10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Şiraze Dergisi / Sayı 35. Mayıs - Haziran 2026. İki Aylık Kitap Kültürü Dergisi. Kastamonu Sanat Evi adına çıkarılan derginin Yazı İşleri Müdürlüğünü İhsan Sert, Editörlüğünü Sedat Sert, Genel Yayın Yönetmenliğini Kudret Ayşe Yılmaz yapmaktadır. Derginin bu sayısının teması " Kitapların İyileştirici Gücü'dür." Yine derginin içinde yer alan bir bölüm olan, dosya soruşturması için pek çok yazar ve şaire, " okumanın insan ruhundaki derin travmaları ve toplumsal yaraları iyileştirdiğine/ iyileştireceğini İnanılır. Sizce kitapların böyle güçlü tesirleri var mıdır? sorusu sorularak, alınan cevaplarla okuyucu farklı bakış açılarını yönlendirilmektedir. Dergi bir kitap tanıtım dergisi olmasına rağmen, kendi ekolünü oluşturmuş kitap tanıtımı yanı sıra belirlediği gündemle basın yayın dünyasında yerini almaktadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Şiraze Dergisi - Sayı 35 (Mayıs-Haziran 2026)Şiraze Dergisi · Şiraze Dergisi Yayınları · 20261 okunma
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 130. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Şebnem Ekşib kaleminden Sayıların ve Renklerin Sırlı Dili kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 176 sayfalık bir kitap •Yaşadığımız tüm bu mücadele, o bitmek bilmeyen hayat koşturması aslında tek bir ana kapıya ulaşmak için. Yani kendimize ve içimizde saklı olan o büyük, kudretli varlığa, özümüze dönmek için. İşte bu kitap, tam olarak o kapıyı aralayacak anahtarları; yani bize unutturulan, Doğu’nun derinliklerinde gizlenmiş kadim öğretileri önümüze seriyor. •Evren muazzam bir matematiksel planla örülmüştür. Mesela kutsal geometrinin en temel sembollerinden biri olan Yaşam Çiçeğinin ardındaki 19 kodunu veya inanç sistemlerindeki duaların, Esma-ül Hüsna’ların (99) ve Doğu öğretilerindeki mantraların (108) ardındaki o sayısal mühürleri okurken şaşkınlığımı gizleyemedim. Sözler veya kelimeler birer mühürse, o mührün basıldığı yer sayılarmış; bu ilahi akışa yolu aslında sayılar gösteriyormuş. •Renklerin hayatımıza, psikolojimize nasıl yön verdiğini fiziksel ve enerjisel boyutlarıyla öğreniyoruz. Kırmızı, turuncu, sarı gibi sıcak renklerin titreşimi yüksek olduğu için fiziksel dünyada bizi nasıl hıza, harekete ve çabuk ol duygusuna ittiğini görüyoruz. Öte yandan mor, indigo ve mavi gibi frekansı yüksek ama titreşimi düşük soğuk renklerin o ağır, asil etkisini inceliyoruz. •İsim ve soyisim analizi kısmında özellikle biz kadınlar için evlilikle soyadımız değişse bile, ruhumuzun bu dünyaya getirdiği o ana kök kodun, atalarımızdan devraldığımız enerjinin asla silinmediğini öğrendim. Sonradan aldığımız soyadı üzerimizde sadece ikincil bir katman oluşturuyormuş; bu yüzden kader ve karakter hesaplamalarında her zaman ama her zaman ilk öncelik bekarlık soyadımızdaymış. •Doğum tarihinizden isminizdeki harflere, gardırobunuzda elinizin
Sayıların ve Renklerin Sırlı DiliŞebnem Ekşib · Ceres Yayınları · 077 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·372 syf.··
Beğendi
·
