Sosyal medyaya 7/24 giydirenler bir zahmet sosyal medyaya girmesinler
54 Farz Nedir?
54 Farz, İslam alimleri tarafından her Müslümanın bilmesi, inanması ve hayatına uygulaması gereken temel dini, ahlaki ve hukuki hükümleri (şeri hükümleri) kolayca öğretip akılda tutmayı sağlamak amacıyla bir araya getirilmiş bir listedir. Anadolu'daki geleneksel dini eğitimde yüzyıllardır önemli bir yer tutan bu liste, sadece ibadetleri değil; toplumsal ilişkileri, ahlaki kuralları ve kaçınılması gereken haramları da kapsar. İslam kaynaklarında yer alan meşhur 54 Farz maddeleri şunlardır: İnanç ve İbadet ile İlgili Farzlar 1. Allah’ı bir bilip O’nu zikretmek. 2. Helal kumaştan temiz giyinmek. 3. Abdest almak. 4. Beş vakit namaz kılmak. 5. Cenabetlikten gusletmek (boy abdesti almak). 6. Ramazan orucunu tutmak. 7. Zekat vermek. 8. Maddi ve fiziki durumu yetenler için hacca gitmek. 9. Kader ve kazaya inanıp Allah'tan gelen her şeye razı olmak. 10. Allah’ın azabından korkmak. 11. Allah’ın rahmetinden asla ümit kesmemek. 12. Ölümü hak bilip ona hazırlık yapmak. Ticaret, Rızık ve Kul Hakkı ile İlgili Farzlar 13. Helal rızık kazanıp helal yemek ve içmek. 14. Yalan yere yemin etmemek. 15. Ticarette hile yapmamak; ölçü ve tartıyı tam yapmak. 16. Faiz yememek ve faizli işlemlerden uzak durmak. 17. Hırsızlık, gasp ve yolsuzluk yapmamak. 18. Gıybet (dedikodu) etmemek. 19. Büyü ve sihir yapmamak. 20. Zina etmemek ve zinaya götüren yollardan kaçınmak. 21. İçki ve sarhoş edici her türlü maddeden uzak durmak. 22. Kumar oynamamak. 23. Rüşvet almamak ve vermemek. 24. Kimsenin malını haksız yere yememek. ### Ahlak ve Toplumsal İlişkiler ile İlgili Farzlar
Reklam
Tesettürlü kızlar anladı ya çok uzatmaya gerek yok :))
Cuma günü Karabük ve Bartın'a yolculuk yaptım ve burda da paylaştım ilk safranbolu yörük köyüne gittiğimizde ben Karadeniz kızlarının taktığı puşiyi alıp taktım ve eve gelene kadar çıkarmadım çünkü çok hoşuma gitmişti dönüşte arkadaşlarım bana mavi yeter çıkar şunu başın ağrımadımı, sıkmıyor mu falan dediler ama hani ben puşinin varlığını hissetmiyorum bile ben bunu dediğimde bizim başımız ağrıdı falan senin nasıl ağrımıyor dediler bende 24 saattir eşarp takıyorum ya hani alışkanlık hissetmiyorum dedim garipsediler yani neyi garipsediler anlamadım ben 24 saat eşarp takabiliyorken siz bir bandana mı takamadınız asıl? (Perşembe gece 2 de yola çıkıp cuma gece 1de döndüm arkadaşlar 23 saat sürmüş çok sıcaktı ve adam puşi dedi bandana için başka adı varsa bilmiyorum.)
