7/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:14
Merhaba arkadaşlar. İki Yıl Okul Tatili, yine çocukluğumuza dair Jules Verne klasikleri arasında yerini alsa da 2020 Covid dönemi sonrasını yaşayanlar için aslında sadece bir macera kitabı değil, yazarın neredeyse bunu da tahmin eder gibi kaleme aldığı eserlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç olarak ana fikrimiz çocukların hep beraber bir hayatta kalma savaşı olarak karşımıza çıkarken son yıllarda bütün insanlığın hastalık ve savaşlardan sonra hayatta kalma çabalarına baktığımızda bu kitabın etkisi şimdi çok daha farklı oluyor. Ufak bir not eklersek, batının çocuklarının rahat yaşaması için doğunun çocuklarının ölmeye devam etmeleri de bu çabaya dahil ve batının çocukları o yüzden bu çıkarıma asla dahil değiller. İki Yıl Okul Tatili kitabını incelediğimizde, bir kişinin hatası bin kişinin savaşı nasıl oluyor derseniz işte bunu söyleyerek başlayabiliriz. 1888 yılına uzandığımız bu hikaye bizlere Chairman yatılı okulundaki bir grup çocuğun Yeni Zelanda’da Auckland’da içki içmek amacıyla çıktıklarını ama sonra gemilerinin halatının koptuğunu, kaybolmasını ve bir adaya düştükten sonraki mücadelesini anlatıyor. Jules Verne için zaten mekan olarak bir ‘Ada’ verin ve ortaya nasıl ürünler sunabileceğini görün desek yeridir. Hiçbir yetişkin olmadan 15 çocuğun neler yapabileceğini göstermeye çalışması da hikaye için incelenecek ayrı bir konu olarak karşımıza çıkıyor. Burada yetişkinlere yönelik bir eleştiri mi yoksa onlara duyulan bir ihtiyaç mesajı mı verildi derseniz, bunun cevabını sadece kitabı okuyanlar bilsinler diyeceğiz. Sloughi’nin Pasifik’te fırtınaya yakalanması ve parçalanması, çocuklarının bir adaya düşmesi sonrası ise hikaye başlar. Ama şu noktaya çok hayran oldum ki, çocuklar öncelikle hayatta kalmaları gerektiğinin bilincindeler. Yani öyle önüne
İki Yıl Okul TatiliJules Verne · Alfa Yayınları · 20195,8bin okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2026 9. kitabı
(Spoiler içermez) Sinan Sürücü'nün ilk romanı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarını bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. İzmir İstanbul ve Ankara'ya ve o üç farklı zamana gidip geliyoruz. Roman kurgusal olarak bu gidiş gelişler nedeniyle okurla bağını hiç koparmiyor. Üstelik roman boyunca size bir de şarkılar eşlik ediyor. (Karakterlerin sevdiği bu sarkilardan liste de yapmayı düşündüm ben. ) Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor okudukça olayların nasıl sonlanacagina dair guclu bir tahminiz oluşuyorsa da olaylar düşümug şekilde ilerlemiyor ve kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. En önemlisi fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ
EylülA. Sinan Sürücü · Sakin Kitap · 20261 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·400 syf.··
2026 16. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:17
Violeta "Isabel Allende" Violeta,Şilili yazar Isabel Allende'nin 2022 yılında yayımlanan son romanı.Benim de yazarla büyük bir keyifle tanışmış olduğum ilk kitabı. Kurgusal otobiyografi olan bu kitap mektup biçiminde bir anlatım özelliğine sahip. Yazarın anlatım biçimini Gabriel Garcia Marquez'e çok benzeten hatta ona öykündüğü yönünde haksızca eleştirenlerin sayısı da çok.Allende'nin anlatımı Marquez ile kıyaslanamayacak kadar özgün bence. Marquez'in sembolleri daha çok kullandığını söyleyebilirim örneğin. Bu türden bir