2026 129. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:48
Herkese Merhaba Bugün sizlere Lynda Rutledge kaleminden Zürafalarla Batıya Doğru kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 372 sayfalık bir kitap Hikaye, 1938’de Amerika’da gerçekten yaşanmış bir olaydan ilham alıyor. •Hikayenin kalbinde 17 yaşında, hayatta tutunacak hiçbir şeyi kalmamış sıska bir çocuk var: Woodrow Wilson Nickel, yani Woody. Ailesini o dönemin lanetli toz fırtınalarında kaybetmiş. Köksüz, öfkeli, her gece kabuslarla uyanan bir tip. New York limanında üstü başı kan içinde, donmak üzereyken gözünü bir açıyor; karşısında devasa bir kasırgadan mucize eseri sağ çıkmış iki tane Afrika zürafası! •Bu iki tonluk Oğlan ve Kız isimli zürafaların New York’tan San Diego Hayvanat Bahçesi’ne götürülmesi gerek. Başlarında da huysuz ama dünya tatlısı bir hayvan bakıcısı, Charlie Riley (biz ona İhtiyar diyoruz). Woody bir şekilde bu yolculuğa dahil oluyor ve Amerika’yı bir uçtan diğer uca geçecekleri o efsanevi 12 gün başlıyor. •Arkalarından gelen o çilli, kızıl saçlı fotoğrafçı kızla birlikte zürafaların peşinde yol alırken, İnansam da inanmasam da Tanrı’nın bana da biraz yüzünü dönmesinin vakti gelmişti artık diyor. Kendini o kadar değersiz hissediyor ki, Kaliforniya’ya ulaşırlarsa hayatının kurtulacağına inanıyor. •Birbirinden tamamen farklı üç insan, geçmişi sırlarla dolu İhtiyar, erkek egemen dünyaya kafa tutan fotoğrafçı Kızıl ve kimsesiz Woody. Ortak hayalleri: Vadedilmiş topraklara, Kaliforniya’ya sağ salim varmak. •Ama yolculuk bitince her şey bitmiyor işte. Arada koca bir II. Dünya Savaşı geçiyor, Pearl Harbor bombalanıyor. Woody gençliğini cephelerde bırakıp yirmi beş yaşında geri döndüğünde bile, okyanusun ortasındaki fırtınalı bir askeri gemide tek sığınağı yine o zürafaların sakinleştirici hatırası oluyor. •Hem bir büyüme hikayesi, hem
Zürafalarla Batıya DoğruLynda Rutledge · The Kitap · 202684 okunma
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
Herkese Merhaba Bugün sizlere Murat Uyurkulak kaleminden Tol kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 328 sayfalık bir kitap •Her şey İstanbul’dan Diyarbakır’a doğru yol alan bir tren kompartımanında geçiyor. Trende iki adam var. Biri, yayınevinde musahhih olarak çalışan, hayata dair hiçbir rotası, kalıbı kalmamış olan Yusuf. Yusuf dünyayı sol gözündeki bir kusur yüzünden iki parçalı görüyor ve daha çocukken askeri darbenin gölgesinde büyümüş. Annesini erkenden kaybetmiş, babasını ise hiç tanımamış. Diğeri ise trende ona eşlik eden, alkolik ama bilge bir Şair. Şair yolculuk boyunca Yusuf'a öyle küçük hikayeler anlatıyor ki, Yusuf o öykülerin satır aralarında kendi babasının devrimci geçmişini ve babadan oğula devreden o öfkeli laneti keşfetmeye başlıyor. •Ülkenin yakın tarihi ve sarsıcı bir intikam öyküsüyle yenilmiş, hayal kırıklığına uğramış, tutunamamış, hırpalanmış ve eleştiriye açık insanların acıyla ve ölümle baş etme çabasını okuyoruz. •Yazarın kalemiyle tanışma kitabım. Dili fazlasıyla sert, bol argolu. Zaman ve mekan geçişleri hızlı. Tol Kürtçede intikam demekmiş. Kitabı T, O ve L harflerinden oluşan üç bölümde okuyoruz. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