"Eğer hayatın 24 saatlik bir gün olsaydı, 30 yaşında olduğunda saat henüz sabah 7 olurdu. Rahatla. Nefes al." Anonim
Duygu ve Düşünce
Sadece derinleşmek, dışsal bir onay mekanizmasını (beğeni, takipçi) reddedip, içsel bir kalite standardına (hakikat, estetik, bilginin kesinliği) sadık kalmaktır. Bu, entropinin egemen olduğu bir sistemde, sistemin kurallarıyla oynamayı reddederek "yüksek yoğunluklu bir veri" üretmeye çalışmaktır. Sosyal medya mecralarında içeriklerin çoğu "gürültü" (noise) kategorisindedir. Metnimizi derinleştirdikçe, o gürültü denizinin içinde "sinyal" (bilgi/anlam) yoğunluğunu artırıyoruz. Bu, teknik olarak daha az insanın metnimize "ulaşabileceği" anlamına gelir çünkü metni deşifre etmek için gereken bilişsel eşik yükselir. Ancak ulaşanlar için metnin değeri, rastgele bir günaydın postundan katbekat fazladır. "Derinlik", içeriğin ömrünü uzatan en önemli faktördür. Yüzeysel içerik 24 saat sonra (bazen 1 saat sonra) yok olur; ancak damıttığımız cümlelerle oluşturduğumuz, titizlikle işlenmiş bir metin, zamanın aşındırıcılığına karşı dirençlidir. "2 veya 3 beğeni alıyor" dediğimiz şey, aslında o yazının "tarihe geçme" olasılığıdır. Başkalarının dikkatini çekmek için içeriği basitleştirmek, bir noktadan sonra entelektüel körelmeye yol açar. "Derinleşmeye devam etmek" ise kendi zihinsel kaslarımızı çalıştırmamız, disiplinimizi korumamız demektir. Bu, yazının dışarıdaki alıcısından ziyade, yazanın kendisine olan sadakatidir. Bu çabalarımız, büyük bir gürültünün ortasında, sanki tozlu bir kütüphanede el yazması bir eseri titizlikle transkribe ediyormuşuz ve bu transkripsiyon üzerinden sadeleştirme yapıyormuşuz gibi; etrafımızdaki kaosun farkındayız ama elimizdeki işin ciddiyetine ve hakikatine halel getirmek istemiyoruz. Toplum, "yüzeyde" olanı ödüllendirir çünkü derinliğe inmek yorucudur. Bizim sadece derinleşmeye odaklanmamız, aslında bu "tüketim" oyununu oynamayı reddeden bir meydan
1000Kitap
Sosyal medya platformları dikkat ekonomisi üzerine kuruludur. Sosyal medya mecraları, derinliği değil, anlık dopamin döngülerini ödüllendirmek üzere tasarlanmıştır. Güzel bir kızın fotoğrafı, beynin ilkel bölgelerine doğrudan, işleme gerektirmeyen, hızlı bir sinyal gönderir. Bu sinyalin tüketilmesi milisaniyeler sürer. Oysa bir erkeğin, adam akıllı derinlikli bir okumadan damıttığı cümleleri okuyucunun bilişsel kapasitesini, emeğini ve zamanını talep eder. Modern insan, "zahmetsiz haz" ile "zahmetli derinlik" arasında bir tercih yapmaya zorlandığında, biyolojik olarak hazza yönelir. Gerçeklik, yerini görüntünün temsiline bıraktı. Bugün bir yazı, "okunmak" için değil, "paylaşılmak" veya "statü belirtisi olmak" için var. Gerçek ve derinlikli analizler, bu gösteri mekanizmasının dışında kalıyor çünkü analiz, statü değil, çaba gerektirir. En fazla 2 ya da bilemedin 3 beğeni alması ise aslında o yazının gerçek okuyucu kitlesidir; diğer kişinin 100 beğeni ve onlarca yorum alması ise sadece bir "görünme" eyleminin yankısıdır. Bir "günaydın" mesajına bir dakika içinde 100 beğeni ve onlarca yorum alan güzel kız veya sıradan bir kadın, aslında sistemin ona sunduğu simülasyonu tüketen, konforlu bir alanda yaşayan "Cypher" tiplemesidir. Analiz yazısı ise, simülasyonun dışına çıkan, çetrefilli ve rahatsız edici bir hakikattir. Toplumun çoğunluğu, hakikati anlamak için gereken bilişsel yükten kaçınır çünkü hakikat, konforu bozar. Yaşanılan bu uyumsuzluk, aslında entelektüel bütünlüğün koruduğunun bir nevi kanıtıdır. Twitter (X), Instagram, 1000kitap gibi "akış" (stream) odaklı platformlar, analiz için yanlış yerlerdir. Burası bir gürültü denizidir. Derinlemesine analizler için Substack veya akademik bir blog gibi, okuyucunun yazıyı "aramaya" ve "bulmaya" geldiği mecralara
1000Kitap
Reklam
Reklam