Puan vermedi·188 syf.·
2026 15. kitabı
Stanisław Lem, benim için sadece bilimkurgu edebiyatının dehalarından biri değil; distopyayı ve ütopyayı mizahi bir dille harmanlarken, teknolojinin insan doğası üzerindeki yıkıcı etkilerine kafa yoran gerçek bir filozoftur. Onun kaleme aldığı ve bugün bile geçerliliğini koruyan başyapıtı Gelecekbilim Kongresi, beni tam anlamıyla gerçekliğin teknolojik araçlarla nasıl manipüle edildiği üzerine derin bir sorgulamaya itti. Kitapta beni en çok sarsan durum, insanların acı çekmemek adına yanılsamaları gerçeğe tercih etmesi oldu. İlaçların ve kimyasalların etkisi altında yaşayan bir toplum düşünün; özgür iradeden ve samimi duygulardan tamamen mahrum bırakılmışlar. Herkes zorunlu olarak mutlu, herkes "iyilik halini" sağlıklı bir durum sanıyor. Lem’in bu gelecekte kurduğu dünya öylesine değişmiş ki, yeni kavramları anlatabilmek için kelimeler kaynaşmış, bambaşka sözcükler ortaya çıkmış. Yazarın bu dilbilimsel dehası, kurduğu dünyanın yabancılığını hissetmemiz için muazzam bir zemin hazırlıyor. Hikayeyi asıl ikiye bölen nokta ise 2039 yılından öncesi ve sonrası. Başkahramanımız Ijon Tichy, bu zaman kırılmasının ve kaosun ortasında kalıyor. Tichy'nin halüsinasyonlar arasında gerçeği bulma çabası, aslında günümüz modern insanının bilgi kirliliği ve bitmek bilmeyen manipülasyonlar karşısındaki çaresizliğini temsil ediyor. Lem bize onlarca yıl öncesinden şu net uyarıyı yapıyor: Teknoloji bizi özgürleştirmek yerine; bizi duymak ve görmek istediklerimize hapsederek en nihayetinde zihinsel bir kafese dönüştürebilir. Öyle kolay işlenecek bir konu olmamasına rağmen, Lem'in bu yapıtının sinema dünyasına nasıl ilham olduğunu incelediğimde taşlar yerine çok daha iyi oturdu. Gerçeğe Çağrı (Total Recall) ve Vanilla Sky gibi filmler bu kaygan gerçeklik zemininden fazlasıyla beslense de, en
Gelecekbilim KongresiStanislaw Lem · Alfa Yayınları · 2020318 okunma
10/10
·250 syf.··
Beğendi
·
2025 336. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:00
"2061 BÜYÜK NUH TUFANI" "Her uykunun bir zamanı ve her uyanışın bir vakti vardır Abay. Evrendeki tüm varlıkların, yıldızların, gezegenlerin hatta galaksilerin kendi zaman döngülerinde enerjilerinin tamamlandığı ya da başladığı bir frekans vakti vardır. Bu frekans dilimleri birçok şeye gebedir. Buna var olmak, yok olmak, yeniden başlamak, yeni düzen kurmak da dahil." Dünyanın tarihi yeniden mi yazılıyor? Bildiğimizi sandığımız geçmiş, aslında geleceğe açılan bir kapı olabilir mi? 2061’de gerçekleşen "Büyük Nuh Tufanı", insanlık tarihini yeniden başlatan bir dönüm noktası mıydı, yoksa kıyametin ta kendisi miydi? Eser, 2061 yılında gerçekleşen büyük bir tufan olayını merkezine alıyor. Ancak bu tufan sadece fiziksel bir felaket değil, insanlığın tarihini, inançlarını, bilimsel kabullerini ve toplumsal yapısını alt üst eden bir kırılma anı. Kitapta sıkça vurgulanan fikirlerden biri şu: Bazı sonlar, aslında büyük başlangıçların habercisidir. Son yıllarda tarih, bilim, mitoloji ve ezoterizmin iç içe geçtiği romanlara ilgi giderek artıyor. Ancak bu kitap, alışılmışın çok ötesinde… Zülkarneyn’in Kalkanı’ndan Kailash Dağı’nın içinde