Selen KARATEKE

Puan vermedi·282 syf.··
2023 3. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 16:17
Matt Haig Gece Yarısı Kütüphanesi Hayatınızdaki bütün olasılıkları deneyerek yaşamak ister miydiniz? Her birinde bir şey farklı olan milyonlarca olasılık... Birçok insanın hayatından memnun değil, bir sürü keşkeleri, acabaları var. İşte Nora Seed'de onlardan biri. Hayatında her şeyi kötü giden Nora'nın kedisinin ölmesiyle birlikte yaşama isteği sona erer. Hayatı yaşamaya değer görmeyen Nora intihar etmek ister ve işte her şey ondan sonra başlar. Aslında belki de seçimlerimiz o kadar kötü değil. Diğer keşke o olsaydı dediğimiz olasılık bize daha kötü sonuçlarda getirebilir. Aynı zamanda keşkeler bir çözümde üretmez o yüzden en iyisi seçtiğimiz yolu kabul ederek yola devam etmek ve o yol üstünden işleri rayına oturtmaya çalışmak daha doğru olabilir. Yani her kabulleniş bir vazgeçiş olmayabilir. O kadar fazla arafta kalıyoruz ki zaten en çok zararı da bize bu durum veriyor İnsanların düşüncelerini çok önemsiyoruz, kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz, hayallerimiz bile insanların takdirini, beklentilerini karşılamamız üzerinden şekilleniyor. Kendimizi değilde onları tatmin etmeye çalışıyoruz gibi. Gerçekten kendimiz olmak sanıldığının aksine çok zor. Bunu yapmaya çalışırken bile bir noktada yine insanların düşünceleri muhakkak devreye giriyor. En iyisi elimizden geldiğince insanların bize zarar veren düşüncelerini kendimizden uzak tutmak. Verdiğimiz kararların sonucu ne olursa olsun bu benim kararımdı yaptım oldu veya olmadı diyerek sonuçlarını kabul etmek bizi her zaman daha az yıpratır
İnceleme
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·147 syf.··
2023 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2023 17:59
Buram buram Anadolu kokan bir hikaye... Okuma serüvenime son aralar klasiklerle ve çeviri eserlerle devam ederken bu yerli eser çok iyi geldi. Kendi yaşamlarımızla bağdaştırabileceğim sıcacık bir eser. Doyurucu ve çok sevdiğim bir eser oldu. Kitap okumayı sevene, bu sevginin ne kadar güzel bir değer olduğunu, sevmeyene, kitap okuma alışkanlığı olmayana ise neden kitap okunması gerektiğini anlatan bu vesile ile okuma alışkanlığı kazandırabilmek nitelikte bir eser. Okuyan pişman olmayacaktır. Eserden kısaca bahsedecek olursak; 1. Dünya Savaşı'nda Türkiye - Yunanistan arasında yaşanan nüfus mübadelesi sonucu Yunanistan'da ki Türkler Türkiye'ye, Türkiye'deki Yunanlar ise Yunanistan'a gönderildi. Bunların arasında olan Dimitrios Katsikas'ın büyükanne ve büyükbabası da vardı. Türkiye'yi kendi memleketi gibi seven büyükanne torununu da bu sevgiyle büyütmüştü. Bununla büyüyen Dimitrios büyükannesinin memleketi olan Kapadokya'ya geziye gelir. Burada okuma sevgisiyle bilinen ve bu yolda bir çok çalışma yapmış Mustafa Bey ile tanışır. Mustafa Bey cahilliği yenebilecek tek silahın okumak olduğunu savunan ve hiçbir zorunluluğu olmadığı halde köylere, çocuklara, hemşehrilerine eşeğiyle kitap dağıtan ve herkesin kitap okuma bilincine erişmesi için çalışmalar yapan bir kişidir.Namıdeğer Eşekli Kütüphaneci. Bu kitapta Dimitriosla birlikte Mustafa Bey'in yaşamını okuduk ve sonra birlikte yaptıkları farklı çalışmalara şahit olduk.
