Hudeybiye Antlaşması öncesinde, Kureyş müşrikleri Hz. Peygamber"e elçiler gönderiyor, bu elçiler de, Mekke"ye dönüp yaptıkları görüşmeyi müşrik liderlere anlatıyorlardı. Hicretin dokuzuncu senesinde İslâm"a girecek olan Tâifli Urve b. Mes"ûd es-Sekafî de bu dönemde böyle bir elçilik yaptı. O, Mekke"nin fethinden sonra Tâif kuşatması esnasında kavmini İslâm"a davet ederken şehid edildi. Bu nedenle Allah Resûlü (sav), Urve"yi Yâsîn sûresinde hikâyesi anlatılan ve kendisiyle aynı akıbeti yaşayan kişiye (1) benzetmişti.(2) İşte o Urve, Hudeybiye"den döndükten sonra, Mekke müşriklerine Hz. Muhammed"le anlaşmaları tavsiyesinde bulunurken, ashâbının ona bağlılığına şahit oluşunu ve duyduğu hayranlığı şöyle dile getirmişti:
“Ey kavmim! Vallahi, ben birçok kralın huzuruna çıktım, heyet olarak Kayser"e, Kisrâ"ya ve Necâşî"ye gittim. Vallahi, Muhammed"in ashâbının ona tazim ettiği kadar hiçbir krala adamlarının tazim ettiğini görmedim... Öyle ki Muhammed sahâbîlerine bir şey emredince, o emri yerine getirmek için koşuşturuyorlar. Abdest aldığında artan abdest suyunu paylaşmak için birbirleriyle yarışıyorlar Konuştuğu zaman sahâbîleri seslerini onun yanında iyice alçaltıyorlar ve ona saygılarından dolayı gözlerini dikip yüzüne dikkatle bakamıyorlar. Şimdi, Muhammed size barış yolu gösterdi, bunu kabul edin!”(3)
1 Yâsîn, 36/20-27
2 MŞ36889 İbn Ebû Şeybe, Musannef, Meğâzî, 34. NM6579 Hâkim, Müstedrek, VI, 2354 (3/616).
3 B2731 Buhârî, Şurût, 15.