Günümüzde uranyum büyük miktarlarda üretiliyor: Dünya üretimi yılda 40 000 tonun üstündedir. Bu, bugüne kadar nükleer enerji mühendisliğinin gereksinimlerini karşılamaya ancak yetmiştir. Üretilen uranyumun (amaca göre) doğrudan kullanılan kısmının %5’den fazla olmayışı ilginç görünmektedir. Geri kalan yüzde 95’e atık uranyum denilmektedir. Doğrudan kullanılamamaktadır, çünkü temel nükleer yakıt olan uranyum -235 izotopundan çok az içermektedir.
Tevekküle Dair Güzel Tarif
Tevekkül, geçmişe üzülmemek ve geleceğe göz dikmemek suretiyle bekleyiş bulanıklığından vakti arındırmaktır.
Sayfa 39
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Belirsiz Yaşam
Gelecek, hiçbir matematiği olmayan ölüm gibi yaşanırken tecrübe edilecek bir şeydir.
Gün ağarırken 5.000 kişilik bir muhafız birliği “ya zafer ya ölüm” nidalarıyla ileri atıldı ve aynı anda 60 top güllesini tabyanın içine göndermeye başladılar. Türklerin ateş açmasıyla her taraf cehenneme döndü. Siper duvarlarının dibine saklanan askerler oyulan basamaklardan yukarı fırladılar ve arkalarından da dalga dalga birlikler onları takip etti. Türkler muhteşem bir cengâverlikle tabyayı savunmalarına rağmen daha fazla dayanamadılar. Ahmet Hıfzı Paşa beyaz bayrak çekerek teslim oldu. 3.500 şehit ve 2.235 esir veren Türkler, kendilerinden üç misli olan Rus imparatorluk muhafızlarına tam sekiz saat karşı koymuşlardı. 5.000 kadar Türk de geri çekilmişti. Rusların kaybı 4.000 ölüydü. Telis de birkaç gün sonra düştü ve ablukanın halkası tamamlanmış oldu. Vid Nehri’nin batısındaki Türk müstahkem mevkilerini de ele geçiren Ruslar böylece Plevne’yi her yandan çembere almış oldular…
Tefekkür ettiğimizde; hayatlarımızda paha biçilemez, sayısız nimetlerin olduğunu idrak ediyoruz. Rabbimizin bizlere ihsan ettiği maddi ve manevi nimetler vardır. En değerli nimet; iman etmektir. Peygamberimize ümmet olmak nimettir, sâlih ameller işleyebilmek nimettir. Nefes alıp vermek, gökyüzüne bakmak, kuşların cıvıltıları duymak, sıhhatimiz, ailemiz, dostlarımız da nimettir. Elhamdülillah. Her nimet, şükür ister. Nimetlere şükreden insan; hayattan lezzet alır, huzur bulur, kaygısı azalır, güveni artar. Rabbimiz "Şâyet şükrederseniz size olan nimetlerimi artırır da artırırım." (İbrahim Süresi, 7) buyuruyor. Şükrettikçe; şükredilecek nimetlerin artacağı müjdesine rağmen, tam manasıyla şükrediliyor mu? Yaşadığımız döneme, tüketim çağı deniliyor. Olana değil de, olmayana odaklanılıyor. Mevcut imkânlardan hoş-nut olunmuyor, daha fazlası, daha güzeli derken nankörlük hastalığı ortaya çıkıyor. Bu hastalığın buluşma riski ise oldukça fazla, dikkatli olunmalıdır. Nankörlük hastalığından korunmak için ne yapmak lazım? Şükür vitamini ile kalp bağışıklığını güçlendirmek gerek. Kalbin güçlenmesi; Allah Teâlâ ile olan yakınlığımızın artmasına ve O'na itaat halinde bir hayat yaşamamıza vesile olur.Öyleyse şükür; hayatlarımıza misafir gibi gelip gitmemeli, daimî olarak kalmalıdır. Çünkü her an Rabbimizin nimetleri mevcuttur. Mesela; uyuduğumuzda Rabbimiz nimetlerini hâlâ vermeye devam ediyor, kalp durup dinleniyor mu? Dursa hayat biter. Nimetlerde süreklilik varsa, bizlerin de şükründe kesinti olmalıdır. Sevgili Peygamberimiz her hâl ve hareketinde hamd ve şükür hâlindeydi; uykudan uyanınca hamd eder (Tirmizî, Daavât 28), sevineceği bir haber gelince hemen şükür secdesine kapanırdı. (Ebû Dâvûd, Cihâd 152) O halde sizleri "hayat-larımıza şükür gelsin, bereket gelsin". şiarıyla,
Sayfa 50·Kitabı okudu
1000Kitap
Hayat yolculuğunda insan pek çok kişiyle karşılaşır, yakınlık kurar, arkadaş olur. Ancak onu hakka yaklaştıran, hatasını incitmeden söyleyen ve zor zamanlarında yanında duran kişi gerçek dosttur. Ne mutlu hakiki ve ebedî dostluklar kurabilenlere.
Sayfa 48·Kitabı okudu
1000Kitap