Sa'd b. Ebî Vakkas (r.a.) anlatıyor: ​Ben de orada oturmaktayken Resûlullah ﷺ bir gruba bir şeyler verdi. Ancak içlerinde bana en sevimli, en makbul gelen bir adama ise hiçbir şey vermedi. Dayanamayıp: — "Ey Allah’ın Resûlü! Filancaya neden vermedin? Vallahi ben onu samimi bir mümin olarak görüyorum" dedim. Resûlullah ﷺ: — "Yahut Müslüman (de)" buyurdu. ​Bir süre sustum. Fakat adamın iyiliği hakkında bildiklerim bana ağır basınca sözümü tekrar ettim: — "Filancaya neden vermedin? Vallahi ben onu mümin görüyorum" dedim. O yine: "Yahut Müslüman (de)" buyurdu. ​Sonra kendimi yine tutamadım ve sözümü üçüncü kez tekrarladım. Resûlullah da sözünü tekrarladı ve ardından şöyle buyurdu: — "Ey Sa’d! Aslında bana ondan daha sevimli gelen başkaları da vardır; fakat ben, Allah'ın kendisini yüzüstü ateşe atmasından korktuğum (imanı henüz zayıf olup da ihsandan mahrum kalınca dinden dönmesinden endişe ettiğim) kimselere (kalplerini İslam'a ısındırmak için) veririm." (Buhârî, Îmân 19; Müslim, Îmân 237)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ezra, bazı yorumcuların bilgi ağacının, incir ağacı olduğu şeklindeki sözlerini eleştirmektedir. 237 Bu yorumcular iddialarını Yaratılış 3:7'de Adem ile eşinin incir yapraklarından kendilerine önlük yapmalarına dayandırmaktadır.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Kant'a göre hak sisteminin hareket noktası, her insanın beşerî veya aklî doğasına bağlı olarak doğuştan sahip olduğu bir haktır: özgürlük hakkı veya bir başkasının keyfî iradesi tarafından zorlanmaktan bağımsız olma hakkı. (MS 6:237) Kişinin, başkaları tarafından, kendisinin onları bağlayabileceğinden fazla bağımlı kılınmasından muaf olma hakkı olan eşitlik hakkı, kendi kendisinin efendisi olma hakkı ile başkalarının hakkını ihlal edecek herhangi bir şey yapmadığı sürece, yanlış bir şey yapmış gibi değerlendirilmeme hakkı olan "ayıplanmanın ötesinde" olma hakkı da bu hakka bağlıdır. Kant temel hak ödevlerimizi, Romalı hukukçu Ulpian'ın kullandığı formülü uygularak, üç başlık altında inceler: honeste vive, neminem laede, suum cuique tribue. Bunlardan birincisi olan "Şerefinle yaşa!" formülünden, Kant, insanın kendine bir insan olarak değer vermesini, kendisini başkaları için bir araç haline getirmemesini anlar. Bu hukukî ödevin veya hak ödevinin, insanın kendine saygı duyması olan etik ödevden farklı olduğu, Kant'ın bu hak ödevini kendi kişiliğimizdeki insanlık hakkından türetmeye çalışmasından anlaşılabilir. (MS 6:236) İkincisi, "Kimseye zarar verme!" formülünden Kant'ın anladığı, hakkın şartları gözetilmediği müddetçe başkalarıyla birlikte yaşamama yükümlülüğüdür. Kant daha sonra bu ödevin, doğal halden çıkıp sivil hale geçmemizi gerektirdiğini; bu ödevin, başkalarını sivil hale geçmeleri için zorlama yetki-sini herkese verdiğini öne sürecektir. (MS 6:306-312) Üçüncüsü, "Herkese onun olanı ver!" formülü ise, Kant'a göre boş bir totoloji olmaktan ancak şöyle anlaşıldığı takdirde kurtulabilir: "Öyle bir hale gelin ki, bir kişiye ait olan şeyin, başkasının değil de onun olması teminat altına alınsın." (MS 6:237)
Sayfa 217·Kitabı okudu
237 ... Hoşgörülü davranmanız takvaya daha uygundur. Aranızda lütufkâr davranmayı unutmayın! Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir.
Geçecek yüz yıl zarfında bütün diğer diktatörlerin namı şanı söndü­ğü zaman tarih, Stalin'i Yirminci Asır Avrupasında ve milletlerarası sa­hada ve muasırları içinde en mühim bir devlet adamı olarak seçecektir. (Ernest Jackh, Yükselen Hilal, İstanbul 1946, s. 237)