Kasvetsiz Bir Kıyamet
9/10
·72 syf.··
2022 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2022 00:00
2072 yılında geçen hikayemiz; 2010'lu yıllarda çıkan büyük bir salgının tüm medeniyeti yıkmasının ardından, hayatta kalan insanların geçmişe dönük olarak salgını anlatmasını ve o apokaliptik dünyadaki yaşam biçimlerini ele alıyor. Kitap; toplumun tabulaştırdığı, sarsılmaz gerçeklermiş gibi kabullendiği hiyerarşi tarzı olgulara çok hoş göndermelerde bulunuyor. Jack London'ın evrime olan sevgisini, hayvanlar üzerinden yaptığı ufak değinmelerle yine hissediyoruz. Ve yine bir Jack London klasiği olarak zengin-fakir ayrımına güzel eleştiriler var; işçi Jack, köylü Jack, köylünün dostu, köylünün başkanı Jack :D Bence keyifli çıtır çerez bir kitap. Al, bir saatte bitir çok düşünme. Gerilmene de gerek yok, apokaliptik olmasına rağmen kasvetli bir ortam sunmuyor. Keşke daha uzun olsaydı; post-apokaliptik türünde olması eseri daha da keyifle okutuyor.
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
2010
Puan vermedi
Bir Dönemin Sancısı, Bir Şehrin Kalbi: "2010" ​Zamanın bir ucunda, her şeyin sonsuza dek değişeceğini hissettiğimiz o dönüm noktasındayız. Mehmet Eroğlu’nun usta kalemi, bizi "Yetmez ama Evet" sloganlarıyla çalkalanan 2010 Türkiye’sine, İstanbul’un hem cennet hem cehennem olan o karmaşık sokaklarına geri götürüyor. ​2010, sadece bir roman değil; bir kuşağın var olma çabası. Kendi "çukurundan" çıkmaya çalışan hırslı Zerrin, parlak eğitiminin boşa çıktığını anlayan Emre, modern dünya ile aristokrat kökleri arasında sıkışan Mine ve Kerim kardeşler, ve bir imparatorluk kurma hayaliyle yanıp tutuşan Nejat... ​Kaderleri birbirine düğümlenen bu karakterler, daha iyi bir hayatın peşinde koşarken kendilerini inkar etmenin sınırında yürüyorlar. Mehmet Eroğlu, toplumsal kutuplaşmanın gölgesinde, İstanbul’un çok katmanlı yapısını ve bireyin bu değişim sancısı içindeki yalnızlığını derinlikli bir kurguyla işliyor. ​Eğer yakın tarihimizin ruhunu, bir şehrin dönüşümünü ve insan arzularının sınırlarını edebi bir şölenle keşfetmek isterseniz, bu 616 sayfalık derin roman sizi bekliyor. Geçmişin aynasında bugünü okumaya hazır mısınız?
2010Mehmet Eroğlu · İnkılâp Kitabevi · 20268 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sırada ne var?
Puan vermedi
Ya eğer birileri sizden önce embriyoları kodlamanın bir yolunu bulursa? Ya eğer birileri sizden önce düşünen bilgisayarları icat ederse? Genetik olan yaşam süresini uzatmanın sırlarını sizinle paylaşırlar mı? Bu teknolojiyi ellerine geçirenler refah içinde sürerken, size ne olacak? Bu teknolojiye sahip olanlar elinde sonunda ekonomik sistemi de kontrol etmeye başlayacaklar. Peki ya siz? Tarihte ilk defa paradan, krallıktan ve soydan ve sınıftan çok daha önemli bir statü var. Teknoloji. Öyle ki, 100 milyar dolarınızda olsa ikinci bir Google kurma ihtimaliniz 0. Peki bu teknoloji elitlerinin ajandasında ne var? Bu kitap 2010'larda yapay zekayı ve biyoteknolojik devrimi anlattı. Yapay Zeka devrimi başladı. Sırada ne var? -Yuval Noah Harari
Homo Deus: Yarının Kısa Bir TarihiYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 201714,4bin okunma
Puan vermedi·160 syf.·
2026 156. kitabı
Açıkçası bu kitabın neden bu kadar sevildiğini anlayamadım. Okurken bana derli toplu bir eser okumaktan çok, 2010'lu yılların Facebook'ta paylaşılan özlü sözlerinin bir araya getirilmiş hâlini çağrıştırdı. Biraz tasavvuf, biraz kişisel gelişim, biraz da hayat dersi derken ortaya çıkan metinler bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Kitabın dili akıcı olsa da anlatılanların büyük kısmı bana yeni bir şey katmadı. Sayfalar ilerledikçe derinleşen bir düşünce dünyasıyla karşılaşmayı beklerken, daha çok tanıdık ve sıkça duyulan cümlelerle karşılaştım. Belki de kitapla arama mesafe koyan şey buydu. Kemal Sayar'dan okuduğum ilk kitap buydu; belki de son kitabı oldu. Elbette her kitabın ve her yazarın bir okuru vardır, ancak bu eser benim beklentilerimin oldukça altında kaldı. Kitabın hitap ettiği okur kitlesiyle benim aradığım okuma deneyimi pek örtüşmedi. Bu nedenle ne yazık ki bende kalıcı bir iz bırakamadı.
