Firdevs’in hikâyesi, kadınların yaşadığı acıları, çaresizlikleri ve bu baskının altında bile nasıl güçlenebileceğini inanılmaz bir şekilde gözler önüne seriyor.
Firdevs’in bir kadın olarak toplumla, erkeklerle ve en çok da kendisiyle olan mücadelesi beni çok etkiledi. Kitap boyunca, “Bu kadar da olmaz,” dedim ama her seferinde daha fazlası oldu. Ve işin en acısı, Firdevs’in yaşadıklarının sadece bir kurgu olmadığını, aslında birçok kadının gerçek hikâyesi olduğunu bilmek.
Nawal El Saadawi’nin anlatımı, öyle süslü değil ama kalbinize bir taş gibi oturuyor. Kitap boyunca Firdevs’in o kırılgan ama bir o kadar da güçlü yanını gördüm. Özellikle sonlarda, onun verdiği kararlar ve o kararlılıkla konuştuğu anlar var ya… Gerçekten insanı hem hüzünlendiriyor hem de öfkelendiriyor.
Firdevs’i tanıyın, onun mücadelesine tanıklık edin. Çünkü bazı hikayeler insanın hayatında iz bırakır; bu da onlardan biri.
“En güçlü insan, kaybedecek hiçbir şeyi olmayandır.”