TolMurat Uyurkulak · İnkılap Yayınevi · 20172,470 okunma
8/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 00:40
Her anlamda zor bir kitaptı. Hem konu olarak ağır hem de yazarın seçmiş olduğu anlatım tarzından dolayı bayağı zorlanmalar yaşadım. Şahsen hangi cümlenin kime ait olduğunu anlamak için birden fazla kez okuduğum diyaloglar oldu. Eğer yoğun anlatımları, uzun cümleleri ve kapalı yazım tarzlarını seviyorsanız bu kitap sizi etkileyebilir. Ama benim gibi daha akıcı ve diyalog ağırlıklı romanları tercih ediyorsanız sabır isteyen bir okuma deneyimi yaşayacaksınız, şimdiden uyarayım. Roman, sıradan bir ailenin otoriterleşen bir ülkede özgürlüğünü adım adım kaybedişini konu ediyor. Bir kadının yaşadığı zorlukları ve ikilemleri görüyoruz. Ve bu baskının insan hayatını nasıl zorlaştırdığını aslında çok da yadırgamadan okuyoruz, çünkü biz bu durumlara çok aşinayız. Kitabı sevmedim diyemeyeceğim ama yazarın üslubuyla ben barışamadım. Geri kalan her şey güzeldi.
2026 Okuma Raporları
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,945 okunma
5/10
·432 syf.··
2026 27. kitabı
Resmen ite kaka verdim bu yıldızı.. Hatta kitabın ilk bölümlerini okurken bu anlatım şekliyle devam ederse ben 1-2 yıldız ancak veririm diye okudum kitabı.. Dönemine göre kurgu farklı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir ama 2026 yılında okununca bu ne ya dedirtti bana :( Okuduğum eski baskılarından biriydi, umarım elden geçirilmiştir tekrar basılırken. Çünkü bendeki hali off yazım hatalarıyla beni çileden çıkarttı. Hiç mi bir editör okumadı bunu Allah aşkına! Yazar bunu yazdı siz de yayınevi olarak wattpad versiyonunu kopyala yapıştır yapıp bastınız mı ne yaptınız? de, da ayrımını falan unutun zaten ama bazı yerlerde cümlenin öznesinin 1.tekil ile başlayıp yüklemin 3.tekil şahsa göre bittiğini düşünün falan.. Bir de sürekli direkt kelimesi yerine direk yazmışlar. Tam bir felaketti.. Gelelim kurguya.. Farklı bir şeyler yapılmak istendiği çok belli.. Aslında sevdim de ama ilk bölümlerdeki o anlatım neydi öyle.. Aşkın zaten yeterince itici bir karakterken Ateş de bu kadar uçlarda mı yazılmış olmalıydı bilmiyorum. Bana tutunacak pek bir dal bırakmamış sağ olsun. Yine de Aşkın'ın yanında melek gibi kalıyor adam.. Kurgu wattpad anladım ama kitap o kadar argo, küfür ve +18 sahne içeriyor ki bu kadar küçük yaştaki bir kitle nasıl okuyabildi anlayamıyorum. Ah bir de o "hidrolik asit" sahnesi neydi!!! Hiç mi araştırılmadan yazıldı bu kitap.. Bir kimyager olarak gözlerim kanadı okurken.. Hayatımda böyle bir asit türü duymamıştım. Breaking Bad izleyenler bilir, orda delilleri yok etmek için hidroflorik asit kullanılıyordu. Sanırım yazar da bu sahneden esinlenmiş. Keşke hangi asit olduğunu öğrenseydi de yeni bir asit türü yaratmasaydı. Bu arada kitap bilimkurgu tarzında öğeler de içeriyor. Ateş'in adasında geçen bölümler bana direkt Johnny Depp'in oynadığı "Transcendence" filmini
Ateşpare 1Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20224,436 okunma