Beni Sessiz de Sevebilir misin?M. Kemal Sayar · Timaş Yayınları · 20144,385 okunma
Bir'lemek
Puan vermedi·384 syf.··
2026 23. kitabı
Allah (cc) kendisinden razı olsun Savaş Şafak Barkçin, bu kitabında biz'im kendi'miz olamamızı muhtelif zamanlarda farklı mecralarda yayınladığı denemeleri bir araya getirerek ortaya koymaya çalışıyor. Bir kaç başlık altında dert edindiği meseleleri özetlemeye çalıştığımızda karşımıza çıkan ilk ifade son 200 yıla işaret ederek bir zillete saplanmış olduğumuzdur. Maddi gerekçelerle geri plana düşen Osmanlı'nın Türklerin Müslümanların bu geriye düşüşü farketmelerinden itibaren Batı mukallidi olarak derman aramalarını eleştirir, Şafak Barkçin. Çünkü Batı'da ahlak yoktur etik vardır; Batı'da estetik ve doğru ikiye ayrılmıştır, bunların tevhidi yoktur; Batı'da çıkar vardır, gönüle yer yoktur. Çözüm önerilerinin hemen ilk birincisi olarak da şunu önerir Barkçin. Edilgen cümleden kurtul. Bize böyle yaptılar demekten vazgeçip; şunu yapamadık de ve hemen o meselenin inşaasına başla. Örneğin, dilimizi kaybettirdiler demek yerine Osmanlıca öğrenmeye başla demek istiyor. İkinci husus ise Müslüman'ın kulluğunu birlemesidir. Bu da aslında sekülerleşmeye karşı alınacak en önemli tavırdır. Müslüman'ın hayatında la-dini herhangi bir şey yoktur. Dolayısıyla doğru ve güzel aynı şekilde yer alır gönülde; ancak bu şekilde zuhur eder. Bizler bil'meliyiz, kıl'malıyız ve ol'malıyız; ancak böylece kul olabiliriz. *** Bu kitap çoğunlukla 2010-2016 yılları arasında yazılmış denemelerden oluştuğu için matbu kitap olarak okunduğunda maalesef şöyle bir eleştiriyi hak ediyor. Çok fazla tekrara düşen konu işlenişleri... Bundan korunarak okunabilinirse biricik bir denemenin gönle değmesi daha çok yangına yol açar inşallah.
Kalbin AklıSavaş Ş. Barkçin · İnsan Yayınları · 2020648 okunma
1/10
·224 syf.··
2026 58. kitabı
Oğlanın Eğitimi muhtemelen 2026 yılında okuduğum ve beni hayal kırıklığına uğratan kitaplardan biri oldu. Çok zayıf bir senaryo üzerine kurulan hikâye; derinlikten uzak karakterler ve yapay hissettiren diyaloglarla ilerliyor. Kitabın LGBT+ temsili ise bana göre çok başarısızdı; karakterlerin kimlikleri, hikâyeyi güçlendiren bir unsur olmaktan çok yüzeysel bir özellik olarak kalmış. Sonuç olarak kitap, benim gözümde başarısız bir smut romanın ötesine geçemedi. Eğer 2010'larda yazılmış, senaryosu zayıf ama romantik-gerilim unsurlarıyla okur bulan vampir smut romanlarını seviyorsanız, bu kitap da size hitap edebilir. Tek fark, burada vampirlerin yerini LGBT+ teması alıyor.
1000Kitap
Oğlanın EğitimiMehmet Murat Somer · Dedalus Yayınevi · 202419 okunma