saklanan sırlara, Ayasofya’dan Stonehenge’e, Göbeklitepe’den Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine uzanan bir yolculukla; sadece dünyayı değil, insanın kendisini de sorgulatan bir anlatı sunuyor bizlere. Aya, Larin, Cem, Miran ve Profesör Paul ile birlikte tarih ve medeniyetlerin gizli sayfalarını aralarken, aynı zamanda geçmişle geleceğin kesişim noktasında büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz. Başkarakterimiz Aya, doğuştan gelen bir işaretle zaten sıradan biri olmadığını belli ediyor. Küçüklüğünden beri boynunda taşıdığı bu işaret, onun bir “seçilmiş” olduğunun sembolü. Arkeolojiye, tarihe ve antik medeniyetlere olan tutkusu, onu yalnızca akademik
Edebiyat
2061 Büyük Nuh TufanıAslı Kamaz · Tilki Kitap · 202315 okunma
Reklam
7/10
·312 syf.··
2025 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2025 10:22
Deneme, deneme . Bir, iki, üç. Kitaptan bahsetmeye kitabın giriş cümlesiyle başlamak istedim, keza son aslında başlangıç; başlangıçsa son bu kitapta :) Şimdi ne demek bu? 47.bölüm 314. sayfayı okuyarak başlıyorsun kitaba, tamamen son kısım olan yerden ama aslında da kitap için başlangıç olan yerden. 2039 sayılı uçakta olanların hikayesini anlatıyor Tender Branson, kendisi Creedish mezhebine bağlı, hayatını kiliseye bağışlayacağı parayı kazanmak adına bir evin aşçısı, bahçıvanı, uşağı, temizlikçisi olarak geçirirken mezhebinin kurallarını yeri geldiğinde de yapmakla yükümlüdür: int*har etmek. Arka kapakta konusu biraz daha detaylı veriliyor ama ben incelememe geçiyorum hemen: Cins*llik, int*har, popüler kültürün dayattıkları, ekran yüzlerinin asıl yüzü, toplumun gidişatı (bu liste çok uzun noktayı koyuyorum) vb birçok konuyu barındırıyor kitap, konusu bana göre oldukça özgün çünkü metaforun dibi var kitap boyunca Tender* sayesinde. (Tabi yeraltı edebiyatı okumalarım çok az olduğu için belki yaygındır ama benim açımdan yineliyorum, gayet özgün:) Okumaya başladığımda ne bu, iğrenç, ne gereksiz ayrıntılar (ıstakoz nasıl yenir gibi konular) diye biraz itekleyerek başladım ama sonrasında ne olucak acaba sonrasında diyerek bıraktım. Gel gör ki bırak-başla yaptığım her gün şöyleydi benim için: of ne bu yine şimdi?, 15 sayfa okuyunca da bakıyordum ki sayfalar aslında ne çabuk ilerlemiş hatta 50+ sayfa bitmiş, çok tuhaf bir okuma deneyimi olmuş genele bakınca. Ortalamanın üstünde benim için kitap sevme anlamında. Bu sebeple önerimdir, kolay bir okuma asla değil ama tartışması uçtan uca çekiştirmesi çok keyifli olurdu ortak okuma yapmanı öneririm. İyi okumalar -.-
Gösteri PeygamberiChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 20206,8bin okunma
Belki de bazen bir kitabı yarım bırakmak, kendine doğru bir adım atmaktır. Çünkü her bitmemiş hikâye, aslında içimizde başka bir kapıyı açar. Reenkarnasyon fikri her ne kadar büyüleyici olsa da, kalpten değil, kaderden yazılmış bir aşk…gibiydi… bu kitapta, “aşk” kelimesinin geçtiği her yerde duygunun da olacağına dair inancımı sorgulattı bana. Aslında “1745, 1854, 2019. 2039” zamanları arası geçiş ve tekrar eden hayatlar fikri çok orijinaldi ama ben karakterlerle güçlü bir bağ kurmakta zorlandım. Bu türde yazılmış kitaplara çok açığım aslında fakat bu hikâye benim için yeterince derin değildi. Her kitap herkese aynı duyguları hissettirmez ama öyle değil mi? Kısacası yazarın anlatım tarzı ve akışı bana pek hitap etmedi. Üzgünüm
