Politik Konjonktür Dalgalanması İktisatçı William Nordhaus tarafından formüle edilen bu teori, bu rasyonel (politikacılar açısından rasyonel) süreci açıklar. Hükümetlerin seçim takvimine göre ekonomiye kasıtlı olarak yön vermesidir. Seçim öncesi (Genişleme Safhası): Faizler düşürülür, kredi muslukları açılır, kamu harcamaları arttırılır. Amaç işsizliği geçici olarak düşürmek, piyasayı canlandırmak ve seçmenin sandığa mutlu gitmesini sağlamaktır. Seçim sonrası (Daralma/Fatura Safhası): Seçim kazanıldıktan sonra, o aşırı likiditenin (para bolluğunun) yarattığı enflasyonu ve döviz patlamasını engellemek için acı reçete uygulanır; faizler artırılır, kemerler sıkılır. Türkiye’de 2015’ten beri (7 Haziran - 1 Kasım seçimleri, 2017 Referandumu, 2018 Genel Seçimleri, 2019 Yerel Seçimleri, 2023 Genel Seçimleri ve 2024 Yerel Seçimleri ekseninde) bu makroekonomik dalga, iktisat kitaplarına ders olacak nitelikte, kronik bir "politik-ekonomik çevrim" olarak işletilmiştir. Eğer bir ülkede paranın ve faizin seçim odaklı olarak aşağı yukarı hareket etmesinden, sürekli tekrarlanan kriz ve toparlanma süreçlerinden bahsediyorsak, bunun adı: Politik Konjonktür Döngüsüdür. Türkiye ekonomisinin temeli, büyümek için dış kaynağa (ithal ham madde ve yabancı sermaye) bağımlı bir yapıya dayanır. Sermaye girişleri azaldığında veya durduğunda ekonomi daralır, döviz yükselir ve kriz tetiklenir. Bu durum literatürde "Dur-Kalk Ekonomisi" olarak adlandırılır. Ekonomilerin dönemsel olarak büyüme ve resesyon (daralma) aşamalarından geçmesine iktisatta Konjonktür Dalgalanmaları (İş Çevrimleri) denir. Türkiye'nin yaşadığı durum, bu dalgalanmaların yapısal sorunlar nedeniyle çok daha sert ve istikrarsız bir biçimde yaşanmasıdır. Türkiye'nin 2015 sonrasındaki ekonomik süreci iktisat biliminde
Ekonomi
Elemental-Doğanın güçleri 2023 18.06.2026
Film
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
İÇİMİDEKİ CANAVARLAR...
(...) “İnsanlar sabahları köpeklerini dolaştırmaya çıkaranlar gibi” dedi beyaz saçlı adam, “içindeki canavarları gezdirmeye çıkarıyor sanki bazı mecralarda!” -Gökhan Özcan, "Herkes Kendi Algısının Esiri", yenisafak.com, 13 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları
HERKES KENDİ ALGI-İDRÂKININ ESİRİ
(...) Oysa bizim idrâkımızın büyük ölçüde yalnızca bizim gerçeğimiz olduğu bilgisini hatırımızda tutabilsek, başkalarının bu gerçeği bizim kadar kolaylıkla sahiplenemeyeceğini rahatlıkla anlayabileceğiz. Burası meselenin kritik noktası aslında... Bu bilgiyi hatırda tuttuğumuzda, başkalarının kendi dünyalarından bulup çıkardıkları "gerçek"leri olduğunu kabullenmiş olacağız. Ve bu kabullenme, kendimizi başkalarının yerine koyabilme kabiliyetine sahip olduğumuz anlamına gelecek. Bugün dillerden düşmeyen tabirle "empati" denen durum yâni... Daha derinlikli bir ifadeyle söylersek; algımızı kendi sınırlarımızın ve gerçekliğimizin ötesine taşıyarak, yeryüzünde bizimle birlikte yaşayan başka insanların "gerçek"lerinden de nasiplenmemiz, yani zihnî ve hissî anlamda genişlememiz, derinleşmemiz, hayatımızı başka hayatların birikimleriyle de besler hâle gelmemiz demek olacaktır bu. Katılıklarımızı, inat ve ihtiraslarımızı törpüleyecek, bizi daha anlayışlı ve insaflı kılacak, bize kendi çapımızda bilgelik katacak çok değerli bir kazanım olsa gerek bu. Bunu bir çoğumuz yapabilsek; ortada her fırsatta kavgaya tutuşmak için pek bir sebep de kalmayacak. Ve dünya, muhtemel ki çok daha yaşanabilir bir yer olacak. -Gökhan Özcan, "Herkes Kendi Algısının Esiri", yenisafak.com, 13 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları
HERKESİN HAKİKATİ KENDİNE...
(...) Bugün hemen her sosyal alanda, buna sanal olanlar da dahil, kendi gerçekliğine çekemediği herkese sinirlenen, atarlanan, bu farklılığı kabullenemeyen insanlar görüyoruz. Aslında hepimiz az ya da çok böyleyiz. Bu gerilimli tablo, yine birçoğumuzun altını çizdiği meselenin çok farkında olmadığımızı ya da üstünde durmadığımızı gösteriyor. Çoğumuz ısrarla, inatla, ihtirasla bir diğerine, diğerlerine kendi gerçekliğimizi giydirmek istiyoruz. Onun farklı beden ölçüleri olduğunu dikkate almadan; yâni "gerçek" dediğimiz şeye kendi tabiatı, kapasitesi, hissiyatı ve kabiliyeti ile bakmakta olduğunu, bizim gördüğümüzü bizim gibi görmediğini, göremeyeceğini, dolayısıyla onun böyle bir "gerçek"i olmadığını hiç hesaba katmadan... Dolayısıyla kendimize yakıştırdığımız elbise başka birine uymadığında, dar ya da bol geldiğinde, üstünde iğreti durduğunda, kendimize yakışır bulduğumuz şeyler başkalarına bizim gibi yakışmadığında isyan ediyor, hatta çoğu zaman kontrolü ve insafı kaybediyoruz. -Gökhan Özcan, "Herkes Kendi Algısının Esiri", yenisafak.com, 13 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları