"2061 BÜYÜK NUH TUFANI"
"Her uykunun bir zamanı ve her uyanışın bir vakti vardır Abay. Evrendeki tüm varlıkların, yıldızların, gezegenlerin hatta galaksilerin kendi zaman döngülerinde enerjilerinin tamamlandığı ya da başladığı bir frekans vakti vardır. Bu frekans dilimleri birçok şeye gebedir. Buna var olmak, yok olmak, yeniden başlamak, yeni düzen kurmak da dahil."
Dünyanın tarihi yeniden mi yazılıyor?
Bildiğimizi sandığımız geçmiş, aslında geleceğe açılan bir kapı olabilir mi?
2061’de gerçekleşen "Büyük Nuh Tufanı", insanlık tarihini yeniden başlatan bir dönüm noktası mıydı, yoksa kıyametin ta kendisi miydi?
Eser, 2061 yılında gerçekleşen büyük bir tufan olayını merkezine alıyor.
Ancak bu tufan sadece fiziksel bir felaket değil, insanlığın tarihini, inançlarını, bilimsel kabullerini ve toplumsal yapısını alt üst eden bir kırılma anı. Kitapta sıkça vurgulanan fikirlerden biri şu: Bazı sonlar, aslında büyük başlangıçların habercisidir.
Son yıllarda tarih, bilim, mitoloji ve ezoterizmin iç içe geçtiği romanlara ilgi giderek artıyor. Ancak bu kitap, alışılmışın çok ötesinde… Zülkarneyn’in Kalkanı’ndan Kailash Dağı’nın içinde saklanan sırlara, Ayasofya’dan Stonehenge’e, Göbeklitepe’den Kapadokya’nın yeraltı şehirlerine uzanan bir yolculukla; sadece dünyayı değil, insanın kendisini de sorgulatan bir anlatı sunuyor bizlere.
Aya, Larin, Cem, Miran ve Profesör Paul ile birlikte tarih ve medeniyetlerin gizli sayfalarını aralarken, aynı zamanda geçmişle geleceğin kesişim noktasında büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz.
Başkarakterimiz Aya, doğuştan gelen bir işaretle zaten sıradan biri olmadığını belli ediyor. Küçüklüğünden beri boynunda taşıdığı bu işaret, onun bir “seçilmiş” olduğunun sembolü. Arkeolojiye, tarihe ve antik medeniyetlere olan tutkusu, onu yalnızca akademik