kıyaslamaya girmek bence bu iki yazara da büyük haksızlık yapmak olur. Allende'nin anlatımında mizahı ustaca kullanışı da büyük bir fark yaratıyor aralarında. Yaşamı boyunca çok çarpıcı olaylara tanıklık etmiş bir yazar olarak ;tarihi anlatmadaki işlek, akıcı, samimi, doğal, içten aktarımı ve sembolleri kullanmadaki ustalığıyla size hiç yorulmadan keyifli bir yolculuk deneyimleme imkanı sunuyor. Yazarın kendi hayatında tanıklık ettiği siyasi çalkantıların izlerine kaleminde rastlamamak imkansız. Isabel Allende, Şilili sosyalist bir siyasetçi olan Salvador Allende'nin yeğeni. Salvador Allende, Latin Amerika'da seçimle göreve gelen ilk Marksist devlet başkanıdır. Kendisinin göreve getirdiği General Augusto Pinochet'nin askeri darbesi ile yönetimden indirilmiştir. Isabel Allende 2007 yılında K Edebiyat Dergisi' ne verdiği röportajda ABD destekli bu askeri darbe için şunları söylemiştir: "Mapacho nehrinde yüzen cesetleri, askerlerin yaktıkları kitap yığınlarından yükselen ateşi, tutuklularla dolu kamyonları, başkanlık sarayının bombalanmasını korku dolu birçok görüntüyü unutmayacağım. Hala askerlerin yürüdüğü kabuslarla uyanıyorum." Yazarın deneyimlediği bu acımasız manzaraya dair pek çok iz var, sarsılarak okuyacağınız Violeta'da. Violeta, 1920
Edebiyat
VioletaIsabel Allende · Can Yayınları · 2023359 okunma
"Hadi Tina, eve dön artık..."
8/10
·150 syf.··
2026 77. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:36
"İnsan aşık olduğunu nasıl anlar ?..." “..Ben nasıl anladım söyleyeyim mi sana? Bir gün fark ettim ki her sabah gözümü açar açmaz aklıma gelen ilk şey Kaveh olmuş. Sabahları gözünü açınca birinin varlığına şükran duymak yaşam sevinci veriyormuşsa meğer..” "Allah hiç kimseleri boşuna denk düşürmez, koca dünyada iki insan rast gelip de bunca âşık olabiliyorsa birbirine, hele ki bambaşka diyarlardan iki kişi, mutlaka bir sözü vardır Rabbimin sana bana, duymasını, dinlemesini bilene..." 2020 DUYGU ASENA ROMAN ÖDÜLLÜ Irmak Zileli kaleminden Son Bakış kitabında genç bir kadının ölüme giderkenki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu ... "Anahtarı soktuğumuz deliğin bir adının da yuva olması ne tuhaf. İnsan kendi yuvasına girebilmek için anahtarını yuvaya sokup yavaşça döndürebilmeli. Benim anahtarımın yuvası öyle uzakta ki. O yüzden meğer anahtar yuvaya uymadı deda..." (Gürcü dilinde: anne) Yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Sevgilisini yitirmiş, Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş genç bir kadın göçmenin son bakışına kilitlenirken satırlarda da kadının yürekleri sızlatan iç sesini okurken belki de haklı isyanına altı çizili satırlarla küçük küçük bizden notlarla eşlik ediyoruz. "...sevdiklerine bakarken hiçbir zaman unutma küçüğüm, bu son bakışın olabilir." Zaman o son bakıştan geriye doğru akıyor bu sefer. Nefesleri tutup kurtulmasını beklerken annesine ninesine seslenişleri etkiliyor bizleri... "...Giderken bu dünyadan yaşarken ki gibi yük hissetmemeli insan kendini. Yaşarken olur anlarım da belki, ölürken hiç değilse biraz rahat
1000Kitap
Son BakışIrmak Zileli · Everest Yayınları · 2026805 okunma
Dijital Kuşatma ve Bir Uyanış Manifestosu
10/10
·448 syf.·
2026 22. kitabı
