Kızıl Veba
9/10
·72 syf.··
2026 12. kitabı
Jack London’ın kaleminden çıkan ama sanki bugünün kaygılarını 1912 yılından fısıldayan, ürkütücü derecede vizyoner bir eser. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, medeniyet dediğimiz o devasa yapının aslında ne kadar ince bir buz tabakası üzerinde durduğuydu. Hikayenin merkezinde, 2073 yılında vahşileşmiş torunlarına 60 yıl önceki kıyameti anlatmaya çalışan eski bir edebiyat profesörü olan James Howard Smith var. Beni en çok etkileyen kısım, profesörün o eski dünyayı; operayı, kütüphaneleri ve nezaketi anlatırken, torunlarının onunla deliymiş gibi dalga geçmesiydi. London burada çok acı bir noktaya parmak basıyor: Bilgi, onu aktaracak bir kültür kalmadığında sadece bir gürültüden ibarettir. Profesörün trajedisi, sadece dünyayı kaybetmiş olması değil, o dünyayı anlatacak kimsesinin kalmamış olması. London, Kızıl Ölüm adını verdiği ve insanların dakikalar içinde ölmesine neden olan salgını anlatırken hiç nazik davranmıyor. Kitapta beni en çok sarsan şey, salgın başladığında insanların yardımlaşmak yerine nasıl bir anda birbirinin boğazına sarıldığıydı. Bunları okurken "Acaba biz ne yapardık?" diye sormadan edemiyor insan. London’ın pesimist ama gerçekçi yaklaşımı, insan doğasının karanlık tarafına tutulmuş bir ayna gibi. Kitabın atmosferi oldukça gri ve tozlu. London’ın betimlemeleri sayesinde, bir zamanlar milyonların yaşadığı San Francisco’nun nasıl ormana dönüştüğünü, vahşi hayvanların sokaklarda gezdiğini zihninizde net bir şekilde canlandırabiliyorsunuz. Doğa, insanlık yok olurken üzülmüyor; aksine, bizden boşalan yeri büyük bir iştahla geri alıyor. Bu kayıtsızlık hissi, okurken kendinizi çok küçük hissetmenize neden oluyor. Kızıl Veba, sadece bir salgın hikayesi değil; bir unutuş hikayesi. Kitabı kapattığınızda elinizdeki telefona, oturduğunuz koltuğa ve
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
2013'ten 2073'e
Puan vermedi·72 syf.··
2026 30. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 21:16
Kitabı bitirdiğimde hissettiğim tek şey koca bir "Vay be!" oldu.Hem çok akıcı hem de insanı fena düşündüren bir yapısı var. Kitapta beni en çok vuran şey, insanların bir anda her şeyini kaybedebileceği gerçeği oldu. Teknoloji, şehirler, kurduğumuz o koca düzen… Hepsi tek bir salgınla bir anda buharlaşıyor. Okurken kendi kendime “Gerçekten bir gün biz de böyle olur muyuz?” diye sormadan edemedim. Modern dünyanın o devasa yapısının aslında ne kadar ince bir buz tabakası üzerinde durduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Özellikle Granser karakteri çok etkileyiciydi. Eski dünyayı hatırlayan tek kişi olarak torunlarına o günleri anlatmaya çalışması kalbimi sızlattı. Ama asıl korkunç olan; torunlarının onun anlattıklarını birer masal, bir "yaşlı bunak saçmalaması" gibi görmesi... İnsanlığın binlerce yılda biriktirdiği bilginin sadece iki kuşakta nasıl silinip gidebileceğini görmek gerçekten ürkütücü. Kitap çok kısa, bir oturuşta bitiyor ama verdiği mesajlar çok ağır. İnsan uygarlığının ne kadar kırılgan olduğunu tokat gibi yüzümüze çarpıyor. Kısa sürede biten ama etkisi uzun süre sizinle kalan, biraz karanlık ama kesinlikle okunması gereken bir hikâye. Biz neye güveniyoruz bilmiyorum ama doğa karşısında sandığımızdan çok daha aciziz. Mutlaka okuyun derim. 9/10
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Reklam
7/10
·72 syf.··
2025 56. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Kasım 2025 14:16
Jack London ’un Kızıl Veba adlı eseri kıyamet sonrası temalı bir kitap olup, medeniyetin ne kadar kırılgan olduğunu çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor. ​2073 yılında geçen hikayede dünya, 2013 yılında patlak veren ve "Kızıl Veba" olarak adlandırılan, tedavisi bulunamayan bir salgınla neredeyse tamamen yok olmuştur. ​Salgından önce San Francisco’da bir İngiliz edebiyatı profesörü olan ana karakterimiz, artık yaşlı bir adamdır. ​Profesör, salgından sonra vahşileşen ve avcı-toplayıcı bir topluma dönüşen torunlarına, eski dünyanın ihtişamını, teknolojisini ve medeniyetin nasıl bir anda çöktüğünü anlatır. ​Salgın öncesi dünyanın adaletsiz yapısını eleştirilir. Veba hem zengini hem fakiri aynı hızla öldürerek sınıfsal ayrımları yerle bir eder. ​İnsanlık ne kadar gelişirse gelişsin, doğanın karşısında çaresiz kalabileceği işlenir.
