, imkânı olduğu halde çalışmayıp imkânı olmadığı için çalamayanların, çalışıp çalmayanların yüzüne utanmadan sırıtarak "adam çalıyor ama çalışıyor" diyebilme yüzsüzlüğüne sahip olanların yaşadıkları ülke."
"Utanma duygusu yoğunlaştıkça insan olma durumu da çoğalıyor ve bunun tersi: utanma duygusu gevşedikçe, insan olma durumunda da gevşeklik ve insan olmaktan uzaklaşma başlıyor. O kadar ki, bu bağlamda ahlâkı tümüyle utanma duygusuna indirgemek hiç de yanlış görünmüyor."