Allah'ım!
Beni, bireyciliğin ve yalnızlığın girdabından da,
"kanonların" ayartıcı ve sürekli birbirini övüp duran, vadilerde şaşkınca gezinen şaklabanlarından da koru.
Allah'ım!
Kalbimin maraz bulmasından ve yazdıklarımın ve sustuklarımın suratıma çalınmasından da, Defterini avarelikle, hasetçilikle, köşe kapma merasimiyle dolduranların okuyucusu olmaktan da sana sığınırım.
Allah'ım, seni "bir"lerim. Senden gayrısına tevessül etmekten sana sığınırım.
Affınıza sığınıyorum. Mutlu sonla bitirmeyi çok isterdim öykülerimi. Ama inandım ben: Bir kişinin mutsuz olduğu yerde, mutlu olma ihtimali kalmamıştır.
Dünya, masumların çilehanesidir.
Belki de herkesin hayatını ikiye bölen bir an vardır. Kendi zaman akışınıza dönüp baktığınızda, bir noktada keskin bir çizgi vardır, sizi ve hayatınızı diğerlerinden daha çok değiştiren bir olay.
"Öncesi" ve "sonrası" yaratan bir an. Belki âşık olduğunuz insanla tanıştığınız ya da hayatınızın tutkusunu anladığınız ya da ilk çocuğunuzu kucağınıza aldığınız andır. Belki muhteşem bir şeydir. Belki trajik bir şey. Ama o şey gerçekleştiği anda anılarınızı renklendirir, hayatınıza bakış açınızı değiştirir ve yaşadığınız her şey birdenbire bir "önce" ya da "sonra" etiketinin altında yer alıyormuş gibi görünür.