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2026 15:46
Kızıl Veba, insanlığın büyük bir salgınla neredeyse tamamen yok olduğu bir geleceği anlatır. Hikâye, 2073 yılında, medeniyet çöktükten sonra hayatta kalan yaşlı bir adamın torunlarına geçmişi anlatması üzerinden ilerler. Bir zamanların güçlü, bilimsel ve teknolojik açıdan gelişmiş dünyası; “Kızıl Veba” adlı ölümcül bir salgınla birkaç gün içinde yıkılır. İnsanlık, ilkel bir hayata geri döner. Bilim, sanat, kültür unutulur; geriye sadece hayatta kalma içgüdüsü kalır.
Edebiyat
Kızıl VebaJack London · Zeplin Yayınları · 201847,8bin okunma
Alanında hem çok cesur, hem çok fütürist bir eser
8/10
·336 syf.··
2026 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2026 22:18
Tahsin Yücel, bu kitabı 2006 yılında 2073 yılının kimine göre ütopyası ama çoğunluğa göre distopyası olarak yazmış. Yakın dönemde bir Türk yazarın böylesine cesur ve gerçekçi hayalcilikle 2073 Türkiyesi’ni betimlemesi benim çok hoşuma gitti. Cihangir’in ortasına dikilmiş gökdelenlerin günün birinde yargının bile özelleştirilebileceği fikrini insanların aklına getirmesi, insanların yerden ne kadar yüksek olursa itibarının da o kadar yüksek olacağı fikrinden, yılkı insanları tabirini literatüre katmasına kadar okudukça merak edeceğiniz ve kitabı bitirdikten sonra, “Biz bu işin şu anda neresindeyiz” diyeceğiniz bir kitap. Kitabı daha okunası hale getiren bir diğer faktör ise karakterlerin isimlerinden, davranışlarına kadar gerçeğe çok yakın olması. Hepimiz bu kitabı okurken Can Tezcan'ı birilerine, Sabri Serin'i birilerine, gazeteci Cüneyt Ender'i mevcut en popüler bir gazeteciye benzetiyoruz. Kitapta iyi/kötü karakter ayrımı olmayıp, birçok karakterin gri'liğini okuyucunun seçmesi beni etkileyen başka bir unsur oldu. Özellikle ana karakterin salt adaleti temsil etmeyişi ancak tamamen haksızlığın koruyucusu olmaması da benim hoşuma gitti. Yılkı insanları tabirini bizlere kazandırıp, üzerine düşünmemizi sağladı. Hala daha bu kitabı okuyup da, "Acaba ben şu an bir yılkı insanı mıyım?" sormayan yoktur diye düşünüyorum. Beni maalesef kitabı okuduktan sonra karamsarlığa sokan bu düşünce, birçok insanı da eminim 2026 Türkiye'sinde anlam arayışına itecektir. Sözün özü, Orwell’ın 1984’ü, Zemyatin’in Biz’i, Huxley’ın Cesur Yeni Dünya’sı alanında ne kadar değerliyse, Tahsin Yücel’in Gökdelen’i de Türk edebiyatı açısından oldukça önemli. 8/10.
Edebiyat
GökdelenTahsin Yücel · Can Yayınları · 20241,207 okunma
KIZIL VEBA~JACK LONDON
9/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
Jack London’un başyapıtlarından olan Kızıl Veba romanı, 2073 yılında, insanlığın neredeyse tamamen yok olduğu bir dünyada geçer. Yaşlı profesör James Howard Smith, torunlarına 2013’te patlak veren “Kızıl Veba” salgınını anlatır. Salgın başladığında Smith bir üniversite profesörüdür. Ancak bilgi, kültür ve medeniyet; salgın karşısında hiçbir işe yaramaz. Devletler çöker, şehirler kaosa sürüklenir, insanlar paniğe kapılarak birbirine düşer. Yağmacılar, fırsatçılar ülkenin her köşesini yakıp cehenneme çevirir. Zenginlik, unvan, eğitim gibi kavramlar hızla anlamsızlaşır. Bu salgın, insanları saatler içinde öldüren, yakalandıkları anda yüzlerini kıpkırmızı eden son derece bulaşıcı ve durdurulamaz bir hastalıktır. Salgından kurtulan çok az insan vardır. Yıllar içinde bu insanlar ilkel bir yaşama döner. Torunlar artık okuma yazma bilmez, geçmişteki teknolojiye ve bilime inanmakta zorlanırlar. Smith’in anlattıkları onlar için neredeyse bir masal gibidir. Vermek istediği şu mesajdan ben çok etkilendim: Bu romanda biz yalnızca bir salgını okumuyoruz aslında, medeniyetlerin, uyglarlıkların ne kadar kırılgan olduğunu ve insanlığın çok kısa sürede ilkel yaşama geri dönebileceği acı gerçeğini gözler önüne seriyor. Kızıl Veba, Jack London’un döneminin çok ötesinde bir öngörüyle yazdığı distopik ve eleştirel bir romandır. 1912’de kaleme alınmış olmasına rağmen, salgın, toplumsal çöküş ve insan psikolojisi üzerine söyledikleri bugün bile etkileyicidir. Ki aslında 6 yıl önce dünya olarak benzer bi yerden biz de bir salgınla mücadele ettik. Tabii bu distopyadakinin yanından bile geçmese de, o zaman da türlü fırsatçılar, bunu kötüye kullanıp milleti paniğe verenler yine olmuştu, ve şunu üzülerek söylüyorum ki, yine malesef olacak. Kıssadan hisse insan bu nihayetinde. İçinde iyi de kötü de
1000Kitap
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
Reklam
Reklam