Bir Sonraki HayatımızLauren James · Yabancı Yayınları · 2016564 okunma
Bir Sonraki Hayatımız kitap yorumu
Puan vermedi·351 syf.··
2025 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 17:36
Merhaba, yeni bir kitap yeni bir macera ile karşınızdayım. Lauren James'in yazdığı "Bir Sonraki Hayatımız" zaman ve mekanı aşan bir aşk hikayesini konu alan bilim kurgu ve romantizm türünde bir genç yetişkin romanı. Baş kahramanlarımız Katherine ve Matthew, farklı dönemlerde ve hayatlarda tekrar tekrar doğup birbirlerine aşık olan iki çift. Geçmiş yaşamları arasındaki gizemli bağları çözmeye çalışırken her seferinde dünyayı kurtaracaklarına inanırken kitabın sonunda her şey çok farklı ve büyük bir sürpriz mevcuttur. 1745, 1854 ve 2039 yıllarında geçiyor. Her bölümde üç yıla ait kısımlar mevcut fakat bence her yılı tek tek sonuna kadar ayrı ayrı okunmalı diye düşünüyorum. Bende biraz sonlara doğru karışıklığa sebep oldu. İki serili bir kitap ama ikinci kitabı olan Son Başlangıç kitabını okur muyum bilmiyorum. Çünkü pek bana hitap eden bir eser değildi. Ama bu tarz kitap severle için bence harika bir öneri olabilir, tavsiye ederim. Yazar bu eserini lise yıllarında yazmaya başlamış. Ayrıca yeni yazarların romanlarına verilen Branford Boase Ödülü'ne aday gösterilmiş.
Duygu ve Düşünce
Bir Sonraki HayatımızLauren James · Yabancı Yayınları · 2016564 okunma
Puan vermedi·188 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2025 13:43
Distopyaları, içimi ürperttiği için çok sevmem aslında ama olabilecekler o kadar güzel (anlatım güzel anlatılanlar değil) anlatılıyor ki insan hayran kalıyor bazılarına. İşte Stanislaw Lem'in "Gelecekbilim Kongresi" de bunlardan bir tanesi. Kötü yönde değişime uğrayan talihsiz gezegenimiz (Dünya) ile ilgili çeşitli teoriler ve öngörüler içeren bir roman. Lem, bunları mizah dolu bir yergi ile anlatıyor. Okurken insanın tüyleri ürperiyor gerçekten. George Orwell'in "1984"ü, Aldous Huxley'in "Cesur Yeni Dünya"sı, Jose Saramago'nun "Körlük"ü gibi etkili bir distopik roman. Lem, diğerlerinden farklı olarak ilk başta kendimizi bir ütopyanın içinde olduğumuza inandırıp sonrasında ters köşe yapıyor. Ijon Tichy'nin gelecekbilim kongresini izlemeye gitmesiyle başlar maceramız. Kongrede olanlar ve sonrası Ijon kendini 2039 yılında bulur ve işte olaylar tam da burada dallanıp budaklanmaya başlar. İlk başta cennete düştüğünü sanan Ijon sonrasına cehennemi yaşar. Hatta o bile bu yaşananların yanında iyi olabilir diye düşünür. Çünkü gördükleri ve yaşadıkları gerçek mi değil mi onu bile anlayamamaktadır. Gerçek hangisidir ve en önemlisi de gerçekleri öğrenmek Ijon'a iyi mi yoksa acı bir deneyim mi yaşatacak? Bilimkurgu, distopya ve yergi sanatının bir harmanı olan bu müthiş romanı okumanızı kesinlikle ve şiddetle tavsiye ediyorum. Gerçekler gerçekten de gerçek midir??? Keyifli Okumalar!
Gelecekbilim KongresiStanislaw Lem · Alfa Yayınları · 2020318 okunma
Reklam
Reklam