1000Kitap
Eşekli KütüphaneciFakir Baykurt · Literatür Yayınları · 201018,4bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2022 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2022 13:16
Jack London Martin Eden Hayatını denizcilikle kazanan, sosyal ve kültürel olarak pek bir farkı olmayan halk sınıfından bir delikanlıdır. Yardım ettiği burjuva sınıfından bir erkeğin yemeğe davet etmesi sonucunda hayatı tamamen değişmeye başlar. Yemekte gördüğü Ruth'dan ilk görüşte hoşlanmaya başlayan ve burjuva hayatına hayran kalan Martin Eden kendi hayatı ve bu insanların hayatı arasındaki farkı net olarak görmüş ve hem kendisi hemde aşık olduğu kız için kendi hayatını da iyi yönde değiştirmeye karar vermiştir. Bu yola çıkan Martin Eden'ın yolculuğu sonsuz yolculuk olarak devam eder... Azmine ve sabrına hayran kaldığımız Martin bu yolu sonuna kadar yürüyor ancak yolda yanındakilerin özellikle aşkının desteğini tam anlamıyla alamaması, herkesin ona güvensiz davranması Martin'in arzusunu kırıyor. Ruth'un burjuva hayatını tercih etmesi ise son nokta oluyor. Bazen başarının geç gelmesi gelmemesine eş değer oluyor. İnsanın büyük çabası ardından arzusu ve isteği kırılınca gelen başarı bazen insanı tatmin etmiyor. Sınıfsal farklılıkların, zengin kız - fakir oğlan ilişkilerinin yanı sıra siyasal görüşlerin farklı olmasıda kitapta gözler önüne seriliyor. Sınıf farklılıklarına dayanan ipi koparan son nokta ise siyasal görüş farklılığı oluyor. Şimdiki yıllarda da bunun örneğini görmek oldukça üzücü. Ne kadar diğer türlü farklılıklara göğüs geilirse gerilsin düşünce farklılıkları insanları birbirinden uzaklaştıran bir güç haline geliyor. Keyifle okuduğum Martin'in gelişimi ve hayat yolculuğunu, hayatta insanların davranışlarının sınıf farkına zenginliğe göre nasıl değiştiğini Mart'la birlikte sorguladım. İnsan kişiliğinin ve özelliklerinin değişmediği halde zengin vs fakir gibi sadece ekonomik konumu değiştiği anda karşılandığımız davranış biçiminin, gördüğümüz sevgi ve saygı
Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2022 27. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2022 17:10
Anthony Burgess Otomatik Portakal Anthony BURGESS'a tedavi edilemez bir beyin tümörü tanısı konup 1 yıldan az ömrü kaldığı söylenince geride bırakacağı eşinin geçinebilmesi için 12 ayda 5.5 kitap yazmıştır. Bunlardan biride Otomatik Portakal'dır. Kitaptan bahsedecek olursak 15 yaşında her türlü suç bağımlısı olan Alex ve 3 arkadaşından oluşan grubun karıştığı olaylarla başlayan hikaye arkadaşlarının ihanetinden sonra Alex'in mahkum olması ile devam ediyor. Suç işlemekten zevk alan, kötü bir şey yaptığını asla kabul etmeyen Alex bunları sadece keyfi istediği için yapıyor. Hırsızlık, adam yaralama, tecavüz gibi türlü suçlardan sonra en sonunda cinayet ile noktalanıyor. Hapise girdikten 2 yıl sonra bazı bilirkişiler tarafından suçluların toplayıp aynı yerde barındırmak anlamsız geliyor ve suçluları topluma kazandırılmak için bir araştırma yapılıyor. Bu araştırmanın ilk deneği olan Alex'e çeşitli cihazlar takılarak acı dolu filmler izletiliyor ve aslında suç işlemenin kötü bir şey olduğunu kötü hissetmesi gerektiği sağlanıyor. Deneyden sonra Alex artık suç işlemeyi, aslında kendini korumak için bile olsa kötü bir hareket yapmayı düşündüğü anda acı çekmeye başlıyor. Adeta iyilik ona zorla aşılanıyor, kötülük ile iyilik arasında seçim yapma şansı elinden alınıp bir makine gibi otomatik iyiliğe yönlendiriliyor. İnsan gerçekten zorla iyi olabilir mi? "Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılış kadar keskin olan kalemiml saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum..." diyor yazarımız. Eğer bu cümleyi başka bir yerde başka bir şey için kullanmış olsaydı kesinlikle ne kadar güzel bir cümle derdim ancak kitapta kötülüğü, şiddeti, caniliği böylesine benimseyen bundan hiç kuşku
Düşünce
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,2bin okunma
Unutma, ya şimdi ya hiçbir zaman...
Puan vermedi·622 syf.··
2022 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2022 22:27
İvan Gonçarov Oblomov Ivan Aleksandroviç Gonçarov, yazdığı Oblomov kitabıyla öne çıkmıştır. Pek fazla eseri olmayan Gonçarov buna rağmen Fyodor Dostoyevski ve Anton Çehov gibi büyük yazarları yazdığı Oblomov romanıyla etkilemeyi başarmıştır. Sembolikleşen Oblomov karakteri ile aşırı tembel anlamında kullanılan Oblomovluk kelimesi gündelik dilde yaygınlaşmıştır. Gonçarov ilk önce romanının "Oblomov'un Rüyası" kısmını yazmış fakat ara vermiş daha sonra 1 ay içinde yazmış ve son olarak şimdiki şeklini almıştır. Yazar romanı nasıl 1 ayda yazdığını açıklarken " Bu büyük romanın bir ay içinde yazılması belki de imkansız görünür ama unutmayın ki bu eseri yıllarca kafamda taşıdım sadece onu kağıda geçirmek kalmıştı. " cümlesini kurmuştur. Yazarı biraz araştırdığımda sanki oblomov yazarın bir parçasıymış gibi geldi. Babası zengin bir tüccar ve kendisi devlet memuru olan Gonçarov hiç evlenmemiş 1891 yılında ise vefat etmiştir. Romanın içeriğinden biraz bahsedecek olursak, Oblomov hiçbir şey yapmaya mecali olmayan yapması gerekenleri sadece düşüncede bırakan, asla ondan öteye geçmeyen, bir çabaya girişmeyen bir karakterdir. Hayatta çalışana, gezene, okuyana, hayatın peşinden koşanlara bir türlü anlam veremeyen, neden onları yapmak yerine sakin hiçbir şey yapmadan sadece yiyip içip oturarak bir hayat geçirmediklerini söyleyip yargılıyor. Gerçek hayat nasıl olmalıdır peki burada kim haklı Oblomov mu? Diğerleri mi? Tabi bu tembelliğinin sebebinin kendisi mi yoksa ailesi mi olduğu tartışılır. Küçüklüğünden beri kendi çorabını bile giymeyen bu tür işleri yapacak uşaklarla büyümüş olan, hiçbir iş yapmayan aile ortamında yetişen Oblomov'a tembelliği bir nevi altın tepside sunulmuş. İlerleyen bölümlerde dostu Ştolts'un geri dönmesiyle ve Olga'ya aşık olmasıyla birlikte Oblomov dostuna ve
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202150bin okunma