​Açıkçası bu kitap için bir değerlendirme yazıp yazmamakta çok kararsız kaldım; bunun pek çok sebebi var elbette. Ali Osman Önder'i yaklaşık 6 yıldır sosyal medyadan takip ediyorum, 'tanıyorum' desem yeridir. 2020-2023 yılları arasındaki mücadelesine ve sonrasına şahidim, Allah da şahit olsun. Hatta o dönemlerde, 'Keşke bir kitap çıkarsa' dediğimi çok iyi hatırlıyorum. Covid dönemi ​herkes bir yere sürüklenirken ve hayat durmuşken aklıma yatmayan pek çok uygulama vardı. Araştırırken karşıma yine onun hesabı çıktı ve böylesi bir dönemde benim için bulunmaz bir nimet oldu. Yaptığı mitinglere gidemesem de canlı yayınlardan takip ettim. Deccal'in Postalı'nda yazdığı şeyler bize hiç iyi şeyleri hatırlatmasa da, neleri unutmamamız gerektiğini çok iyi gösteriyor. Unutmayalım ki bu süreç hâlâ devam ediyor. ​Kitapta anlatılanlar belge belge açıklandığı halde, bazıları hâlâ 'komplocu' ithamında bulunuyor. Fakat yaşadıklarımız ne kadar gerçekse, yaşayacaklarımız da o kadar gerçektir. Maalesef uyuyanlar uyandırılamıyor. Uyanmak hepimize nasip olsun, sonumuz Allahualem... ​Bu sebepledir ki bu kitabı herkese önermeyeceğim; zaten herkes de anlamayacaktır. Anlaşılması zor olduğundan değil, anlamak isteyeni az olduğundan... Bu kitap okunmak ve fark edilmek için yazıldı. Okursanız çok şey kazanacaksınız ama aynı zamanda sisteme olan güveninizi de kaybedeceksiniz. 'Bu kadar da olmaz' dediğimiz her şeyi gördük ve görmeye devam ediyoruz. Çünkü bu eser, sadece iddialardan ibaret bir manifesto değil; önümüze serilen somut birer kanıt niteliğinde. Gözünü kapatmayanlar için her şey ortada. Zaman hızla akıyor ve dijital bir kuşatmanın tam ortasındayız. Yarın çok geç olmadan, bugün neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmek zorundayız. Peki siz, duymaya hazır olmadığınız gerçeklerle yüzleşip o
İnceleme
Deccalin PostalıAli Osman Önder · Beka Yayınları · 202442 okunma
9/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 00:00
Kitaba o kadar büyük beklentilerle başladım ki genelde büyük beklentilerin sonu hüsranla sonuçlandığı için bu kitaba haksızlık ettiğimi bile düşünüyordum. Bitirdiğimde beni yanıltmadığı için yaşadığım sevinci anlatacak kelime bulamıyorum. Bu kitabı öneren arkadaşım onu kaybetmeden hemen önce o kadar emindi ki bu kitabın ve beraberinde önerdiği birkaç kitabın bana okuma alışkanlığını yeniden kazandıracağından, ben de bir an bile tereddüt etmedim bundan. 2020 yılındaki Covid salgını ya da 6 Şubat 2023 depreminde gördüğüm, yaşadığım, en yakından şahit olduğum şeylerin yıllar öncesinde başka bir coğrafyadaki bir yazar tarafından bu kadar güzel kurgulanıp anlatılacağını tahmin edemezdim. İnsanın kaybedecek şeyi kalmadığında büründüğü kimlikten hep korkmuşumdur, hayatta kalma içgüdüsü kimileri için sürekli bir durumdur herhangi bir tetikleyici güce ihtiyaç duymazlar, en masum görünen insanların fitilinin ateşlenmesi için ise bazı felaketler yeterli olabilir. Kimin, nerede ve ne zaman, hangi şartlar altında içindeki saf kötülüğü dışarı vuracağını tahmin etmek pek mümkün değildir. Bana göre dinlerin ve inançların bile temeli buna dayanıyor. İnsanı dizginlemek, kontrol altında tutabilmek ve bir kalıba sokabilmek için oluşturulmuş bir kontrol mekanizması. İnanmasanız bile varlığına şükreder bulabilirsiniz kendinizi. Benim iyi bir insan olmaya çalışmamın sebebi; bir gün şirinleri görmeyi umduğumdan değil artık(küçükken öyleydi). Bu bir meydan okuma, azınlığın çoğunluğa verdiği savaşlara duyduğum hayranlıkla besleniyor. Hayat bir gün kaybedeceğini en baştan bildiğin savaşlara girmeyi göze alabildiğin sürece yaşanılabilir..
İnsan ve Hayat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma