Donald Trump’ın özellikle ikinci kez Beyaz Saray’a dönmesinin ardından servetinde yaşanan muazzam artış, ekonomi ve finans dünyasında en çok konuşulan konulardan biri. Forbes ve Bloomberg gibi kurumların güncel analizleri, servetindeki net artışı yaklaşık 3 milyar dolar olarak hesaplıyor. Forbes verilerine göre Trump’ın net serveti 2024 yılında 3.9 - 4.3 milyar dolar bandındayken, 2025 ve 2026 yılı güncel raporlarında bu rakam 7.3 milyar dolara kadar tırmandı. Bu durum, Amerikan siyasi tarihinde bir başkanın görevdeyken elde ettiği en büyük finansal büyüme olarak kayıtlara geçti. Trump ilk başkanlık döneminde kripto paralara şüpheyle yaklaşsa da, ikinci dönemi öncesinde ve sonrasında bu sektörü tamamen kucakladı. Kendi ve oğullarının başlattığı World Liberty Financial adlı merkeziyetsiz finans projesi ve adıyla çıkan dijital varlıklar, Beyaz Saray'a dönüşünün yarattığı rüzgarla milyarlarca dolarlık hacme ulaştı. Trump'ın yönetiminin kripto piyasasını regüle etme ve önünü açma yönündeki resmi politikaları, doğrudan kendi dijital varlıklarının da değerini katladı. Forbes'a göre son dönemdeki servet artışının neredeyse üçte ikisi tamamen bu kripto hamlelerinden geldi. İlk döneminde durgunluk yaşayan Trump markalı gayrimenkul ve lisanslama işleri, yeniden başkan seçilmesiyle birlikte uluslararası arenada adeta doping aldı. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Hindistan ve Vietnam gibi ülkelerdeki dev lüks konut ve golf tesisi projelerine "Trump" isminin verilmesini içeren yeni lisans anlaşmaları imzalandı. Sadece bu uluslararası isim hakkı sözleşmeleri, şirketin kapitalizasyon değerini yüzlerce milyon dolar yukarı taşıdı. Ayrıca ABD içindeki otel ve golf resort zincirlerinin gelirleri de %30'a yakın artış gösterdi. Trump’ın finansal tablosunun bu
Sosyoloji
Yoğun emek verdiği şeylerin küçük de olsa bir karşılığı olduğunu görmek insanı mutlu hissettiriyor. Yaptıklarımın dünyaya ne gibi bir katkısı olur bilmiyorum. Hayalim çığır açan bir çalışma üretmek olsa da bir yerden başlamak gerek. Büyük hayallere ulaşmak için önce küçük adımlara alışmak lazım sanırım. Bilmiyorum belki de çok küçük bir adım değildir. Pazarlama işinde hiç iyi değilim. Gösteriş ve reklam işini beceremiyorum... Yayımlanan makalelerime göz atmak isterseniz linklerini bırakıyorum: doi.org/10.1016/j.jallc... doi.org/10.1016/j.jece.... doi.org/10.1002/celc.70255
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
29/8/2024
"Ölürsem kefenimi sen al" dedi. Bırak kefeni, cenazesine bile yetişemedim. Yanına vardığımda artık sadece soğuk toprağıyla karşılaştım.Ölüm varmış meğer insanın en sevdiğinin ardından susup kalmasında. Ne bir vedaya sığdı içimde kalanlar, ne de bir mezar taşı taşıyabildi özlemimi.Şimdi bana soruyorlar, Nasılsın Diye ? Ben, her gece aynı cümlede boğulan, her sabah aynı eksiklikle uyanan biriyim.Bendeki derin acıyı nasıl anlatayım? Bir sesin bir daha duyulmayacağını bilmek gibi... Bir kapının hiç açılmayacağını beklemek gibi... Herkesin devam ettiği bir hayatta, zamanın bende durup kalması gibi.Kefenini alamadım, Ama yokluğunu ömrüm boyunca sırtımda taşıyacağım.
Erkeklerin vazgeçmeyip yıllarca bir kadına istek atmasını veya ulaşmaya çalışmasına arkadaşı veya eski sevgilisi bile olsa kadının bazı kadınlar kendine aşık sanıyor. Aptal kerizler! Aşk değil, ego tatmini ve yalnızlık duyguları onlarınki. Seven ve saygı duyan insan en fazla birkaç kez dener ve sonra edebiyle rahatsız etmeden gider. Aylardır bana kaç tane eski erkek ulaşmaya çalıştı. 4 oldu. 4. eski sevgili. 5. eski sevgili. 2 tane de 2023-2024 yılından kalma sözde bana aşık olmuş ama saygısızlık etmiş iki erkek eski kanka. Dün yine biri istek attı. 2-3 yıl geçiyor. Unutmuyorlar. Adamlarda öyle bir ego zedelemesi demek ki bıraktım ki takıntı ettiler. Gerizekalı tipler işte. Ergenlik olmasın diye engel atmak istememiştim. Artık atacağım. Çare yok. Saplantılı bunlar. LinkedIn'den hesabımı bulup yazanı vardı. E-postamı bulup yazanı vardı. Numaramı arkadaşımdan alanı, arkadaşıma ve kardeşime istek atanı... Son çare telefon numaramı bile değiştirdim ama bir mallığım sonucu onu da birine kaptırdım. Her ay en az bir mesaj whatsapptan yazıyor. Bir hesabına engel atsan başka hesabı var. Çok erkek tanımakta iyi değilmiş. Bu da benim mallığım.
1000Kitap
BEN ÇOK İYİ GİDERİM
Ben çok iyi giderim biliyormusun Sessiz sedasız İyi giderim velhasılı kelam Acıtmak istemesemde... manasız İstemesemde acınmak hilafsız Acır... Acı olur benim gitmelerim. İki damla göz yaşı hüküm giyer önce asılı kalırlar göz pınarlarıma Hafif hafif sallanırlar düşmemek için, Kırarmış sakallarıma Dar ağacı misali insafsız Hafiften de olsa anlamsız Islak olur benim gitmelerim Her bahane canımı acıtsada Her gitme biraz yarım kalır Yarım gitse... yarım kalır Dönmek dişlisi olsada dönük Kelimeler yırtık sökük Kırık olur benim gitmelerim Kaç kırık kalp ve ıslak kirpikler bıraktım ardımda Kaç söylenmemiş söz yutulup kalmış Harabeden farksız darmadağın yatağında Utangaç gözler... Kapağını kaldıramamış Elvedalar hedefini bulamamış Buruk olur benim gitmelerim
Şiir
Bu kitap sektöründe tekelleşme değilse ne?
Kitap eleştirisi yaptı diye birini linçlemek nasıl bir kafa abi kanım= dondu İnceleme de yapmayalım biz öyleyse nasılsa yazarların hoşuna gitmeyen durumlar olabilir 🫂 sevgiler kalpler havada uçuşsun dimi 😛😛 💞💗🥹💗 çünkü biz hepimiz aynı şeyleri sevip beğeniyoruz her zaman? Biz yeri geliyor Zweig bile eleştiriyoruz ya. Benim en sevdiğim kitap Satranç arkadaşlar. En sevmediğim kitap da Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. İki yüzlü ve iğrenç bir yaratık mıyım ben yazara ihanet ettim diye? Ayrıca Satranç’a yapılan bir eleştiri de benim kişiliğime yapılmış bir eleştiri falan da değil. Benim yüzüme karşı “Aybüke, Satranç nasıl en sevdiğin kitap olabilir? O kadar iyi bir kitap değil.” de dendi. Bireysel bana söylenmiş olmasına rağmen onu da kişisel almadım çünkü hepimiz aynı verimi aynı tadı almıyoruz kitaplardan. Arkadaşlar ben mantardan nefret ederim, kokusuna bile tahammül edemem. Benim için berbat bir yemektir. Ama bayılan bir sürü insan var ve benim mantarı sevmemem onlara kişisel bir hakaret değil😭 Arkadaşlar tuttuğumuz takımlar, desteklediğimiz ideolojiler, beğendiğimiz yazarlar, izlediğimiz film türleri, okuduğumuz kitap türleri bile farklı farklıyken, herkes bir içerikten farklı şeyler alıyorken herkesin nasıl her şeyi beğenmesini ve aynı şekilde eleştiri yapmasını bekleyebiliriz ki? Bu at gözlüğü takmak değilse ne? Geliştirmek için eleştiri yapan birisini baltalamaktaki amaç ne? Ayrıca bu tekelleşme çabasını eleştirip de tekelleşmenin figüranı olunması da komik görünüyor. kapitalizmi (kapitalizmi size anlatmayacağım, tekelleşmenin ve kapitalizmin ne olduğunu biliyorsanız ne dediğimi anlarsınız) eleştirip kitap sektöründe, kendilerine gelen eleştiriye tabiri caizse inovasyonu durdurmayı amaçlayarak, linç tayfaya bir kişiyi sunmak zerre mantıklı değil. (cellat36 vibeı
1000Kitap