9/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 16:57
Sultaniyegah İstanbul, rahmetli Beynun Akyavaş'ın nefis bir kitabı. Kitap, kendisinin muhtelif dergilerde yayımlanmış yazılarının bir araya getirilmesi ile meydana gelmiş. Kitap altı bölümden oluşuyor: 1- Evliyalar Şehri İstanbul İstanbul ve semtleri üzerine tam yirmi tane yazı yer alıyor. Bu yazıların içinde târih var, bilgiler var, ilk defa duyacağınız hikâyeler var. 2- Bir Çiçeğim Adı Lale Osmanlı Tarihinden ve bazı padişahların devrinden bahseden yedi tane kıymetli yazı yer alıyor. 3- Doktor Ahmed Cemil Bey İçinde beş tane mini biyografi türünde yazı yer alıyor: Doktor Ahmed Cemil Bey, Hekimbaşı Salih Efendi, Ali Emirî Efendi, Kâtibim Aziz Mahmud Bey, Süheyl Ünver ve de Akil Muhtar Özden. 4- Mahzun Bir Gün İçinde beş adet yazı yer alıyor. Bu yazılarda da yine tanıtılan kıymetli insanlar ve de tarihi hikâyeler ön planda. 5- Evlere Şenlik Bir Türkçe Dilimize dair çok kıymetli beş adet yazı yer alıyor. Bu bölümden bir alıntıyı burada da paylaşmak istiyorum: “Hayat ile ömür oldu "yaşam" veya "yaşantı"! Hayat memat meselesi, hayata gözlerini yummak, hayat pahalılığı, hayat kaynağı, hayat arkadaşı, hayata atılmak; ömrüne bereket, Allah ömürler versin, ömrü vefa etmemek, ömür törpüsü gibi tâbirlerimizi ne yapacağız? Sahiden ne ömür adamlar bunlar!... Hikâye "öykü" imiş! Uzun hikâye, yılan hikâyesi, hikâye etmek ne olacak? Cevap demeyiniz, gerici olursunuz, ilerici olmak için "yanıt" deyiniz. Başüstüne ama hazır cevap, sudan cevap, cevap hakkı, cevabı yapıştırmak nasıl söylenecek?“ Sayfa 219
Sultaniyegah İstanbulBeynun Akyavaş · Diyanet Vakfı Yayınları · 20075 okunma
8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022991 okunma
Reklam
Puan vermedi·404 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
EL KIZI ORHAN KEMAL 404 SAYFA #Ortakokuma #Okudukbitti Yorum ve görsel sevgili Lider Ersan ablama aittir. Alıntılar ise benden. BİZ ALTIN KIZLAR OKUMA GRUBU: Azime Matlı, Gül Güleryüz, Zeliha Erdoğan Demir, Münevver Geniş, TC Arzu Ortaören, Bahar Esen ve Ben Lider ERŞAN ​Bu ay ORHAN KEMAL... EL KIZI okuduk. ​ORHAN KEMAL... Değerli yazar, bu romanında da toplumsal bir yarayı işaret ediyor. • ​Eşini evde ikinci planda gören bir koca; • ​Kendini evin hakimi gören bir kayınvalide; • ​Eşinin kadın tarafıyla ilgilenen gerisini annesine havale eden bir aile reisi... • ​Susmanın, kabul etmenin çözüm olacağını düşünen ve öyle davranan, • ​Layık olmadığı bir hayata mahkum olan bir eş, bir bahtsız kadın. • ​Üzerine titreyerek büyütülürken bir dosta emanet edilen, hayatının en mutlu döneminde, hayatının en büyük travmasını yaşayan bir erkek evlat. ​Kitabın değerlendirmesinde kimimiz kayınvalideye, kimimiz evin erkeğine, kimimiz kendini bir türlü kabul ettiremeyen gelin Nazan'a kızgındık. ​Zeliha Erdoğan Demir: "Yazarın ağlayarak yazdım dediği bir kitap EL KIZI. İçinde yaşadığı toplumu çok iyi gözlemleyen yazarın diğer kitapları gibi 'El Kızı' da toplumsal ve sosyolojik ögeler barındırıyor, Kabuğunu kırıp bu günlere gelen TC nin bir dönemdeki gerçeklerine ışık tutuyor." Grup olarak Zeliha Erdoğan'ın bu görüşüne katılıyoruz.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
Kitap yorumum
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 20:17
hayatın içinde, nedenini bilmediğiniz bir tıkanmışlık hissedersiniz. İşte o anlarda bir elin omzunuza dokunup "Gel, beraber çözelim" demesine ihtiyaç duyarsınız. Volkan Erkan benim için tam olarak o el oldu diyebilirim Sevgili Yazar kitabı yazarken sadece mürekkep değil, ruhunuda kullanmış. Bir şey leri öğretmeye çalışmamış, içimizde zaten var olan üzerini toz kaplamış o gücü hatırlatmış. Kitaptan heybeme kalan en değerli notu bırakıyorum: "İnsan ne olduğunu bilmek istiyorsa, önce ne olmadığını görmek zorunda." Gerçekten de öyle değil mi? Bize ait olmayan fikirleri, başkalarının beklentilerini zihnimizden ayıkladığımızda asıl "ben" ortaya çıkıyor. Kitabı anlatsam çok şey var satırlara sığdıramam. Kısaca kendimizi bulmamızı sağlıyor. En iyisi siz okuyun. İçerikle ilgili bir kaç alıntı bırakıyorum. Sevgiyle kalın... 🩷 "Bu yalnızca senin yolun, başkaları seninle yürüyebilir, fakat hiç kimse senin yerine yürüyemez." (syf 132) 🩷 İnsan bu hayatta önce kendi ruhunu kazanmalıdır.(syf 203) 🩷 "Müziğin sesini duyamayanlar dans edenleri deli zannedermiş." Bakmak, görmek, duymak, hissetmek herkese nasip olsun.(syf 219) Zihnini bugün yeniden inşa etmeye başlasan, ilk koyacağın kural ne olurdu? Benimki; kendime daha şefkatli davranmak oldu. Ya seninki?
Edebiyat
Zihnini Yeniden YapılandırVolkan Erkan · Destek Yayınları · 2024169 okunma
8/10
·232 syf.··
2025 72. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 23:17
Burak Turna ' nın Metal Fırtına 2 - Kurtuluş isimli kitabında, Metal Fırtına 1 - ABD'nin Türkiye'yi İşgali ​isimli ilk kitapta Amerika Birleşik Devletleri'nin Türkiye’yi işgal girişimiyle başlayan "Metal Fırtına" operasyonu daha geniş bir coğrafyaya ve stratejik bir boyuta taşınır. ​Washington’da patlayan nükleer bombanın ardından Amerika sarsılmış, dünya dengeleri altüst olmuştur. ​Türkiye, maruz kaldığı saldırıların ardından hem içeride toparlanmaya çalışmakta hem de dışarıda kendisine kurulan komploları bozmak için istihbarat savaşlarına girişmektedir. ​Serinin ana kahramanı olan gizli ajan Gökhan Birkan, bu kitapta da olayların merkezindedir. Operasyonlar artık sadece cephede değil, derin devlet koridorlarında ve teknolojik altyapılarda sürmektedir.
1000Kitap
Metal Fırtına 2 - KurtuluşBurak Turna · Profil Kitap · 20141,595 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2026 01:32
Dinin Siyaseti: İslami Uyanış ve Feminist Özne Saba Mahmood ' un 1990' larda Kahire'de yürüttüğü saha araştırmasına dayanan çalışmasıdır. Mahmood bu çalışmada Mısır'daki 'Cami Hareketlerini' etnografik yöntemle incelemektedir. Alt ve orta sınıf kadınların eğitimci yada öğretici olarak katıldıkları camilerde düzenlenen dini eğitim ve ahlâkî terbiye pratiklerini gözlemlemektedir. Kadınların islami hareketlere dahil olmasının özelde feminist teoriye, genelde ise seküler-liberal teoriye yönelik ortaya koydukları kavramsal meydan okumaların analizini yapmaktadır (s.38). Mahmood, amacının, özellikle feminist ve liberal-sol entelektüellerde araştırmaya konu olan hareketlere benzer durum ve olguların sebep olduğu “duygusal değer biçme hâllerini” irdeleyerek eylem ve tecessüm, faillik ve direniş, benlik ve otorite arasındaki kurucu ilişkiye dair “bu varsayımların dar kafalılığını göstermek” olduğunu ifade etmektedir. Kadınların neden İslami hareketler içerisinde yer aldıklarını ve ataerkil bir bütünün içerisinde bile isteye kalmalarını sorgulamaya teşne siyasi ve entelektüel duruşu ve seküler-liberal ve feminist paradigma içinde temel olarak varsayılan öznelik, faillik, özgürlük ve direniş gibi parametreleri de sorgulamaktadır. Mahmood’un çalışması, biri sonuç bölümü olmak üzere altı bölümden oluşmaktadır. Saba Mahmood'un Dinin Siyaseti, feminist teorinin uzun süre sorgulanmadan benimsediği bazı temel varsayımları yeniden düşünmeye davet eden bir çalışma olarak öne çıkmaktadır. Mahmood, feminist yazında kadın failliği ile baskın ilişkilere karşı direniş arasında kurulan özdeşliğin ve özgürlüğün evrensel bir toplumsal ideal olarak kabul edilmesinin basit bir dikkatsizlik olmadığını vurgular. Ona göre bu varsayımlar, feminist projenin hem analitik hem de siyasi boyutunu
Dindarlığın SiyasetiSaba Mahmood · Islık Yayınları · 20225 okunma
Reklam
Reklam